Kategori: Anasayfa-Haberler

13 Eyl

Türkiye’de ilk: Kayseri Kocasinan, sadece yerel üreticilerin katıldığı iki organik pazara ev sahipliği yapıyor

Kapadokya Organik Tarım Üreticileri Birliği Derneği (KAPTAR), Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği, Kayseri İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ve Kocasinan Belediyesi işbirliği ile 2013 yılından beri kurulan Kayseri Kocasinan %100 Ekolojik Pazar’ın ikincisi, yerel üreticilerin katılımıyla 15 Eylül Çarşamba günü açılıyor. 

Organik sertifikalı üretim yapan çiftçilerin ürünlerini pazarlayabilmesi için 9 yıldır sezonluk olarak hizmet veren Kayseri Kocasinan %100 Ekolojik Pazar’ın ikincisi, halkın yoğun talebi ve üreticinin ihtiyacı doğrultusunda 15 Eylül’den itibaren her çarşamba günü Yenimahalle’de hizmet vermeye başlıyor.

Kapadokya Organik Tarım Üreticileri Birliği Derneği’nin (KAPTAR) müteşebbisliğinde, Kayseri’nin 9 ilçesindeki 700 dekar alanda organik sertifikalı üretim yapan 45 çiftçi, 30 çeşit ürününü, %100 Ekolojik Pazarlar güvencesiyle zehirsiz ve sağlıklı gıdaya ulaşmak isteyen tüketicilerle aracısız olarak ulaştırma imkânı buluyor.

Sivil toplum ve kamu kuruluşları işbirliği ile organik tarımın desteklenmesi ve yaygınlaştırılması amacıyla kurulan Kayseri Kocasinan %100 Ekolojik Pazar’a, 9 yılın sonunda ikinci bir halka daha eklenerek Türkiye’de bir ilke imza atıldı. Kocasinan Belediyesi, sadece yerel üreticilerin tezgâh sahibi olduğu iki organik pazara birden ev sahipliği yapan ilk ve tek şehir olmasının yanı sıra, gıdanın üreticiden tüketiciye adil bir üretim ve pazarlama modeli ile sürdürülebilirliği konusunda da diğer belediyelere öncülük ediyor.

Buğday Derneği Genel Müdürü Batur Şehirlioğlu, Kocasinan’da açılan ikinci %100 Ekolojik Pazar’ın önemine dikkat çektiği açıklamasında, “Üretici örgütlenir; devlet üretimi, yerel yönetimler de sivil toplum örgütlerinin katkıları ile organik pazarları destekler; üretim ve tüketimde yerellik sağlanarak organik pazarlar üreticiden tüketiciye hale gelirse, hem sürdürülebilirlik sağlanıyor hem de organik ürünlerdeki fiyatlar aşağı çekilebiliyor. Kayseri’deki organik pazar fiyatları İstanbul, Ankara ve İzmir’deki organik pazarların neredeyse yarısı bir bedel. Buğday Derneği olarak, Tarım ve Orman Bakanlığımızı ve yerel yönetimleri işbirliği içinde hem üretim hem pazar ayağı bir arada olacak şekilde organik tarımı desteklemeye çağırıyoruz. Kocasinan %100 Ekolojik Pazar modelinin yaygınlaşmasını temenni ediyoruz.” dedi.



Organik ürün bereketi artıyor

KAPTAR Derneği Başkanı Dr. Yeşim Bekyürek, organik pazarın açılışına ilişkin şunları söyledi: “Tüketicilerimize ulaşmak, üretim alanlarımızı arttırmak, sağlıklı ve güvenilir organik ürünlere en kısa yoldan ve en ucuza ulaşılmasını sağlamak amacıyla ikinci pazarımızı açıyoruz.”

Kurulduğu 2013 yılından bu yana organik tarım sektörünün öncü girişimlerinden biri olan Kocasinan %100 Ekolojik Pazar, 9 yıldır hem Kocasinan halkına hem de Kayseri’nin çeşitli ilçelerinden gelen müşterilere hizmet veriyor. Mevcut üreticilerin yeni ürünleri ile birlikte, organik ürün bereketi de her geçen gün artıyor.

%100 Ekolojik Pazar’da, 2020 yılı verilerine göre, 159.062,75 kg. taze sebze ve meyve satışı gerçekleşirken; üreticilerin elde ettikleri toplam kazanç, iklim krizine ve pandemiye bağlı olarak azalan ürün miktarına rağmen, 722.591,50 TL’ye ulaşmış durumda. Son 6 yılda 980.426,31 kilogram taze sebze ve meyve satışı gerçekleştiren üreticiler toplam 3.230.162 TL kazanç elde ederek üretim kapasitelerini geliştirmeye devam ediyor.

Kayseri Kocasinan%100 Ekolojik Pazar Taze sebze ve meyveToplam satış (KG) Taze sebze ve meyveCiro (TL)
2015 139.181,35 327.704,50
2016 183.511,46 477.383,00
2017 151.817,10 394.645,00
2018 159.592,35 591.293,00
2019 187.261,30 716.545,00
2020 159.062,75 722.591,50
TOPLAM 980.426,31 3.230.162

Zehirsiz pazarlar mümkün

Ekolojik tarım, insana ve çevreye dost üretim sistemlerini içeren bir tarım şekli olduğu için tarım zehiri pestisitler, hormonlar ve kimyasal gübrelerin kullanılmadığı, sürdürülebilir ve en yaygın yöntem. Ekolojik tarım yöntemi ile üretilen ürünlerde GDO kullanımı kesinlikle yasaktır.

Sadece organik sertifikalı ürünlerin satıldığı %100 Ekolojik Pazarlar, ekolojik tarımın yaygınlaşmasıyla birlikte, gelecek kuşaklar için daha yaşanabilir bir dünya ve sağlıklı bir toplum yolunda dönüşüme hizmet ediyor.

