Kategori: Basın Odası

25 Haz

%100 Ekolojik Pazarlar’da Yeni Dönem

Buğday Derneği’nin “%100 Ekolojik Pazarlar’da Yeni Dönem” konulu Basın Toplantısı bugün Bomontiada’da gerçekleşti.

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği olarak 11 yıldır yerel yönetimlerle işbirliği çerçevesinde, gönüllülükle yürüttüğümüz %100 Ekolojik Pazarlar’daki operasyonel sorumluluğu üreticilere, ekopazar esnafına ve yerel yöneticilere aktarma kararı aldık. Türkiye’de giderek yaygınlaşan ve diğer organik pazarlara da örnek olan %100 Ekolojik Pazarlar’daki sorumluluk alanımızı -kademeli olarak- rutin pazar denetimlerinden (ürün, belge, etiket, miktar), sistem/model denetimine taşıyacağız. Birikim ve deneyimimizi, pazaryerlerinde bilfiil denetim yapmak yerine, %100 Ekolojik Pazarları daha da yaygınlaştırmak için kullanacağız.

Basın açıklamamızın tam metnini buradan okuyabilirsiniz: http://www.bugday.org/portal/haber_detay.php?hid=8006

0EkolojikPazarı. info. rakamsal

30 Kas

İzmit %100 Ekolojik Pazar 26 Kasım Cumartesi Günü Açıldı

İzmitli tüketici organik gıda ile buluşuyor

 İzmit Belediyesi, Kocaeli Ekolojik Yaşam Derneği, Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği ve Saraybahçe Alışveriş Merkezleri AŞ işbirliğiyle, İzmit’in ilk %100 Ekolojik Pazarı, 26 Kasım Cumartesi günü 41 Burda AVM’de açılıyor!

10,5 yıl önce, Buğday Derneği kurucusu Victor Ananias’ın öncülüğünde Türkiye’nin ilk organik pazarı  Şişli %100 Ekolojik Pazar kurulduğunda, sağlıklı ve güvenilir gıda, kentteki tüketicinin sofrasındaki yerini almaya başladı. Bugün, ikisi mevsimlik, beşi sürekli açık olmak üzere,  İstanbul’da Şişli, Beylikdüzü, Bakırköy, Kartal, Küçükçekmece ile Kayseri’de Talas ve Kocasinan’da kurulan toplam yedi %100 Ekolojik Pazar sayısı, İzmit %100 Ekolojik Pazar’ın açılışıyla sekize çıkarak ekolojik gıda hareketi ve ekolojik gıda kültürü yaygınlaşmasını sürdürüyor.

15259437_10154715685101870_6611374116958259785_o

İzmit %100 Ekolojik Pazar’ın açılışıyla, Türkiye’de on beş olan organik pazar sayısı da on altıya çıkmış oluyor.

15272030_10154715685151870_3101722093413234770_o

 

20-25 arası organik gıda üreticisi ve yaklaşık 80 tezgâh kapasitesiyle, Cumartesi günleri, 41Burda AVM’de kurulacak olan İzmit %100 Ekolojik Pazar sayesinde İzmit halkı, organik sertifikalı, güvenilir ve sağlıklı gıda ile tanışmış olacak.

Tüketici hakkını koruyan, güvenilir gıda

Buğday Derneği, hem organik ürüne güveni sağlamak ve tüketicinin hakkını savunmak, hem de üreticiler arası haksız rekabetin önüne geçmek için, %100 Ekolojik Pazarlar modeli ve standartlarını oluşturarak Belediyelere organik pazarlar konusunda danışmanlık hizmeti sunmakta. Organik tarımda, her üreticinin ayrı ayrı her bir ürünü için hasat miktarı kayıt altına alınıyor ve satışlara dair izlenebilirlik, organik tarım esaslarının başında geliyor. Buğday Derneği de oluşturduğu web tabanlı veri kayıt ve stok takip programı ile pazara giren ve satılan tüm ürünleri kayıt altında tutuyor ve sertifika kuruluşuna bildirerek üreticinin, hasat miktarından satılan ürünün düşümünün yapılmasını sağlıyor. Bakanlık, sertifika kuruluşları, Buğday Derneği ve Belediyeler yasal sorumlulukları çerçevesinde tohumundan gübresine, ilaç kalıntısından satış miktarına organik tarım üreticisini denetliyorlar. Hem üretim hem pazar aşamasında düzenli zirai ilaç, antibiyotik gibi maddelerin analizleri yapılmakta. %100 Ekolojik Pazarlar düzenli olarak Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı İl ve İlçe teşkilatları tarafından da denetlenmektedir.

15220049_10154715684901870_8786879817327937918_n15168717_10154715685011870_8497195208893952240_o

%100 Ekolojik Pazarlar’ın sayısal verileri:

Haziran 2006’da 48 tezgâhta 25 üretici ve esnafla başlayan Şişli %100 Ekolojik Pazar, 10. yılında 307 (yemek hariç) tezgâhta 76 üretici ve esnafla büyümeye ve gelişmeye devam ediyor. Şişli %100 Ekolojik Pazar’da, yılda 700 ton civarında ekolojik taze sebze ve meyve satılıyor. Kartal % 100 Ekolojik Pazarı da 2015 yılında, bir önceki yıla göre % 26.48’lik artış göstererek yıllık sebze-meyve satışını 271 tona yükseltmiştir. 2013 yılı haftalık taze-sebze meyve ortalama satış değeri: 4 ton iken 2015 yılında bu rakam 5.312 ton’a yükselmiştir.

Kayseri’de mevsimsel açılan Kocasinan ve Talas %100 Ekolojik Pazarları bu yılı, toplam 249.130 kg sebze ve meyve satışı ile kapattı. Bunun, 183.511,46 kg’ı Kocasinan, 65.619 kg’ı ise Talas %100 Ekolojik Pazarı’na ait.

Mersin Mut’tan, İzmir Seferihisar’a, Antalya Çıralı’dan, Ankara Kalecik’e; toplam 428 üreticinin taze sebze ve meyvesi %100 Ekolojik Pazarlar sayesinde tüketiciye ulaşmakta.

