Kategori: Konvansiyonel Tarım ve Zararları

06 Mar

101 Soruda Organik Ürün Rehberi

Buğday Derneği ve NG Türkiye işbirliğiyle yayımlanan kitapçık “organik” hakkında merak edilen soruları yanıtlıyor.

Türkiye’de kavram kargaşası yaşanan, tüketicinin aklında çokça soru olduğu alanlardan biri “organik”. Her geçen gün daha da çok kullanılan bu sözcüğün etki alanı yaygınlaştıkça sorular da artıyor ama sağlıklı ürüne/gıdaya ulaşmak isteyen tüketici çoğu zaman sorularına doyurucu yanıtlar bulamıyor.
Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği ve National Geographic Türkiye dergisi işbirliği ile derginin Mart sayısında tüketicinin sorularına yanıt veren ve böylece önemli bir boşluğu dolduran bir rehber yayımlandı: 101 Soruda Organik Ürün Rehberi.

İçeriğini Buğday Derneği adına Batur Şehirlioğlu ve Neslihan Şimşek’in hazıladığı 64 sayfalık rehber, hem “organik” sözcüğüyle ilgili kavram karmaşasını düzeltme şansı veriyor, hem de tüketicinin merak ettiği “Organik gıdalar nasıl denetleniyor”, “Etiketinde organik yazan her gıda gerçekten organik mi”, “Organik ürünler neden pahalı” gibi soruları yanıtlıyor.

Organik Ürün Rehberi’ndeki konu başlıkları şöyle: “Ne Organik, Neden Organik?”, “Nasıl denetleniyor, nasıl sertifikalandırılıyor?, “Dünyada ve Türkiye’de durum ne?”, “Organik, Doğal, İyi, Topraksız ve Toplum Destekli Tarım”, “Nasıl analiz ediliyor?”, “Her şey tohumla başlar”, “Bitkisel üretim”, “Hayvansal üretim”, “İşleme ve katkı maddeleri”, “Etiketleme, Paketleme, Pazarlama”, “Tekstil, Kozmetik, Temizlik”, “Alışveriş” ve “Tanımlar ve Logolar”.

Rehbere katkıda bulunan isimler arasında Özlem Bağıran, Tarık Bakmaz, Prof.Dr. Hulusi Barlas, Nurhayat Bayturan, Dr. Gülay Beşirli, Doç.Dr. Cem Özkan, Prof.Dr. Tayfun Özkaya ve Bahadır Ünsal da var.

Organik tarımla ilgili projeleri ve kurduğu modellerle, bir yandan organik ürünlerin ulaşılabilir olmasına katkıda bulunurken, diğer yandan da tüketicilerin bilgilendirilmesine önem veren Buğday Derneği, 101 Soruda Organik Ürünler Rehberi’ni yayımlayarak tüketicilerin sağlıklı ve güvenilir gıda hakkında bilgilenmesini sağlayan NG Türkiye’ye ve rehbere katkıda bulunan tüm üretici, ziraat mühendisi ve akademisyen dostlara teşekkür ediyor.

101 Soruda Organik Ürünler Rehberi’ni, NG Türkiye’nin Mart sayısıyla birlikte bayilerden edinebilirsiniz.

28 Eyl

GDO’nun Gerçek Yüzü

Birkaç hafta önce yayınlanan bir araştırma, dünyanın en çok satan zararlı bitki öldürücüsü ve ona dirençli genetiği değiştirilmiş mısır’ın tümöre, çoklu organ tahribatına ve erken ölümlere yol açtığını gösterdi.

Söz konusu araştırma; Monsanto’nun ürettiği Roundup bitki öldürücüsünün ve yine aynı firmaya ait Roundup dirençli NK603 GDO’lu mısırın uzun vadeli etkilerini inceleme konusunda bir ilk teşkil ediyor.  Bilim insanlarının bulgularına göre bu maddelere düşük miktarlarda bile olsa maruz kalan farelerde, erkeklerde dört ay, dişilerde ise 7 ay gibi kısa bir sürede meme dokularındatümor, ciddi karaciğer ve böbrek tahribatı ortaya çıktı. Kontrol grubunda bu süre erkekler için 23, dişiler için 14 aydı.