Türkiye’de ekolojik ürünlerin ve pazarların yaygınlaşması için çalışan Buğday Derneği’nin öncülüğünde, ilk olarak 2006 yılında İstanbul – Şişli’de açılan %100 Ekolojik Pazarlar, Kartal ve Bakırköy’ün ardından, İstanbul dışında Kayseri Kocasinan’da ve İzmit’te hizmet vermeye başladı. Böylece ekolojik ürünler daha çok tanınır, bilinir ve ulaşılabilir hale geldi. Şimdi de, Kayseri Kocasinan ilçesinde kurulan ikinci pazar ile başarısını devam ettiriyor.



Her şey kayıt altında ve izlenebilir

Buğday Derneği, oluşturduğu %100 Ekolojik Pazar Standartları ile organik pazarların sağlıklı işleyen ve güvenilir bir model olarak yaygınlaşmasına öncülük ederek, üstlendiği bu rolü, hazırladığı internet veritabanı ile daha da ileriye taşıyor. Yerel yönetim yetkilileri, ürünlerin satış verilerini tarih, satıcı, üretici, ürün, çeşit, miktar, fiyat ve mali belgeler bazında kayıt altına alıyor. Ayrıca, %100 Ekolojik Pazarlar’da satılan tüm ürünlere ait sertifikalara www.ekolojikpazarlar.org web sitesinden ulaşılabiliyor.

Belediyelerin yanı sıra, Buğday Derneği ve proje ortağı olan sivil toplum kuruluşları ile birlikte, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından da denetimleri yapılan %100 Ekolojik Pazarlar’da, düzenli olarak ürünlerden numune alınarak akredite laboratuvarlara gönderiliyor. Kalıntı çıkan veya sertifika kapsamı dışında ürün sattığı tespit edilen üreticiler ve esnaf pazardan men ediliyor.

10 Ağu

Kayseri Kocasinan %100 Ekolojik Pazar 9. yılında

Kapadokya Organik Tarım Üreticileri Birliği Derneği (KAPTAR), Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği, Kayseri İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ve Kocasinan Belediyesi işbirliği ile 2013 yılından beri kurulan Kayseri Kocasinan %100 Ekolojik Pazarı, 8 Ağustos’ta yeni sezonu açtı.

Organik sertifikalı üretim yapan çiftçilerin ürünlerini pazarlayabilmesi için kurulan ve sezonluk olarak hizmet veren Kocasinan %100 Ekolojik Pazar, yerel üreticiler ile zehirsiz gıdaya erişmek isteyen tüketicileri kasım ayına kadar her pazar günü Erciyesevler Pazar Alanı’nda bir araya getirecek.

Ekolojik tarımı yaygınlaştırmak, üreticiyi örgütlemek, teşvik etmek, pazarlama sorununu çözmek ve paralelinde tüketiciyi bilinçlendirmeyi amaçlayan Kapadokya Organik Tarım Üreticileri Birliği Derneği’nin (KAPTAR) müteşebbisliğinde, Kayseri’nin 9 ilçesindeki 700 dekar alanda organik sertifikalı üretim yapan 45 çiftçi, %100 Ekolojik Pazar’a 30 çeşit ürünüyle katılıyor.

KAPTAR Derneği Başkanı Dr. Yeşim Bekyürek, Kayseri’de ikinci bir ekolojik pazarın kurulması yönünde çalışmalarını sürdürdüklerinin müjdesini verdiği açıklamasında, “Kayseri’ye ait yerel tohumların çiftçi elinde üretim yoluyla yaşatıldığı, yerel üreticilerin ve aile çiftçiliğinin desteklendiği Kocasinan %100 Ekolojik Pazarımız 9. yılında bir kez daha tüketicilerle buluştu. Tüm Kayseri halkını sağlıklı ve güvenilir ürünlerle buluşmak üzere pazarımıza bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.

8 Ağustos Pazar günü açılışı yapılan %100 Ekolojik Pazar, kasım ayına kadar her hafta pazar günü hizmet verecek.



Organik ürün bereketi her geçen yıl artıyor

Kurulduğu 2013 yılından bu yana organik tarım sektörünün öncü girişimlerinden biri olan Kocasinan %100 Ekolojik Pazar, 9 yıldır hem Kocasinan halkına hem de Kayseri’nin çeşitli ilçelerinden gelen müşterilere hizmet veriyor. Yeni üreticiler ve mevcut üreticilerin yeni ürünleri ile birlikte pazarın organik tarım bereketi de her geçen gün artıyor.

%100 Ekolojik Pazar’da, 2020 yılı verilerine göre, 159.062,75 kg. taze sebze ve meyve satışı gerçekleşirken; üreticilerin elde ettikleri toplam kazanç, iklim krizine ve pandemiye bağlı olarak azalan ürün miktarına rağmen, 722.591,50 TL’ye ulaşmış durumda. Son 6 yılda 980.426,31 kilogram taze sebze ve meyve satışı gerçekleştiren üreticiler toplam 3.230.162 TL kazanç elde ederek üretim kapasitelerini geliştirmeye devam ediyor.


Kayseri Kocasinan%100 Ekolojik Pazar Taze sebze ve meyveToplam satış (KG) Taze sebze ve meyve Ciro (TL)
2015 139.181,35 327.704,50
2016 183.511,46 477.383,00
2017 151.817,10 394.645,00
2018 159.592,35 591.293,00
2019 187.261,30 716.545,00
2020 159.062,75 722.591,50
TOPLAM 980.426,31 3.230.162

Buğday Derneği tarafından hazırlanan web tabanlı veri kayıt ve takip programının sonuçlarını değerlendiren Buğday Derneği Genel Müdürü Batur Şehirlioğlu, Kocasinan %100 Ekolojik Pazar’daki ürün fiyatlarına dikkat çekerek şunları söyledi: “Görülüyor ki, üretici örgütlenir, devlet, üretimi; yerel yönetimler de sivil toplum örgütlerinin katkıları ile organik pazarları destekler, üretim ve tüketimde yerellik sağlanarak organik pazarlar üreticiden tüketiciye hale gelirse, organik ürünlerdeki fiyatlar da aşağı çekilebiliyor. Kayseri’deki organik pazar fiyatları İstanbul, Ankara ve İzmir’deki organik pazarların neredeyse yarısı bir bedel. Buğday Derneği olarak, Tarım ve Orman Bakanlığımızı ve yerel yönetimleri işbirliği içinde hem üretim hem pazar ayağı bir arada olacak şekilde organik tarımı desteklemeye çağırıyoruz. Kocasinan %100 Ekolojik Pazar modelinin yaygınlaşmasını temenni ediyoruz.”