Tarım Bakanlığı 2015 verilerine göre ise Türkiye’de doğadan toplama dahil 515.268 hektar alanda 70.000 e yakın üretici 1.829.289 ton organik ve organik tarıma geçiş süreci ürünü üretmekte veya hasat etmektedir.

10 Kas

Kayseri %100 Ekolojik Pazarlar Sezon Kapanışını Yaptı!

Kayseri %100 Ekolojik Pazarlar Sezon Kapanışını Yaptı! 

Kamu, sivil toplum işbirliğinin başarılı örneklerinden biri olan, Kayseri Talas ve Kocasinan Belediyeleri, Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği, Kapadokya Organik Tarım Üreticileri Birliği Derneği ve Kayseri Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı İl Müdürlüğü işbirliği ile sezonluk açılan Talas ve Kocasinan %100 Ekolojik Pazarları, Ağustos başından Ekim ayı sonuna dek Kayserili organik gıda müşterisiyle buluştu.

Ekolojik tarımı yaygınlaştırmak; üreticiyi örgütlemek, teşvik etmek, pazarlama sorununu çözmek ve paralelinde tüketiciyi bilinçlendirmeyi gerektiriyor. Kayseri İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü tarafından yürütülen, 73 çiftçi ile 1.240 da alanda sebzecilik ve 1.000 da alanda meyvecilik ve bağcılığın yapıldığı,  “Organik Tarımın Yaygınlaştırılması ve Kontrolü” projesi kapsamında üretime başlayan üreticilerin ürünlerinin pazarlanması için, 2013’te açılan Kocasinan ve 2014’te açılan Talas % 100 Ekolojik Pazarları sezonluk olarak hizmet veriyor,  Ağustos ayı başında açılıp Kasım ayı içinde kapanıyor.

img_3645

Buğday Derneği tarafından hazırlanan veri kayıt ve takip programı sayesinde üretici ve ürünlere ait verilere kolaylıkla ulaşılabiliyor. Bu verilere göre, Kayseri’de sezonluk hizmet veren iki ekolojik pazarda satışlar 2014 yılına (190 ton) oranla 2015 yılında, yaklaşık yüzde 27 oranında artış gösterdi.

İki pazarda 2015’te, toplam 240 bin 795 kg sebze-meyve satıldı. 2016 verileriyse; Kocasinan,183.511,46 kg  ve Talas, 65.619 kg sebze-meyve satışı ile, toplam, 249.130 kg sebze ve meyve satışı gerçekleşti.

11825741_877608545620892_6724189857839818426_n

Ekolojik Pazarlar’la Organik Sektör de Büyüyor

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği tarafından 2006 Haziran’ında İstanbul’da, Şişli – Feriköy ile başlatılan % 100 Ekolojik Pazarlar projesi, ekolojik tarım ve ürünlerinin Türk toplumu tarafından tanınması ve iç pazarda talep oluşmasında öncü olmuştur. %100 Ekolojik Pazarlar’la birlikte ekolojik tarım ve ürünleri toplum tarafından daha çok bilinmeye başladı, yediğimiz gıdaya yönelik farkındalık ve bilinç arttı. İç pazara yönelik üretim, çeşit, miktar ve kalitenin artmasıyla sektör zenginleşti.  Türkiye, organik et ve türevleri, süt türevi ürünler, yerli kozmetik ürünler, birçok gurme ürün, ithal kozmetikler, çikolatalar, ekolojik temizlik malzemeleri, helva, çörekotu gibi bitkisel yağlar vs ile bu proje sonrasında tanışabildi.

Bugün, ikisi mevsimlik, beşi sürekli açık olmak üzere, İstanbul’da Şişli, Beylikdüzü, Bakırköy, Kartal, Küçükçekmece ile Kayseri’de Talas ve Kocasinan’da kurulan toplam yedi %100 Ekolojik Pazar ile ekolojik gıda hareketi ve ekolojik gıda kültürü yaygınlaşmayı sürdürüyor.

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği, sağlıklı ve güvenilir gıdanın soframızdaki yerini alması için çalışmalarına devam ediyor.

İletişim: Ceren C. Gündoğan

Tel: (0216) 3499933

ceren@bugday.org

www.bugday.org

 

15 Eyl

Kayseri’de %100 Ekolojik Pazarlar Ağustos’ta Açılıyor!

Kayseri, sezonluk olarak açılan iki organik pazar ile öncü il olma misyonunu sürdürüyor. Kayseri Talas ve Kocasinan Belediyeleri, Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği, Kapadokya Organik Tarım Üreticileri Birliği Derneği ve Kayseri Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı İl Müdürlüğü işbirliği ile bir yıl ara ile açılan iki % 100 Ekolojik Pazar, üreticinin de tüketicinin de yüzünü güldürüyor. 3 Ağustos Çarşamba günü Talas ve 7 Ağustos Pazar günü de Kocasinan % 100 Ekolojik Pazarları açılıyor.

İki pazarda 2015’te, toplam 240 bin 795 kg sebze-meyve satıldı. Pazar günleri  kurulan Kocasinan’da 139.181,35 kg, Çarşamba günleri kurulan Talas’ta 101.614,10 kg.

Buğday Derneği tarafından hazırlanan veri kayıt ve takip programı sayesinde üretici ve ürünlere ait verilere kolaylıkla ulaşılabiliyor. Bu  verilere göre, Kayseri’de sezonluk hizmet veren iki ekolojik pazarda satışlar 2014 yılına (190 ton) oranla 2015 yılında, yaklaşık yüzde 27 oranında artış gösterdi.

11825741_877608545620892_6724189857839818426_n

Ekolojik tarımı yaygınlaştırmak; üreticiyi örgütlemek, teşvik etmek, pazarlama sorununu çözmek ve paralelinde tüketiciyi bilinçlendirmeyi gerektiriyor. Kayseri İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü tarafından yürütülen “Organik Tarımın Yaygınlaştırılması ve Kontrolü” projesi kapsamında üretime başlayan üreticilerin ürünlerinin pazarlanması için bir yıl arayla, 2013’te açılan Kocasinan ve 2014’te açılan Talas % 100 Ekolojik Pazarları  sezonluk olarak hizmet veriyor, Ağustos ayı başında açılıp Kasım ayı içinde kapanıyor.