‘Bu araştırma özellikle dişi hayvanlarda inanılmaz sayıda erken ve agresif biçimde gelişen tümörler olduğunu gösteriyor. Sağlık üzerindeki bu aşırı negatif etkileri beni şoke etmiş durumda’ diyor King’s Collage Londra’da moleküler biyoloji üzerine çalışan ve aynı zamanda CRIIGEN(araştırmayı destekleyen bağımsız bilimsel konsey) üyesi olan Dr.Michael Antoniou.

GDO’lu ekinler, hayvanlar üzerinde yapılan 90 günlük testler sonrası insan tüketimi için onay almıştı. Ama üç ay, neredeyse iki yıl yaşayabilen(700 gün) farelerde geç ergenlik dönemine denk geliyor ve uzun zamandır, testlerin farelerin tüm yaşam süresini kapsaması gerektiği konuşuluyordu.

Bilimsel hakem kurulu tarafından kontrol edilen çalışma Caen Universite’sinden bir grup araştırmacı tarafından yürütüldü. Araştırmanın bulguları, NK603 Roundup dirençli mısır içeren bir diyetle beslenen veya içme suyunda izin verilen oranlarda Roundup içeren su verilen farelerin, iki yıllık süre baz alındığında,  standart diyetle beslenen farelerden çok daha önce öldüğünü ortaya koydu.

Erkek farelerin yarıya yakını ve dişi farelerin yüzde 70’ierken öldü. Bu oranlar kontrol grubunda erkeklerde yüzde 30 ve dişilerde yüzde 20’ydi. Araştırmacılar, iki cinsiyet için de, Roundup karıştırılmış su verilen veya NK603 ile beslenen farelerde kontrol grubundakilere göre 2-3 kat daha büyük tümörlere rastlandığını ortaya çıkardı. 24. ayın sonunda dişilerin yüzde 50 ila 80’inde büyük tümörler gözlendi. Bazı hayvanlarda aynı anda üç tümör birden oluştu. Buna karşılık kontrol grubundaki hayvanların sadece yüzde 30’unda tümöre rastlandı.

Bilim insanları bu kadar büyük tümörlerin sağlık üzerinde yıkıcı etkileri olduğunu bildirdiler. Tümörler farelerin nefes almasını zorlaştırıyordu ve sindirimi zorlaştırarak kanamalara sebep oluyordu.

Geçtiğimiz gün akademik Gıda ve Kimyasal Toksikoloji dergisinde yayınlanan araştırma NK603 ve Roundup’ın, ister tek başlarına, ister beraber tüketilsin; farelerin sağlığı üzerinde benzer etkileri olduğunu ortaya koydu. Ekip, içme suyunda izin verilen en düşük dozajlarda bile Roundup’ın ciddi sağlık problemleriyle bağlantılı olduğunu gösterdi.

‘Fareler uzun süreden beri olası zehirli maddelerin insanlar üzerindeki etkilerini incelemek için kullanılıyor. Tüm farmakolojik ürünler, tarım ve ev ürünleri onaylanmadan önce fareler üzerinde test ediliyor. Bu GDO’lu mısırın ve Roundup herbisit tüketiminin insan sağlığı üzerinde ciddi etkileri olduğu konusunda sahip olabileceğimiz en önemli göstergedir’ diyor Antoniou.

Roundup İngiltere’de yaygın olarak kullanılıyor ve bahçıvan dergileri tarafından öneriliyor. Fakat araştırma aynı zamanda GDO’lu gıdaların yaygınlaşmasına bir darbe anlamına da gelebilir.

2050 yılına gelindiğinde dünya nüfusunun 9 milyar olacağı beklendiğinden; BM küresel gıda üretiminin yüzde 50 artması gerektiğini belirtiyor. DEFRA’nın başını  çektiği ‘Yeşil Gıda Projesi’ de 10 Temmuz 2012 gibi yakın bir tarihte GDO’nun bu duruma olası bir çözüm olarak yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirtmişti.