Zehirsiz pazarlar mümkün

Ekolojik tarım, insana ve çevreye dost üretim sistemlerini içeren bir tarım şekli olduğu için tarım zehiri pestisitler, hormonlar ve kimyasal gübrelerin kullanılmadığı, sürdürülebilir ve en yaygın yöntem. Ekolojik tarım yöntemi ile üretilen ürünlerde GDO kullanımı kesinlikle yasaktır.

Sadece organik sertifikalı ürünlerin satıldığı %100 Ekolojik Pazarlar, ekolojik tarımın yaygınlaşmasıyla birlikte, gelecek kuşaklar için daha yaşanabilir bir dünya ve sağlıklı bir toplum yolunda dönüşüme hizmet ediyor.

Türkiye’de ekolojik ürünlerin ve pazarların yaygınlaşması için çalışan Buğday Derneği’nin öncülüğünde, ilk olarak 2006 yılında İstanbul – Şişli’de açılan %100 Ekolojik Pazarlar, Kartal ve Bakırköy’ün ardından, İstanbul dışında Kayseri Kocasinan’da ve İzmit’te hizmet vermeye başladı. Böylece ekolojik ürünler daha çok tanınır, bilinir ve ulaşılabilir hale geldi.



Her şey kayıt altında ve izlenebilir

Buğday Derneği, oluşturduğu %100 Ekolojik Pazar Standartları ile organik pazarların sağlıklı işleyen ve güvenilir bir model olarak yaygınlaşmasına öncülük ederek, üstlendiği bu rolü, hazırladığı internet veritabanı ile daha da ileriye taşıyor. Yerel yönetim yetkilileri, ürünlerin satış verilerini tarih, satıcı, üretici, ürün, çeşit, miktar, fiyat ve mali belgeler bazında kayıt altına alıyor. Ayrıca %100 Ekolojik Pazarlar’da satılan tüm ürünlere ait sertifikalara www.ekolojikpazarlar.org web sitesinden ulaşılabiliyor.

Belediyelerin yanı sıra, Buğday Derneği ve Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından da denetimleri yapılan Pazarlar’da, düzenli olarak ürünlerden numune alınarak akredite laboratuvarlara gönderiliyor. Kalıntı çıkan veya sertifika kapsamı dışında ürün sattığı tespit edilen üreticiler ve esnaf pazardan men ediliyor.


Sağlıklı gıda için organik tarım desteklenmeli

Endüstriyel tarımda kullanılan tarım zehirleri, başta anne karnındaki bebekler ve çocuklar olmak üzere, insan sağlığını tehdit ediyor. Pestisitlerin gıdalarda bıraktığı kalıntı, bu gıdaları tüketen insanlarda akut ya da kronik, pek çok sağlık sorununa yol açıyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, her yıl en az 3 milyon kişi pestisit zehirlenmesine maruz kalıyor ve büyük çoğunluğunu tarım sektörü çalışanlarının oluşturduğu 20 bin kişi yanlış pestisit uygulamaları nedeniyle hayatını kaybediyor.

Pestisitler insanlarda kısırlık, üreme sağlığı bozuklukları, hormonal sistemde ve sinir sisteminde bozulmalar ve kanser gibi sağlık sorunlarına yol açıyor. Epidemiyolojik ve moleküler çalışmalar, tarımsal, ticari, ev ve bahçe uygulamalarında kullanılan pestisitlerin kanser riskini artırdığına dair önemli kanıtlar sunuyor. Pestisitlere maruz kalma ile prostat kanseri, bazı lenfoma çeşitleri, lösemi ve meme kanseri arasında güçlü bağlantılar olduğunu gösteren çok sayıda yayın bulunuyor. Bir başka önemli mesele, toksikolojik çalışmaların sadece tek bir toksik kimyasal maddenin yol açtığı sağlık sorunları üzerine odaklanması. Oysa tarımsal üretimde kullanılan yüzlerce çeşit pestisit var ve gıdalarımızda birden fazla sayıda pestisit kalıntısı çıkması oldukça muhtemel.

Araştırmalar, endüstriyel, yoğun tarımda kullanılan pestisitler ve sentetik kimyasal gübrelerin, yanlış toprak işleme uygulamalarının toprağı fakirleştirdiği, yeraltı sularını kirlettiği için sürdürülebilir olmadığını gösteriyor. Petrol ve ürünlerine dayanan bu tarım sistemi toprağın tuzlanmasına sebep oluyor ve küresel iklim değişikliğini ciddi biçimde etkiliyor. Ayrıca, hastalık etmenleri ve böceklerin zamanla pestisitlere karşı direnç geliştirdikleri, dirençli tür sayısının arttığı da tespit edilmiş durumda.

Organik üretimin, dünyada hızla artan nüfusun ihtiyaçlarını karşılayamayacağını iddia eden konvansiyonel tarım savunucularının aksine, bilimsel araştırmalar organik tarımın dünyayı besleyebileceğini kanıtlıyor. Sağlıklı, güvenilir gıda hakkının korunması ve doğanın sürdürülebilirliğini sağlamak için organik tarım ve organik ürünler desteklenmesi gerekiyor.


24 qV_

Buğday E-Dergi: “İnsan kendini zehirler mi?”

87 sayfalık zengin bir içerikle yayınlanan Buğday E-Dergi’nin yeni sayısı, doğayla dost üretim ve türetim hakkında ipuçları veriyor, gündemdeki ekolojik konulara el atıyor ve yeryüzündeki ayak izlerini hafifletmek isteyen herkese hitap ediyor

Buğday Derneği, ekolojik yaşam bilgisini ve deneyimini yaygınlaştırma amacıyla 1990’lı yıllardan günümüze farklı formatlarda sürdürdüğü yayıncılık öyküsüne dijital ortamda devam ediyor.