Ekolojik Pazarlar’la Organik Sektör de Büyüyor

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği tarafından 2006 Haziran’ında İstanbul’da, Şişli – Feriköy ile başlatılan % 100 Ekolojik Pazarlar projesi, ekolojik tarım ve ürünlerinin Türk toplumu tarafından tanınması ve iç pazarda talep oluşmasında öncü olmuştur. %100 Ekolojik Pazarlar’la birlikte ekolojik tarım ve ürünleri toplum tarafından daha çok bilinmeye başladı, yediğimiz gıdaya yönelik farkındalık ve bilinç arttı Ayrıca sektör zenginleşti. İç pazara yönelik üretim, çeşit, miktar ve kalite arttı. Türkiye, organik et ve türevleri, süt türevi ürünler, yerli kozmetik ürünler, birçok gurme ürün, ithal kozmetikler, çikolatalar, ekolojik temizlik malzemeleri, helva, çörekotu gibi bitkisel yağlar vs ile bu proje sonrasında tanışabildi.

Organik Tarımın Yaygınlaştırılması ve Kontrolü

Kayseri Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü tarafından yürütülen ”Organik Tarımın Yaygınlaştırılması ve Kontrolü” Projesi kapsamında, Kayseri’de 73 çiftçi ile 1.240 da alanda sebzecilik ve 1.000 da alanda meyvecilik ve bağcılık yapılmaktadır. Bu proje sayesinde üretilen organik ürünler Kayseri Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü, Kocasinan Belediyesi, Talas Belediyesi ve Kapadokya Organik Tarım Üreticileri Birliği Derneği ile Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin birlikte açtığı, Kocasinan Erciyesevler ve Talas Yenidoğan %100 Ekolojik Pazarlarında tüketicilere ulaşmakta. 55 üretici ile hizmet verecek olan bu iki organik pazardan Talas Yenidoğan %100 Ekolojik Pazarı  3 Ağustos 2016  tarihinde, Kocasinan Erciyesevler  %100 Ekolojik Pazarı ise, 7 Ağustos 2016 tarihinde halkımıza hizmet vermeye başlayacaktır.

IMG_3520

 

06 May

Her parlak elma parafini mi işaret ediyor?

Her parlak elma parafini mi işaret ediyor? Elma ve diğer bazı meyvelerin kabuk yüzeyinden bıçak ve benzeri aletlerle sıyırarak elde ettiğimiz kısım her zaman parafin midir?

Eğirdir Meyvecilik Araştırma Enstitüsü’nden aldığımız bilgilere göre; meyvelerin en dış katmanında yer alan hücrelerin yüzeyi su ve hava geçirgenliği düşük bir yağsı madde ile kaplı durumdadır. Bu madde hücreler tarafından salgılanarak hücrelerin dış hava ile olan temasını engellemektedir. Bu dış katmana ‘’kutikula’’ adı verilmektedir. Kutikula tabakası kütin ve epikutikular mum olmak üzere ikibileşenden oluşmaktadır. Elmalarda bu kabuk üstü yapının kalınlığı yaklaşık 3 mikron kalınlığındadır. Fakat bu tabakanın yapısı ve kalınlığı çeşide, yetiştiği çevre ve iklim koşullarına göre değişebilmektedir.

Elma_yüksek_04

Elmalarda kabukta bulunan bu doğal mum tabakası özellikle hasattan sonra uzun depolama süresince de artmaya devam eder. Özellikle yağlanma, yaşlanma ile ilişkili bir fizyolojik bozukluktur. Meyvelerin geç hasat edilmiş olması, uzun süre depolamayapılması ve depolama sırasında ortam koşullarının optimum ayarlanmadığı durumlarda daha belirgin bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nden Doç. Dr. Fatih Şen’in de belirttiği üzere; meyve tarafından sentezlenen epikütikular mum (vaks), yüzeyden olan su kaybını sınırlayıcı bir tabakadır. Meyve tarafından sentezlenen bu mumların kalınlığı, bileşimi ve fiziksel özellikleri, meyvelerin hasat edildikten sonra daha uzun süre dayanmasını sağlar. Bu mum tabakasının bulunduğu kutikula özellikle meyvelerde kalındır. Örneğin elma, armut, erik, kiraz, üzüm, portakal. Tür, çeşit, ekoloji ve bakım işlemleri elma yüzeyindeki mum oluşumunu etkiler.

Görüldüğü üzere elma ve benzeri meyvelerde, nem ve benzeri özelliklerin kaybını azaltmak için kendi bünyelerinde doğal bir mum tabakası bulunmaktadır.

Doç. Dr. Fatih Şen’in basında çıkan bilimsel bir altyapıya dayanmayan haberlerden sonra bir market zincirinin talebi üzerine market tarafından verilen elmalar üzerine hazırladığı raporda; “Elma meyvelerinin kabuk yüzeyinden bıçak ve benzeri aletlerle sıyrılarak elde ettiğimiz kısım, meyve tarafından sentezlenen mumdur.” denilmektedir. Eğirdir Meyvecilik Araştırma Enstitüsü’nden yazılı olarak aldığımız raporda “Fiziksel olarak meyvenin dış kabuğunun kazınması ile çıkan beyazımsı mum tabakası hem mumlama yapılmamış hem de mumlama yapılmış elmalarda görülmektedir. Bu nedenle mumlama yapılmış meyvenin tespiti ancak laboratuvar koşullarında belirlenebilecektir.” denilmektedir.

Pamuk Prensesi öldüren parlak elma’nın içindeki zehir değil mi?

Gıda! Sanki bir kitle imha silahı.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) uzmanlaşmış kanser kuruluşu olan Uluslararası Kanser Araştırmaları Kurumu (International Agency for Research on Cancer- IARC) GDO’lu ürünlerin %80’inde kullanılan ot ilacı (herbisit) etken maddesi olan (Glyphosate) Glifosat’ın insanlarda muhtemelen kanser yaptığını açıkladı. (1) “Muhtemelen” çünkü deneyler elbette insan değil fareler üstünde yapıldı.