ABD’de yetiştirilen tüm mısırın yüzde 85’inin genetiği değiştirilmiş durumda. Aynı şekilde işlenmiş gıdaların da yüzde 70’i GDO içermesine rağmen GDO etiketi taşımıyor. İngiltere ve Avrupa’da GDO’lu mısır doğrudan insanlar tarafından tüketilmiyor ama GDO etiketi zorunluluğu olmaksızın hayvanların beslenmesinde yaygın olarak kullanılıyor.

Antoniou, bilimsel hakem kurulu tarafından kontrol edilen araştırmanın sonuçlarından kimsenin şüphe etmemesi gerektiğini söylüyor: ‘Bu şimdiye kadar GDO’lu gıdaların ve Roundup herbisitinin farelerin sağlığı üzerindeki etkileri konusunda yayınlanmış en kapsamlı araştırma’.

Profesör Gilles-Eric Seralini’nin önderliğindeki araştırma ekibi yaşam süreleri boyunca her biri 10 erkek ve 10 dişiden oluşan 10 ayrı grubu inceledi. 3 grubun suyuna üç farklı dozda(ki bu dozlar herbisit sıkılmış ekinlerden yemek zinciri yoluyla maruz kalınan oranlarla uyumluydu) Monsanto tarafından geliştirilen Roundup karıştırıldı.

Üç grup, 11%, 22% ve 33% oranında Roundup’a dirençli Mısır içeren diyetle beslendi. Üç grup aynı oranda Roundup ve GDO’lu mısır içeren diyetlerle beslendi. Kontrol grubu ise Roundup veya NK603 içermeyen ve 33%’ü GDO’suz mısırdan oluşan diyetle beslendi.

Monstanto’dan bir temsilci konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı: ‘Ürünlerimiz ve kullandığımız teknolojilerle ilgili yapılan tüm diğer araştırmalar gibi bu araştırmayı da kapsamlı ve ayrıntılı olarak gözden geçireceğiz.’

Yeşil Gazete için Türkçe’ye çeviren: Tuğçe Tuğran

(Grocer.co.uk, Yeşil Gazete)

‘Safe’ levels of GM Maize and Roundup can cause tumours, multiple organ damage and premature death,.

 

28 Eyl

Kusurlu Araştırmalar Organik Gıdanın Önemini Gölgeleyemez

Stanford Üniversitesi tarafından yayımlanan “Organik besinlerin sağlığa faydalarıyla ilgili çok az kanıt var” başlıklı açıklamayı, ABD’de olduğu gibi Türkiye’de de pek çok uzman, “yetersiz” ve “taraflı” bir araştırma olarak niteledi.

 Gerçek gıdaya ulaşmanın giderek zorlaştığı günümüzde tüketiciler, doğal olarak gıdanın güvenilirliğini ve besleyici değerini sorgulama konusunda daha hassas davranıyor…

Geçtiğimiz günlerde Stanford Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü uzmanları tarafından yayımlanan “Organik besinlerin sağlığa faydalarıyla ilgili çok az kanıt var” başlıklı basın açıklaması, ABD’de olduğu gibi Türkiye’de de pek çok uzman tarafından yetersiz ve taraflı bir araştırma olarak nitelendi.

Türkiye’de gerçek gıda ile doğa dostu üretim ve tüketim alışkanlıklarının yaygılaştırılması konusunda 20 yılı aşkın süredir çalışan Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği, organik gıdanın besleyici değerlerinin sadece yetiştirme yöntemleriyle değil, tohumuyla, yetiştirildiği toprakla ve ürünlerin olgunluk ve tazeliğiyle doğrudan ilişkisi olduğuna dikkat çekiyor…..

Açıklamanın devamını sıkça sorulan sorular kısmında “Organik ürünler, yerel tohumlar, besin değerleri ve sağlık açısından önemi” başlığı altında bulabilirsiniz.