Üç ayda bir, her ekinoks ve gündönümlerinde okurlarıyla buluşan Buğday E-Dergi, “Salgın, Yeni Biz, Yeni Dünya” başlığı ile yayınlanan yeni sayısında, Covid-19 salgınının insan merkezli bakış açısının hakim olduğu yaşam anlayışına ve tüketim ekonomisine etkilerini ele alıyor.

E-Dergi’nin 87 sayfalık zengin bir içeriğe sahip bu sayısında, salgının; alışkanlıklar, tüketim biçimleri, sosyal ve ticari girişimler üzerindeki kalıcı etkileri ve oluşan yeni normların doğal ve adil bir sisteme geçmek için yarattığı fırsatlar tartışılıyor.

Ekolojik yaşam konusunda deneyimli isimler, haber, makale ve röportajların yer aldığı dergide ayrıca, Buğday Derneği gönüllülerinin deneyimleri, %100 Ekolojik Pazar üreticileri ile video röportajları, doğa dostu üreticilerden mevsimlere göre çeşitlilik gösteren “Hasat Öyküleri” ve Buğday Derneği’nin yürüttüğü projelerden gelişmeler bulunuyor.


Buğday E-Dergi’ye buradan abone olabilirsiniz. 

Tezgâhın Ardındaki Kahramanlar: Neşe Aykız

Tezgâhın Ardındaki Kahramanlar serisine konuk olan Aydın (Neşe) Aykız, Zonguldak Alaplı’da yerel tohumlar ile kendine yetecek kadar yetiştirdiği sebze meyvesini, “herkes temiz ürünlerden faydalansın” niyetiyle önce üretici pazarlarında, sonra da organik sertifikası alarak Kartal %100 Ekolojik Pazar’da tüketiciler ile buluşturmaya başladı.

Zehirsiz üretimin mümkün olduğunu ancak çok emek vermek gerektiğini söyleyen Aykız, doğa dostu bitki koruma yöntemlerini, tohum alma/saklama yollarını ve tezgâhındaki mevsimlik ürünleri Buğday E-Dergi aboneleri için anlattı.

“Endüstriyel tarım yapanlar ilaç atmazsak olmaz diyor. Oluyor ama emek vermen gerekiyor. Ot temizlemek, sürekli çapalamak zorundasın. Böcek oluyor, onlar ilaç atıyor. Ben ne yapıyorum? Alıyorum elime bir kova, her sabah böcek topluyorum.”



Ekolojik yaşam için Buğday E-Dergi

Buğday Derneği’nin destekçilik programı kapsamında yayınlanan E-Dergi’ye abone olarak, bir yandan ekolojik yaşam gündeminden ve deneyimlerinden haberdar olabilir, diğer yandan da Derneğin ekolojik yaşamı yaygınlaştırma çalışmalarına destek olabilirsiniz.

Aboneliğinizle birlikte, Buğday E-Dergi’nin ikinci sayısı ve 3 ayda bir yeni sayıları e-posta kutunuzda oluyor. Buğday Derneği Yayın Ekibi’nin moderatörlüğünde yayımlanan dergi, Buğday’ın pek çok dostu ve okurlarının katkılarıyla zenginleşmeye devam ediyor.

29 mRH

Türkiye’nin ilk ekolojik pazarı 15 yaşında

Buğday Derneği’nin Türkiye’de güvenli ve zehirsiz gıdanın yaygınlaşması için gösterdiği çabaların sonucu olarak 2006 yılında Şişli Belediyesi işbirliğinde açılan, Şişli %100 Ekolojik Pazar 15. yılını kutladı.

Tohumları Buğday Hareketi’nin kurucusu ve vizyoneri Victor Ananias tarafından atılan, tarım zehirlerinin kullanılmadığı, tüm canlılar için adil bir üretim biçimiyle üretilen, sağlıklı ve organik sertifikalı ürünleri tüketicilerle buluşturan %100 Ekolojik Pazarlar’ın Türkiye’deki ilk örneği, Feriköy’deki Şişli %100 Ekolojik Pazar, Şişli Belediye Başkanı Muammer Keskin’in de katıldığı özel günde 15. yıldönümünü kutladı.

Belediye Başkanı Keskin, pazar alanındaki üreticilere yaptığı tezgah ziyaretlerinin ardından %100 Ekolojik Pazar müşterileri, üreticileri, esnafı ve Buğday Derneği yetkililerinin oluşturduğu komisyon üyeleri ile kahvaltıda buluşarak görüş alışverişinde bulundu. Komisyonun talep ve düşüncelerini dinleyen Keskin, ekolojik pazarın Şişli Belediyesi’nin önemsediği projelerden biri olduğunu belirterek, komisyonun dile getirdiği yapısal sorunların çözümüne dair gerekli adımların en yakın zamanda atılacağının altını çizdi.

Etkinlikte Belediye Başkanı Keskin’e eşlik eden Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Leyla Aslan, pazarın bir araya getirici etkisine vurgu yaptı: “Ekolojik pazarlar, aynı zamanda üretim hikâyelerini unutmuş ve artık gıdasının nereden, ne şekilde geldiğini sorgulamayı bırakan şehir insanının tekrar gıdayı sorgulamasına ve üretim hikâyelerini dinleyerek gıda ile kopan bağını tekrar onarmasına vesile oluyor.”



15. yılında %100 Ekolojik Pazar

Türkiye’nin ilk ekolojik pazarının kurulması için gereken yasal zeminin Buğday Derneği’nin çabalarının sonucu oluşmasının ardından ilk olarak Şişli %100 Ekolojik Pazar; Haziran 2006’da, 45 tezgah ve doğayla uyumlu üretim yolunda bir araya gelen organik ürün sertifikası sahibi 23 üreticinin katılımı ile açıldı.