AB, bağcılıkta salkım güvesi başta olmak üzere, çeşitli zararlılara karşı kullanılan chlorpyrifos etken maddesinin sofralık üzümde dolayısı ile kuru üzümde de maksimum kalıntı limitini 0.5 ppm’den 0.01 ppm’e düşürme kararı aldı. (2) Peki neden yıllardır bu zehir için verilen kabul edilebilir doz birden bire 50 kat aşağıya çekildi? Yapılan deneyler sonucu, “Farelerde kolinesteraz enzimini engelleyerek kırmızı kan hücrelerini, sinir sistemini olumsuz biçimde etkilediği” tespit edildiği için…

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 2011’den 2014 yılı sonuna kadar tam 177 etken maddenin kullanımını yasakladı.(3) Sayının bu derece yüksek olması AB’ye uyum süreci ile ilgili. Tabii bu durumda ‘‘ya AB’ye uyum süreci devrede olmasaydı?’’sorusu geliyor insanın aklına.

Elbette sentetik mumlama ile elde edilen parlaklık aynı zamanda işin cazibesi, tüketiciye yönelik bir algı yönetimi, işin albenisi. Oysa o parlaklığın altında onlarca zehir var. Belki bugün bu zehirlerin, çeşitli bilimsel araştırmalara dayanarak, hükümetlerce kabul gören belirli limitler içinde tutulduğu için sağlığımıza zararlı olmadığı kabul ediliyor ama bunların çeşitli böcekleri, otları vs zehirleyip öldürdüğünü ve gene bilimsel araştırmalara dayanarak her geçen gün yeni bir etki, yasaklanan yeni bir etken madde veya zirai ilaç, indirilen kalıntı limitleri ile karşı karşıya olduğumuzu da unutmamak gerekiyor. Birçok araştırmaya göre elma, zirai ilaçlar açısından en tehlikeli ürünlerden bir tanesi. ABD Tarım Bakanlığı 2014 araştırma verilerine göre, alınan 177 elma numunesinden sadece %4.50 sinde herhangi bir zirai ilaca rastlanmamış. Elmaların %74!’ ünde 3 veya daha fazla zirai ilaca, %29.50 ‘sinde ise 5 veya daha fazla zirai ilaca rastlamış. (4)

Ama sentetik katkı maddeleri, hormonlar ama zirai ilaçlar, sentetik gübreler…Bütün bunlardan kaçınmanın tek yolu sıfır zirai ilaç, hormon zorunluluğu olan, fenni gübrelerin yasak olduğu ekolojik gıda tüketiminden geçiyor.

Editörün notu:

Öte yandan içinde sentetik parafinin de olduğu değişik mumlar, Amerika Bileşik Devletleri, İspanya gibi ülkemizde de özellikle turunçgil meyvelerine uygulanmaktadır. Meyvelerinde mum uygulamasının yapılması için özel ürün işleme hatlarına ihtiyaç vardır. Meyvelere mum uygulanabilmesi için meyvenin önce su ve fırçalarla yıkanıp toz vb. kirlerin uzaklaştırılması gerekmektedir. Yıkama sonrası mumların meyveye yapışması için yıkanan meyvelerin özel fırın düzeneklerinde kurutulması gerekmektedir. Mum uygulaması, meyveler dönerken püskürtme şeklinde uygulanır, bu sırada meyveler fırçalanarak mumun meyvenin tüm yüzeyine uygulanması sağlanır. Mumlama sonrası tekrar meyveler kurutularak, boylanır ve paketlenir.

Doç. Dr. Fatih Şen’in hazırladığı rapor bize %100 garanti vermemekle birlikte bazı ipuçları da sunmaktadır. Örneğin tesislerde sentetik olarak mumlanan meyvelerde elmaların sap çukuru dahil hiçbir kirin bulunmaması gerekmektedir. Mum uygulanan meyvelerin tümünün ve meyvelerin tüm kısımlarının aynı parlaklıkta olması gerekmektedir. Mumlanan meyvelerde, mumlama sonrası boylama işlemi yapıldığından meyve iriliklerinin birbirine yakın olması gerekmektedir. Ancak Eğirdir Meyvecilik Araştırma Enstitüsü’nce de belirtildiği üzere, elma ve benzer meyvelerin üzerindeki mumun doğal mı sentetik mi olduğundan yüzde yüz emin olmanın yolusadece laboratuvar koşullarında yapılacak kimyasal analizlerdir.

Kaynaklar:

(1) http://www.thelancet.com/journals/lanonc/article/PIIS1470-2045%2815%2970134-8/fulltext

(2) http://www.efsa.europa.eu/en/efsajournal/pub/3640

(3) http://www.tarim.gov.tr/Konu/934/Yasaklanan-Bitki-Koruma-Urunleri-Aktif-Madde-Listesi 

(4) https://www.ams.usda.gov/sites/default/files/media/2014%20PDP%20Annual%20Summary.pdf

06 May

Buğday Derneği %100 Ekolojik Pazar’da ürün satan aracı esnafın stok takibi ve depo denetimlerini sürdürüyor.

Buğday Derneği %100 Ekolojik Pazar’da ürün satan aracı esnafın stok takibi ve depo denetimlerini sürdürüyor.
Düzenli olarak yapılan ürün, çeşit, miktar, mali belge, sertifika, etiket denetimleri ve zirai ilaç kalıntı analizleri yanında %100 Ekolojik Pazarlara katılan aracı esnafın stok ve depo denetimlerine de belirli aralıklar ile devam ediyoruz.

20160406_125931
Web tabanlı %100 Ekolojik Pazar veri kayıt ve takip sistemine tüm pazarlarda her esnafın hangi üreticiden hangi tarihte ne miktarda ürün aldığı ve her hafta yapılan satışlar kaydediliyor. Sistem seçilen tarih aralığında istenen esnaf-üretici-ürüne dair stok miktarını, gelen miktardan satış miktarlarını otomatik olarak düşerek veriyor. Yapılan depo denetimlerinde kayıtlarımızdaki stok miktarı ile depodaki miktarlar karşılaştırılıyor. Depolardaki olası olumsuz koşullara müdahale ediliyor ve şüpheli durumlarda depodan da numune alınarak zirai ilaç kalıntı analizine gönderiliyor.
Görseller, ziraat mühendisimiz Sakine Önalan’ın geçen hafta yaptığı Ümit Kaleli stok- depo denetimlerinde kendi makinesi ile çektiği fotoğraflardır.