Ekolojik tarımın yaygınlaşması için yeni bir model oluşturan Şişli %100 Ekolojik Pazar’da, 15 yılda, çoğunluğunu üreticilerin oluşturduğu esnaf sayısı 83’e, tezgah sayısı ise 330’a yükseldi. Şişli %100 Ekolojik Pazar kuruluşundan bu yana, Türkiye çapında art arda açılan ve sayısı 16’yı bulan diğer organik pazarların öncüsü ve modeli oldu.

Pazar, bugüne kadar oluşturduğu model sayesinde Ankara, Afyon, Eskişehir, Hatay, İzmir, Mersin ve Zonguldak gibi Türkiye’nin birçok farklı noktasından 900’ün üzerinde taze sebze ve meyve üreticisinin organik ürünlerini İstanbul halkı ile buluşturduğu bir alan yaratarak üreticiyle türeticinin arasındaki mesafeleri azaltmasına vesile oldu. Devamında İstanbul’un farklı ilçeleri, İzmit ve mevsimlik olarak Kayseri Kocasinan’daki beş ayrı noktada, Buğday Derneği danışmanlığında kurulan %100 Ekolojik Pazarlar, yıldan yıla daha fazla insanın ekolojik gıdaya erişmesine olanak sağladı.

%100 Ekolojik Pazarlar ayrıca, bir yandan 2006’ya kadar ihracat odaklı olan ekolojik ürün sektöründe iç pazarın gelişmesini sağlarken diğer yandan süt türevi ürünlerin, istiridye mantarının, elma pekmezinin, hurmanın, siyez ve karabuğday ununun, safranın ve daha pek çok yeni ekolojik ürünün iç pazarda satılabilmesine de öncülük etti. Şişli’de ilk yıl 3-5 ton civarında olan haftalık taze sebze ve meyve satışları bugün, haftalık ortalama 17 ton, yılda 860 ton civarına ulaştı.



Yeni nesiller pazarın bereketiyle büyüdü

%100 Ekolojik Pazar, yarattığı istihdam ve düzenli gelir sistemiyle, üreticilerin ekolojik yollarla sertifikalı olarak ürettiği ürünlerin ekonomik açıdan sürdürülebilirliğini de korumasını sağladı. Pazardaki tezgah sahipleri, çocuklarının okul giderlerini pazardan elde ettikleri gelirlerle karşılarken, ekolojik pazarın bereketiyle büyüyen çocuklar ziraat mühendisliği gibi tarımsal üretim ile ilgili alanlarda eğitimler alarak ekolojik dönüşümün yaygınlaşması yolunda meslekler edindi. 15 yıl önce pazara ebeveynleriyle birlikte gelen çocuklar ve gençler, kendi ailelerini kurdu; kendi çocuklarını pazardan aldıkları ekolojik ürünlerle beslemeye devam ediyor.


Sofralar zehirden arındı

%100 Ekolojik Pazar, halkın alışveriş ve pazar yerlerindeki sosyalleşme kültürünü koruyarak ve geliştirerek ekolojik yaklaşımla yeniden ele alınmasını, yarattığı sosyal ortam ve etkinliklerle alışverişin gıda boyutunun ötesinde, sosyal ve kültürel düzeyde bir paylaşım olmasını sağladı. Şişli’de üç nesil boyunca sağlıklı ve zehirsiz gıdalar için bir araya gelen %100 Ekolojik Pazar üretici ve türeticileri, kurdukları organik bağları her geçen gün daha da güçlendirerek üretimlerine ve paylaşımlarına devam ediyor.



Sağlıklı gıdanın adresi %100 Ekolojik Pazarlar

Bakırköy: Cuma günleri, Airport Alışveriş Merkezi’nin arka açık otoparkında, 09.00-16.00 saatleri arasında.

Şişli: Cumartesi günleri, Cumhuriyet Mah. Gökkuşağı Lala Şahin Sok. Feriköy’de, 07.00-17.00 saatleri arasında.

Kartal: Pazar günleri, Hükümet Konağı Cad., Kartal Baba Alt Geçidi yanı, 08.00-17.00 saatleri arasında.

İzmit: Cumartesi günleri, 41 Burda Alışveriş Merkezi’nde, 10.00-18.00 saatleri arasında.

Kayseri – Kocasinan: Pazar günleri, Erciyesevler Mah., Mazı Sk. Kocasinan’da, 08.00-17.00 saatleri arasında. *Sadece Ağustos-Kasım ayları hizmet vermektedir.

16 mRH

Şişli %100 Ekolojik Pazar 15. yılını kutluyor

Doğayla uyumlu üretim, türetim ve sağlıklı bir gelecek için çalışan Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin yürüttüğü %100 Ekolojik Pazarlar projesinin Türkiye’deki ilk örneği olan Şişli %100 Ekolojik Pazar 15. yaşını kutluyor.

Buğday Derneği’nin kurucusu ve vizyoneri Victor Ananias’ın Bodrum’da kurduğu pazar tezgahından organik ürün dükkânlarına, Kutu ve BAHÇE projesinden WWOOF Türkiye/TaTuTa programı ile doğa dostu üretim yapan çiftçilerin desteklenmesine kadar ortaya koyduğu projeler ve modeller birbirini besleyerek ekolojik üretimin yaygınlaşması adına bir bütüne hizmet ediyor.

Victor Ananias’ın yoğun emek ve uğraşları neticesinde, 2004 yılında “Organik Tarım Kanunu ve Yönetmeliği”nin organik pazarları destekleyecek yönde çıkarılması ve organik ürünlerin hal yasasından muaf tutulmasıyla Türkiye’de ilk kez %100 Ekolojik Pazarlar’ın kurulmasının önü açılmış oldu.

Şişli Belediyesi işbirliğiyle Haziran 2006’da 45 tezgah ve 23 üretici ile kurulan, Türkiye’nin hem ilk hem de en büyük organik pazarı Şişli %100 Ekolojik Pazar, ekolojik sertifikalı ürünleri adil, sürdürülebilir ve güvenilir bir model oluşturarak tüketiciye doğrudan ulaştırıyor.

Şişli %100 Ekolojik Pazar’da, Haziran 2021 itibarıyla 330 tezgah ve çoğunluğunu üreticilerin oluşturduğu 83 tezgah sahibi yer alıyor. Pazar, İzmir, Afyon, Mersin, Hatay, Zonguldak, Ankara, Eskişehir, Gökçeada gibi Türkiye’nin birçok farklı noktasından 900’ün üzerinde üreticinin organik ürünleriyle 15. yılında da bereketini artırıyor.

Üç kuşağı sağlıklı ve zehirsiz ürünlerle besleyen %100 Ekolojik Pazar üreticileri, müşterileriyle kurdukları organik bağları her geçen gün daha da güçlendirerek üretimlerine ve paylaşımlarına devam ediyor.

Organik tarımın öncüsü

Türkiye’de iç pazar potansiyelini ortaya çıkaran %100 Ekolojik Pazarlar; yeşil ekonomi alanında ekolojik bütüne hizmet eden çok paydaşlı bir iletişim ortamı oluşturarak diğer ekolojik pazarlara da model oluşturuyor.

Organik süt türevi ürünlerin, istiridye mantarının, elma pekmezinin, baklavanın, ketçabın, helvanın, lokumun, hurmanın, ezmelerin, sarı kantaronun, siyez ve karabuğday ununun, yufkanın, çiğköftenin, safranın ve daha birçok ürünün ilk defa piyasaya sunulduğu yer olan Şişli %100 Ekolojik Pazar; bir yandan Türkiye’de sayısı 16’ye yükselen yeni organik pazarların kurulmasına öncülük ederken diğer yandan dükkânlar, e-ticaret siteleri gibi pazarlama kanallarını da besleyerek daha fazla insanın organik ürüne ulaşmasını sağlıyor.

Pazar, her cumartesi günü, perakende müşterileri haricinde 30’un üstünde dükkân, e-ticaret sitesi ve diğer organik pazarların esnafına da ürün tedarik kanalı oluyor.

İstanbul, İzmit ve mevsimlik olarak Kayseri Kocasinan’daki beş ayrı noktada, Buğday Derneği güvencesiyle hizmet veren %100 Ekolojik Pazarlar, bugüne kadar 900’ün üzerinde taze sebze ve meyve üreticisinin sertifikalı ürünlerini alıcısıyla buluşturdu.

Buğday Derneği ayrıca, danışmanlığından çekildiği Konya Meram, İstanbul Küçükçekmece ve Beylikdüzü %100 Ekolojik Pazarları ile bugün artık çoğu kapanan Antalya, Samsun Gazi ve İlkadım, Balıkesir Burhaniye, İzmir Seferihisar, Kayseri Talas %100 Ekolojik Pazarları’nın kurulması sağladı.

 

Hem gıda hem bilgi alışverişi

%100 Ekolojik Pazar, halkın alışveriş kültürünün ve pazar yerlerindeki sosyalleşme kültürünün ekolojik yaklaşımla yeniden ele alınmasını, yarattığı ortam ve etkinlikler ile alışverişin gıda boyutunun ötesinde sosyal ve kültürel düzeyde bir paylaşım olmasını hedefliyor.

Şişli %100 Ekolojik Pazar, ekolojik ürün alışverişinin yanı sıra ekolojik yaşamın farklı alanlarında çeşitli etkinliklere katılım olanağı da sağlıyor. Pazarın müdavimleri, sabahın erken saatlerinden itibaren hem alışveriş ediyor hem de pazarda gerçekleşen etkinliklere, söyleşilere katılıyorlar. Bugüne kadar düzenlenen “bez çanta dikim” atölyesi, ”gerçek temizlik” atölyesi, ”takas-armağan şenliği”, “gel oyna çocuk atölyesi”, ”ekolojik kitap şenliği”, “Zehirsiz Sofralar” söyleşisi, konserler, performanslar gibi pek çok etkinlik pazarı kültürel ve sosyal anlamda da zenginleştirdi; “alış-veriş” mekânı olmanın ötesine taşıdı.

Plastik poşet kullanılmayan ilk pazaryeri

Türkiye’de plastik poşet kullanımının kaldırıldığı ilk pazar olan Şişli %100 Ekolojik Pazar, bu çabanın küçük de olsa bir karşılığı olarak İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti etkinliklerinin de bir parçası oldu.

Her şey kayıt altında ve izlenebilir

Buğday Derneği, oluşturduğu %100 Ekolojik Pazar Standartları ile organik pazarların sağlıklı işleyen ve güvenilir bir model olarak yaygınlaşmasına öncülük ederek, üstlendiği bu rolü, hazırladığı internet veritabanı ile daha da ileriye taşıyor. Yerel yönetim yetkilileri, ürünlerin satış verilerini tarih, satıcı, üretici, ürün, çeşit, miktar, fiyat ve mali belgeler bazında kayıt altına alıyor. Ardından üretici denetimlerinden sorumlu kontrol ve sertifika kuruluşlarına gönderiyorlar. Ayrıca %100 Ekolojik Pazarlar’da satılan tüm ürünlere ait sertifikalara ekolojikpazarlar.org adresinden ulaşılabiliyor.

Belediyelerin yanı sıra, Buğday Derneği ve Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından da denetimleri yapılan Pazarlar’da, düzenli olarak ürünlerden numune alınarak akredite laboratuvarlara gönderiliyor. Kalıntı çıkan veya sertifika kapsamı dışında ürün sattığı tespit edilen üreticiler ve esnaf pazardan men ediliyor.

Sürdürülebilirliğini bireylerin destek ve bağışlarıyla sağlayan, 18 yıldır özveriyle ve kısıtlı kaynaklarla çalışan Buğday Derneği’ne destek ol, ekolojik yaşam umudumuzu birlikte yeşertelim!

15 mRH

20. Dünya Organik Kongresi

IFOAM (Uluslararası Organik Tarım Hareketleri Federasyonu) tarafından düzenlenen 20. Dünya Organik Kongresi, 6-10 Eylül 2021’de Fransa’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilecek. Çevrimiçi olarak da takip edilebilecek kongrenin bu yılki sloganı: Organik, köklerinden yola çıkarak hayata ilham veriyor.