 

06 May

Yasaklanan veya limitleri indirilen zirai zehirlere her gün bir tanesi daha ekleniyor.

AB, bağcılıkta salkım güvesi başta olmak üzere, çeşitli zararlılara karşı kullanılan  etken maddesinin sofralık üzümde dolayısı ile kuru üzümde de maksimum kalıntı limitini 0.5 ppm’den 0.01 ppm’e düşürme kararı aldı (1). Peki neden yıllardır bu zehir için verilen kabul edilebilir doz birden bire 50 kat aşağıya çekildi? Yapılan deneyler sonucu, “Farelerde kolinesteraz enzimini engelleyerek kırmızı kan hücrelerini, sinir sistemini olumsuz biçimde etkilediği” tespit edildiği için. “Chlorpyrifos” üzerine yapılan araştırmalar arasında söz konusu maddenin, anne karnındaki bebeğe dahi ulaştığı ve beynini olumsuz etkilediğini tespit edenler var (2). Her geçen gün bilimsel araştırmaların gösterdiği yeni bir etki, yasaklanan yeni bir etken madde veya zirai ilaç, indirilen kalıntı limitleri gösteriyor ki; ekoloji, sağlık, adil ticaret gibi ilkeler dikkate alındığında tek gerçekçi ve sürdürülebilir tarım yöntemi: ekolojik ilkelere dayalı organik tarım.

Türkiye kuru üzüm üretim ve ihracatında dünya lideri. Ülkemiz yıllık ortalama 280 bin ton çekirdeksiz kuru üzüm üretiyor ve bunun 240 bin tonunu ihraç ederek yaklaşık 500 milyon dolar döviz elde ediyor. Bu ihracatın %85 ten fazlası ise AB üyesi ülkelere yapılıyor. Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliğine göre; yapılan analizlerde “chlorpyrifos-ethyl” adlı etken madde 0,01 ppm’in üzerinde. Önlemler alınmaz ise bu durum ülkemizin yıllık 500 milyon dolarlık kuru üzüm ihracatının tamamen durması anlamına geliyor.

exterminator

AB, sofralık ve kuru üzüm ithalatı için aldığı yeni karar ile maksimum kalıntı limitini tam 50 kat düşürdü. Getirilen limit 0.01 ppm, zaten akredite laboratuarlarca birçok etken madde için ölçülebilir en alt limit. Yani AB’ nin bu kararı, kalıntı açısından bakınca, kuru üzüm için, sıfır kalıntı zorunluluğunun olduğu organik üretime işaret ediyor.

Peki nedir bu Maksimum Kalıntı Limiti?

İyi tarım uygulamaları ve ADI değerleri temel alınarak belirlenen en yüksek pestisit kalıntı limiti. (3)

Peki nedir bu ADI değerleri?

Kabul edilebilir günlük alım miktarı (ADI-Acceptable Daily Intake): Toplumdaki çocuk veya doğmamış bebekler gibi hassas grupları da dikkate alarak, değerlendirme sırasındaki mevcut bilgiler ışığında tüketiciye fark edilebilir herhangi bir sağlık riski teşkil etmeyen, bir bireyin vücut ağırlığı esas alınarak tüm yaşamı boyunca gıdalarla günlük olarak alabileceği madde miktarı.(3) Yani doğmamış bebekler dahil herhangi bir sağlık riski teşkil etmeyeceğivarsayılan dozlar, yıllarca kullanıldıktan sonra düşürüldüğü gibi, birçok etken madde de yasaklanıyor.

Çözüm Yasaklamak mı?

Her geçen gün dünyada bazı zirai ilaçlar ya yasaklanıyor ya da kalıntı limitleri düşürülüyor. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, AB uyum sürecine paralel olarak 2011’den 2014 yılı sonuna kadar tam 177 etken maddenin kullanımını yasakladı.  İşte bu noktada sormak gerekiyor; AB, EPA (Amerika Çevre Koruma Ajansı), Dünya Sağlık Örgütü, Bakanlıklar gibi yapıların görevi, yıllarca kullanımdan sonra yapılan araştırmalar ile bu ilaçların kullanımına sınırlama getirmek veya yasaklamak mı, yoksa ilk kullanıcı tarım işçileri başta olmak üzere toplum sağlığını düşünerek, kullanıma sunulmadan önce gerekli araştırmaların, deneylerin yapılmasını sağlamak mı olmalı? AB uyum süreci söz konusu olmasa idi, bu 177 etken maddenin bir kısmını bugün hala kullanıyor olur muyduk ise, sorgulanması gereken başka bir konu.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, her yıl 3 milyon kişi zirai ilaç zehirlenmesine maruz kalıyor. Her yıl en az 20 bin tarım işçisi zirai ilaç uygulamaları nedeniyle ölüyor.(4) Bu zirai ilaçların diğer faktörlerle birleşerek tüketicilerde zaman içinde yarattığı hastalıklar ve ölüm vakalarının ise sayısal bir değer olarak tespit edilmesi mümkün değil. Kullanılan kimyasalların gıdada bıraktığı kalıntılar vücudumuza alınarak birikiyor. Biriken kimyasallar; kanser, üreme bozuklukları, hormon dengelerinde bozukluklar, bağışıklık sistemi sorunları, sinir sistemi rahatsızlıkları (beyin gelişiminde zarar, depresyon, konsantrasyon bozukluğu vs.), alerjiler, astım gibi birçok sağlık sorununa sebep olabiliyor.

 

Peki chlorpyrifos” etken maddesi içeren ilaçlara karşı, ekolojik bütünlüğe karşı sorumlu ve uyumlu, sağlığa zarar vermeyen “zehirsiz”, doğal yöntemler yok mu?

Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cem Özkan’ın verdiği bilgilere göre; kuru üzümde yaşanan bu soruna sürdürülebilir çözüm, biyolojik mücadele ve biyoteknik mücadele ağırlıklı entegre mücadele uygulamaları. T.C. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın yoğunlukla Akdeniz Bölgesi’nde sera alanlarında ve Turunçgil üretiminde biyolojik mücadele ve biyoteknik mücadele ağırlıklı yapmış olduğu teşvikler kısa sürede sonuç vermiştir. Son yıllarda üniversiteler, T.C. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, T.C. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve yerel firmaların çabalarıyla ülkemizde “Biyolojik Mücadele” ve “Biyoteknik Mücadele” konusunda önemli gelişmeler sağlanmıştır.

Bağ Salkım Güvesi adı zararlı böceğin biyolojik mücadelesinde kullanılmak üzere TAGEM’e bağlı kurumlarda, farklı Üniversitelerde ve Ankara Üniversitesi Teknokent firmalarında birçok doğal düşman böcek üretimi yapılmaktadır. Bu ‘doğal’ düşman böceklerin başında, yumurta parazitoitleri Trichogrammma türleri, Bracon hebetor ve Venturia canescens adlı arıcıklar yer almaktadır.

                                                                                                     

İşte, organik tarımda yaygın olarak tercih edilen diğer bazı biyolojik ve biyoteknik yöntem ve insektisitler:

1-Şaşırtma tekniği; İsonet – L ticari adı ile satılan dişi salkım güvesi kelebeği feromonu emdirilmiş teller 1000 metre kare yani 1 dekar alana 60 adet olacak şekilde bağ dallarına bağlanır. Bu sayede erkek kelebekler dişiyi kokusundan bulamaz ve çiftleşemezler. Bu sayede çoğalması engellenir.

2- Bacillus Thuringiensis  bakterisi içeren preparatlar. Piyasada Agree, delfin gibi ticari isimler ile satılmakta olup, içeriğinde doğada zaten olan ama kimyasal ilaçlar yüzünden yoğunluğu azalan bir bakteri. Bu bakteri, Salkım güvesi tırtılını hastalandırıyor.

3- Toprak kökenli doğal bir bakteriden doğal yollarla elde edilen Spinosad etkili maddeli insektisidler. Bunlar da salkım güvesi tırtıllarını direkt öldürüyor.

 

Sorumlu yaklaşım

“IFOAM’un (Uluslararası Organik Tarım Hareketleri Federasyonu) ekolojik tarım için koyduğu ilkelerden “özen ilkesi”ne göre; “Ekolojik tarım, gerek mevcut gerekse gelecek kuşakların ve çevrelerinin sağlığı ile esenliğini korumak üzere, sorumlu, önlemini baştan alan bir yaklaşımla yönetilmelidir.” Ege Bölgesi’nde üzüm üreticilerinin de bu ekolojik mücadele yöntemleri konusunda desteklenmesi durumunda yaşanan ekolojik ve ekonomik kriz atlatılabilir. Çocuklarımızın, geleceğimizin ve gezegenimiz sağlığı için bir an önce sürdürülebilir, ekolojik ilkelere dayalı organik tarımın teşvik edilmesi, desteklenmesi ve yaygınlaştırılması elzem görünüyor. Çünkü bu dünya, hepimizin…

 

Kaynaklar:

1- http://www.efsa.europa.eu/en/efsajournal/pub/3640

2- http://www.panap.net/sites/default/files/pesticides-factsheet-hhps-chlorpyrifos.pdf

   http://www.medimagazin.com.tr/veteriner-hekim/genel/tr-tarim-ilaci-cok-dusuk-miktarda-dahi-anne-karnindaki-bebegin-beynini-olumsuz-etkiliyor-5-40-43058.html

  http://www.journalagent.com/turkhijyen/pdfs/THDBD_70_1_7_14.pdf

3- TÜRK GIDA KODEKSİ PESTİSİTLERİN MAKSİMUM KALINTI LİMİTLERİ YÖNETMELİĞİ

4-  http://web.worldbank.org/archive/website01004/WEB/0__CO-35.HTM

06 May

TARIM İLAÇLARI ARILARI ÖLDÜRÜYOR

Arılar hızla ölüyor ve Amerikan hükûmeti çok yaygın olarak kullanılan bir böcek ilacı sınıfının arıların ölümünden, en azından kısmî olarak, sorumlu olduğunu sonunda kabul etti. Dünyada milyonlarca arıyı öldüren tarım ilaçlarının kullanımı yaşam temellerimizden biri olan gıda güvenliğini de ciddi boyutta tehlikeye atıyor. Çözümse, doğayla uyumlu, insan ve canlı sağlığını etkilemeyen sürdürülebilir ekolojik yöntemlerde…

10 yıldan fazla bir süredir, Birleşik Devletler Çevre Koruma Ajansı (EPA) daha önce kullanımını onayladıkları bir böcek ilacı sınıfı olan neonik (Neonicotinoid)’lerin yeniden değerlendirilmesi konusunda çevreciler ve arıcılar tarafından baskı altındaydı. Bu baskı, bu tip kimyasalların arı ve diğer tozlaştırıcılara zarar verdiğini gösteren bir araştırma sonucuna dayanmaktaydı. Geçtiğimiz günlerde yayınlanan raporla (1), EPA bu durumu sonunda kabul etti.

İlk olarak Avrupalı kimyasal devleri Sygenta ve Bayer tarafından pazarlanan, daha sonra başka firmalar tarafından da piyasaya sürülen neonikler, Birleşik Devletler ve dünyada en yaygın olarak kullanılan böcek ilaçları. 2009’da ajans, bu kimyasalların uzun ve yavaş bir ‘yeniden değerlendirme’ sürecine başladı. Bu süreçte kimyasallar sınıf olarak değil, tek tek (toplamda 5 adet) değerlendirildi. Bu arada onlarca milyon hektarlık tarıma elverişli arazi alanı her yıl neoniklerle ilaçlanıyor ve buna bağlı olarak bal arısı kovanlarının sıkıntılı durumu devam ediyor.