Her üç yılda bir dünyanın farklı ülkelerinde, IFOAM (Uluslararası Organik Tarım Hareketleri Federasyonu) tarafından düzenlenen Dünya Organik Kongresi, 6-10 Eylül 2021 tarihlerinde Fransa’nın Rennes şehrinde yapılacak. Dünyanın dört bir yanından yaklaşık 2.500’den fazla organik çiftçi, üretici, araştırmacı, savunucu ve politika uzmanının katılacağı kongrede, dayanıklılık, toplumsal dönüşüm, sağlık ve gıda güvenliği ile ilgili sorular ele alınacak, organik tarım hareketinin geleceği tartışılacak.

“Organik, köklerinden yola çıkarak hayata ilham veriyor” sloganı ile yola çıkan paydaşlar, organiğin tarımsal dönüşümde oynayabileceği rolü ve kendi içinde sürdürülebilir kalkınma ve ekonomik sistemler için nasıl bir model olduğunu göstermeyi amaçlıyor.

Dünya Organik Kongresi, sürdürülebilir tarım, değer zincirleri ve tüketim alanında çalışan paydaşlara bilgi, yenilik ve deneyimlerini paylaşma fırsatı sunuyor. Kongre, katılan herkese ivme ve ilham veriyor ve küresel organik sektörü için önde gelen bir etkinlik olarak görülüyor.

Liderlik, çiftçiler ve danışmanlar, bilim, tedarik ve değer zinciri, kültür ve eğitim ve paydaşlara odaklanan 6 ana tema etrafında 80 konferans ve 8 ön konferansın düzenlenmesi planlanan Organik Dünya Kongresi’nde ayrıca, herkese açık atölyeler, ödül töreni, yan etkinlikler ve ardından, üyelerin katılımına açık bir Genel Kurul gerçekleştirilecek.

Ayrıntılı bilgi ve kayıt için: owc.ifoam.bio

15 mRH

Organik tarımla ‘Zehirsiz Sofralar’ kurmak mümkün

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği Genel Müdürü Batur Şehirlioğlu, Anadolu Ajansı’ndan Güç Gönel’e yaptığı açıklamada, tarımsal üretimde kullanılan pestisitlerin sadece %10’luk bölümünün hedef bitkiye gittiğini, kalan %90’lık kısmının hedefte olmayan havaya, toprağa ve suya karıştığını anlattı.

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği öncülüğünde yürütülen “Zehirsiz Sofralar” projesi, pestisit kullanımını azaltarak üreticilerin organik tarıma yönelmesini sağlamayı hedefliyor.

Endüstriyel tarımda çok sayıda pestisit, yani tarım zehri kullanılıyor. Pestisitler bitkilere zarar veren böcek ve mantarları öldürüyor ama aynı zamanda faydalı böcekler ve kuşlar gibi diğer canlıları da olumsuz etkiliyor.

Tarımda kullanılan pestisitlerin yarattığı tehlikeye dikkati çekmek için 100 sivil toplum kuruluşu ve inisiyatifi, Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneğinin girişimleri ve Avrupa Birliği’nin finansman desteğiyle “Zehirsiz Sofralar” adıyla bir projeyi hayata geçirdi.

Pestisit kullanımının azaltılması ve doğa dostu tarım yöntemlerinin desteklenmesi yönünde bir çağrıyla yola çıkılan proje kapsamında açılan imza kampanyasına 150 bine yakın kişi destek verdi.

Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı’nın girişimleri hükümet nezdinde de karşılık buldu ve Tarım ve Orman Bakanlığı kampanya süresinde pestisitlerdeki 25 etken maddenin kullanımını yasakladı.


“Pestisitlerin sadece yüzde 10’u hedef organizmaya ulaşıyor”

Projenin yürütücüsü Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği Genel Müdürü Batur Şehirlioğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, tarımsal üretimde kullanılan pestisitlerin sadece yüzde 10’luk bölümünün hedef bitkiye gittiğini, kalan yüzde 90’lık kısmının hedefte olmayan havaya, toprağa ve suya karıştığını anlattı.

Pestisitlerin su kaynakları aracılığıyla sucul canlılara bile ulaştığını vurgulayan Şehirlioğlu, “Pestisitler, su kaynaklarımızda yasaklandıktan onlarca yıl sonra bile bulunabilmektedir.” dedi.

Zehirsiz Kampanya‘ya destek olun, biyoçeşitliliğe zarar veren, dünyayı zehirleyen pestisitler yasaklansın.

Dünyada pestisit olarak bine yakın, Türkiye’de ise 350’ye yakın aktif madde kullanıldığını anlatan Şehirlioğlu, Avrupa Birliği’ne uyum sürecinde Türkiye’de bazı pestisit etken maddelerinin yasaklandığını aktardı.

Yasaklanan pestisit etken maddelerinin sayısının gün geçtikçe arttığını belirten Şehirlioğlu, “Zehirsiz Kampanya öncesinde yasaklanan pestisit etken maddesi sayısı 180’in üzerindeydi. Kampanya sürecinde 25 etken madde daha yasaklandı ve bu rakam 200’ün üzerine çıktı.” bilgisini verdi.

Dernek olarak sağlıklı, adil, sürdürülebilir ve ekolojik temellere dayalı bir tarım gıda sistemi önerdiklerini anlatan Batur Şehirlioğlu, Şile Belediyesi ile Türkiye’de organik pazarları ilk açan dernek olduklarına değindi.

Ekolojik pazarlar, bahçe projesi, Toplum Destekli Tarım Projeleri gibi yeni modeller ürettiklerini, üreticiden tüketicilere yerel projelere ağırlık verdiklerini belirten Şehirlioğlu, bu çerçevede hem Tarım ve Orman Bakanlığı hem belediyeler hem üreticiler hem de tüketicilerle birlikte çalıştıklarını dile getirdi.