EPA’nın uzun zamandır beklenen değerlendirmesi, en çok öne çıkan neoniklerden birinin –Bayer’in İmidakloprid’i- arıları nasıl etkilediği üzerinde odaklanıyor ve arıların tarım alanlarında oldukça sık görülen miktarda, yani milyarda 25 partikülden yüksek oranda imidakloprid ile karşılaşmaları durumunda zarar gördüğünü ortaya koyuyor. Maalesef bu etkiler tozlaştırıcıların azalmasının dışında, bal üretimindeki düşüşü de kapsıyor. Ajansın raporunda, İmidakloprid’in narenciye ve pamuk dışında diğer ekili ürünler üzerindeki etkileri ve dört diğer neonik ürünün değerlendirmesi maalesef yer almıyor.

arı 1

Zehir endüstrisi

Neonik içeren böcek öldürücülerin arıların yanı sıra küçük kuşlar ve benzeri canlılar için ölümcül olduğunu belirten çalışmalar da var (2). Yapılan dğer araştırmalar bu ilaçların, özellikle kuş, kelebek ve suda yaşayan omurgasızları da etkilediğini ortaya koyuyor. Sistemik olduğu için besinlerin soyulması veya yıkanmasıyla temizlenemeyen neonik içerikli tarım ilaçları, yaşam temellerimizden biri olan gıda güvenliğini de ciddi boyutta tehlikeye atıyor. Neonik ve benzeri tarım ilaçları, aynı görevi gören doğa dostu böceksavarlarla ve/veya yöntemlerle değiştirilebilirler.

Ne yazık ki tarım sektöründe kullanılan tarım ilaçları, gübreler, hormonlar, insan sağlığı ve ekosistem üzerindeki etkilerine yönelik uzun vadeli araştırmalar yapılmadan kullanıma sunuluyor. EPA gibi yapıların görevi, yıllarca kullanımdan sonra yapılan araştırmalar ile bu ilaçların kullanımına sınırlama getirmek veya yasaklamak değil, kullanıma sunulmadan gerekli araştırmaların yapılmasını sağlamak olmalı. Ekosistemimizi yıkıma uğratan bu ilaçların ülkemizde de yaygın bir şekilde kullanıldığını hatırlatalım. Zehirli kimyasallar içeren ilaçlar kullanmayan, doğayla uyumlu ekolojik/organik üretim yapan üreticilerin desteklenmesi ve çoğalması bu nedenle çok önemli. İlgili kurumlar ve karar vericiler, bu konudaki yaptırımları ülkemizde de hızlıca uygulamalı, denetim ve bilinçlendirme çalışmalarına ağırlık vermeli ve ekolojik, doğayla dost ve sürdürülebilir yöntemleri teşvik etmeli.

Arı yoksa gıda da yok

Yoğun böcek ilacı kullanımı, habitat kaybı, iklim değişikliği, dengesiz şehirleşme, arılarla birlikte pek çok tozlayıcının sayılarının endişe verici şekilde azalmasına sebep oluyor. Buğday Derneği olarak, arılara ve diğer tozlayıcılara, doğa dostu arıcılığa destek olmak için yeni bir projeye başladık. Avrupa Birliği Erasmus+ Programı tarafından desteklenen “Ekolojik Arıcılık Eğitimi” Projesi ile ortaklarımızla birlikte geleneksel ve doğa dostu arıcılık bilgisini yaygınlaştırmak, tecrübelerimizi paylaşmak ve doğa dostu arı ürünleri için farkındalığı ve talebi artırarak arza destek olmak amacındayız.

Çünkü arı yoksa gıda da yok!

arı 2

Kaynaklar:

https://www.motherjones.com/f…/epa-hq-opp-2008-0844-0140.pdf
http://abcbirds.org/…/Congressional_Dining_Hall_Report_July…
*Çeviri desteği için, gönüllü çevirmenimiz İrem Abacı’ya teşekkür ederiz.

14 Nis

Organiğe Talep Artıyor!

Organik ürünlere ilgi ve talep tüm dünyada artıyor. Türkiye’deki üretim miktarlarına baktığımızda organiğe geçiş süreci ürünleri dahil, 2002’de 310.000 ton olan toplam üretim, 2014’te 1.642.000 tona çıkmış yani % 430’ luk bir artış söz konusu. Ekolojik tarım ve ürünlerinin Türk toplumu tarafından tanınması ve iç pazarda talep oluşmasında, Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği tarafından 2006 yılında İstanbul’da, Şişli – Feriköy ile başlatılan % 100 Ekolojik Pazarlar Projesi’nin katkısı oldukça büyük.

Türkiye’de organik tarım yükselişte

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı verilerine göre; 2002’de çiftçi sayısı 12.428 iken bugün 70.000’ i aşmış durumda. 2014 ihracat verileri 79 milyon dolara ulaştı. Ürün çeşitliliği de 2013 verilerine göre 213’e yükseldi. IFOAM ve FIBL’in 2014 raporuna göre; Türkiye organik tarım arazisi artışı gösteren 81 ülke arasında da 4. sırada. TUİK 2014 verilerine göre; toplam tarım alanı 23.939.000 hektar alan, organik tarım alanı ise (doğadan toplama hariç) 490.000 hektar. Bu verilere göre, organik tarım yapılan alanların toplam tarım alanlarına oranı % 2.

Ekolojik Pazarlar’la organik sektör de büyüyor

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği tarafından 2006 Haziran’ında İstanbul’da, Şişli – Feriköy ile başlatılan % 100 Ekolojik Pazarlar projesi, ekolojik tarım ve ürünlerinin Türk toplumu tarafından tanınması ve iç pazarda talep oluşmasında öncü olmuştur. Bugün 3’ü mevsimsel olarak açılıp kapanan, toplam 17 organik pazardan 7’si %100 Ekolojik Pazar markası ve standartları altında yürütülmektedir. %100 Ekolojik Pazarlar; İstanbul’da Şişli, Küçükçekmece, Bakırköy, Beylikdüzü, Kartal; Kayseri’de Kocasinan ve Talas % 100 Ekolojik Pazarlardır.

%100 Ekolojik Pazarlar’la birlikte iç pazara yönelik üretim, çeşit, miktar ve kalite arttı. Türkiye, organik et ve türevleri, süt türevi ürünler, yerli kozmetik ürünler, birçok gurme ürün, ithal kozmetikler, çikolatalar, ekolojik temizlik malzemeleri, helva, çörekotu gibi bitkisel yağlar vs. ile bu proje sonrasında tanışabildi. Türkiye’nin ilk organik pazarı olan Şişli %100 Ekolojik Pazar ilk gün 48 tezgahla başladı. Bugün kahvaltı ve yemek sunan tezgâhlar hariç, organik gıda ve ürün satan 71 tezgâh sahibiyle Türkiye’de ilk olmanın ötesinde, aynı zamanda en büyük ekolojik pazarı konumunda. İlk bir yıl 3-5 ton civarında olan haftalık taze sebze-meyve satışları bugün, haftalık 14 ton. Buğday Derneği tarafından hazırlanan veri kayıt ve takip programı sayesinde üretici ve ürünlere ait verilere kolaylıkla ulaşmak mümkün. Bu sistem sayesinde Şişli %100 Ekolojik Pazar’da bir yılda toplam 700 ton taze sebze ve meyvenin satıldığını söyleyebiliyoruz. İstanbul’da, Anadolu Yakasında hizmet veren Kartal % 100 Ekolojik Pazarı da 2015 yılında, bir önceki yıla göre % 26.48’ lik artış göstererek yıllık sebze-meyve satışını 271 tona yükseltti. Yine aynı kayıt ve veri sistemine göre Kayseri’de sezonluk olarak hizmet veren iki ekolojik pazarda da satışlar geçen yıla oranla yüzde 26 oranında artış gösterdi. Sezonluk olarak 15 hafta açık kalan Talas ve Kocasinan %100 Ekolojik Pazarların toplam satışı 2015’ te, 240 ton olarak gerçekleşti.

Dünyada da yükselen trend: Organik 

*2014 yılında Almanya organik pazarı %4.8 oranında arttı.

*2014 yılında ABD’deki organik pazar %11 artışla, 35.9 milyar dolar değerine ulaştı. Organik Ticaret  Birliği’nin (OTA) ABD organik satışlarını ilk kez araştırdığı 1997 yılına kıyasla, pazar 10 kat artış göstermiş.

*Fransa’da organik gıdaya çok talep var ve pazar sürekli büyüme yaşıyor. Önceki yıla kıyasla satışlar 2014 yılında %10 arttı. 10 tüketiciden 9’u en azından ara sıra organik ürünler almayı tercih ederken, 6’sı ise ayda bir tercihini bu yönde kullanıyor. Bu talebe yetişmek için, artan sayıda çiftçi organik üretime geçiyor.

*Danimarka’da satın alınan her dördüncü havuç ve her dördüncü litre süt organik.

*2014 yılında İsveç organik pazarı %5.6’lık bir pazar payına erişti. En fazla talep meyve ve sebze ürün grubunda oldu.

*2014 yılında İsviçre organik pazarı %7.5 arttı. Böylece organik ürünlerde kişi başına düşen tüketim 269 İsviçre frangına (2013’te 223 avro) yükseldi. Bu, Avrupa’daki en yüksek rakam. Ülkede dağlık bölgedeki 5 hektar alandan biri, organik olarak işleniyor.

05 Oca

Güvenli Alışverişin Adresi: % 100 Ekolojik Pazarlar

Buğday Derneği ve yerel yönetimler işbirliğiyle açılan %100 Ekolojik Pazarlarda Buğday Derneği’nin düzenli olarak yaptığı zirai ilaç kalıntı analiz çalışmalarının yanında İstanbul Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl ve İlçe Müdürlüklerinin denetimleri ve analiz çalışmaları da arttı.

En önemlisi, Gıda Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürlükleri’nin bu yıl içinde Kartal, Beylikdüzü, Şişli, Bakırköy ve K.Çekmece %100 Ekolojik Pazarlarda habersiz denetimlerinde 15 farklı tezgah sahibinden aldığı birbirinden farklı ürün gruplarından ( pirinç, mercimek, tavuk, bal, polen, yumurta, taze fasulye, iki farklı üreticiden domates, üzüm, erik, mandalina, kuru üzüm, muz, salatalık ) 15 numunenin hepsinin sonuçları temiz çıkmıştır. Sonuçlara dair örnekleri  http://ekolojikpazar.org/denetimler-ve-tuketici-guvencesi/tarim-ilce-zirai-ilac-kalinti-analiz-sonuclari/

Adresinden görebilirsiniz.

Buğday Derneği olarak hem organik ürüne güveni sağlamak ve tüketicinin hakkını savunmak, hem de üreticiler arası haksız rekabetin önüne geçmek için %100 Ekolojik Pazarlar’da bugüne kadar 116 analizde, 89 farklı üreticinin 190 farklı ürününe zirai ilaç kalıntı analizi yaptırdık.

Kayseri’de de Talas ve Kocasinan Belediyeleri, Kapadokya Organik Tarım Üreticileri Birliği Derneği ve Kayseri Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı İl Müdürlüğü işbirliği ile üç yıldır sürdürülen %100 Ekolojik Pazar projelerinde de proje ortağı İl Müdürlüğünce düzenli olarak zirai ilaç kalıntı analizleri yapılmaktadır.

Buğday Derneği, Belediyeler ve Tarım İlçe Müdürlüklerinin denetimlerinde ürünlerden numune alımı dışında tüm ürünlere ait sertifikalar, irsaliye ve faturalar denetlenmekte, tüm ürün giriş çıkışı kayıt altına alınmakta ve sertifika veren kuruluşlara bildirilmektedir. Böylece organik tarımda temel prensip olan izlenebilirlik sağlanmakta, art niyetli bir üreticinin satış miktarının hasat miktarını aşması mümkün olmamaktadır. Ayrıca Buğday Derneği %100 Ekolojik Pazarlara katılan aracı esnafında stoklarını takip etmekte, belirli aralıklarla depo denetimlerini yapmaktadır.

Buğday Derneği’nin yaptırdığı analizlere dair sonuçları ve Tarım İlçe Müdürlükleri’nden %100 Ekolojik Pazar tezgah sahiplerine gelen analiz sonuçlarına dair resmi yazıları pazarlardaki Buğday Derneği halkla ilişkiler stantlarında inceleyebilirsiniz.