Zehirsiz Sofralar projesi ile pestisitlerin kullanımının kademeli olarak azaltılması ve bir vadede tamamen kaldırılmasına yönelik bir politika ve strateji geliştirilmesini talep ettiklerini belirten Batur Şehirlioğlu, “Ancak bu alternatif olmadan mümkün değil. Alternatif tarım sistemlerinin, yöntemlerinin desteklenmesini Bakanlıktan talep ettik. Ayrıca şeffaflık istedik.” dedi.

Türkiye’de organik tarım yapılan arazilerin toplam tarım alanları içindeki oranının yüzde 2 civarında olduğunu ifade eden Batur Şehirlioğlu, Tarım ve Orman Bakanlığından organik tarım konusunda desteklerin artmasını istediklerini söyledi.

AB topraklarında 2030 yılında pestisitlerin yüzde 50’sinin tüketiminin azaltılması yönünde bir karar alındığını belirten Şehirlioğlu, “Bizim de aslında Tarım ve Orman Bakanlığımızdan talebimiz bu. Pestisitsiz bir tarım hemen yarın mümkün değil ama bunun için enstitülerimiz, üniversitelerimiz başta olmak üzere çalışmaları başlatırsak iyi bir stratejiyle bu hedeflere 2030’da, 2040’ta ulaşmak mümkün.” ifadelerini kullandı.

Piyasada üzerinde “Organik” olduğu yönünde ifadeler bulunan ürünlere de dikkati çeken Şehirlioğlu, şöyle konuştu:

“Organik, GDO’suz, doğal, köy ürünü, saf gibi tüketiciyi yanıltıcı ifadeleri önlemek için Avrupa ve Türkiye’de bir Organik Tarım Mevzuatı çıkartıldı. Türkiye’de organik tarım konusunda kanun ve yönetmelikler var. Bu konuda öncü bir ülke Türkiye. Piyasada paketli ürünlerde etiketine baktığımız zaman Tarım Bakanlığımızın organik ürünler için çıkardığı bir logo var. Bu konuda denetim için yetkilendirilmiş sertifikasyon kuruluşları var, onların verdikleri sertifika numaraları var. Açık ürünler için de sertifikalar var. Tüketiciler açık ürünlerde organik tarım sertifikasını talep edebilirler.”


Kapak Fotoğrafı: Merve Atınç

09 Nis

Organik Tarım ve İyi Tarım Uygulamaları Sektör Toplantısı Yapıldı

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ev sahipliği yaptığı “Organik Tarım ve İyi Tarım Uygulamaları Sektör Toplantısı” gerçekleştirildi.

Toplantıya Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ayşe Ayşin Işıkgece, Bitkisel Üretim Genel Müdürü Dr. Mehmet Hasdemir, Gıda Kontrol Genel Müdürü Harun Seçkin, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürü Dr. Nevzat Birişik, Cumhurbaşkanlığını temsilen Uzman Nafiye Çavuş, Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği Genel Müdürü ve Zehirsiz Sofralar Platformu Temsilcisi Batur Şehirlioğlu, Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği Ankara Şube Başkanı Dr. Sabiha Ünal, Tarım Gıda Etiği Derneği Üyesi  A. Ü. Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdoğan Güneş, Organik Ürün Üreticileri ve Sanayicileri Derneği (ORGÜDER) Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Doğan, Bakanlık bürokratları ve İyi Tarım Uygulamaları ve Organik Tarım Daire Başkanlığı personeli katılım sağladı.

Toplantıda Organik Tarım ve İyi Tarım Uygulamaları, iklim değişikliğinin tarımsal üretime etkileri, dünya genelinde ve ülkemizde yaşanan gıda israfı, tarımsal üretimdeki pestisit kullanımı, organik ürünlerin pazarlanmasında geliştirilen yöntemler, organik gıda tedarikçileri ve organik tarım yapan çiftçilerin DİTAP üzerinden buluşturulması gibi birçok konuda sektörün görüş ve önerileri alınarak değerlendirme yapıldı.

 

25 Mar

%100 Ekolojik Pazarlar üretici ziyaretleri

Buğday Derneği, %100 Ekolojik Pazarlar’a katılan ve ürün gönderen üreticilerin arazilerine ziyaretlerini sürdürüyor.

Düzenli olarak yaptığımız ürün, çeşit, miktar, mali belge, sertifika, etiket denetimleri ve pestisit kalıntı analizleri yanında, %100 Ekolojik Pazarlar’a katılan veya ürün gönderen üreticilerin arazi ziyaretlerine de belirli aralıklarla devam ediyoruz.



Gıda mühendisimiz Merve Atınç, %100 Ekolojik Pazar esnaf komisyonunun da desteği ile Mart ayı içerisinde pazarımıza ürün gönderen veya katılan İzmir ve Manisalı üreticiler Ali Öcal, Özgür Andaç, Halil ve Hatice Halaç, Süleyman Akçil, Gürbüz Andaç, İsmail ve Asuman Irmak, Zübeyde Düzyol, Ahmet Andaç, Gülhan Yetik Eryüksel, Güngör Yanıksaz, İhsan Karip’in arazilerini ziyaret ederek tarladaki ürünler ve pazara gelen ürünleri karşılaştırmanın (miktar, çeşit, kalite vb.) yanında, üretimde kullanılan girdiler ve diğer uygulamalar hakkında üreticilerden bilgi aldı.



Buğday Derneği’nin danışmanlığını yaptığı %100 Ekolojik Pazarlar için, açıklanan yeni pandemi önlemleri sonrasındaki gün ve saat bilgileri şöyle:

  • Şişli %100 Ekolojik Pazar: Çarşamba 07:00-17:00
  • İzmit %100 Ekolojik Pazar: Perşembe 10:00-18:00
  • Kartal %100 Ekolojik Pazar: Cuma 08:00-17:00
  • Bakırköy %100 Ekolojik Pazar: Cuma 09:00-17:00

Not: Büyükyalı (Zeytinburnu) %100 Ekolojik Pazar Satış Noktası ise geçici olarak kapalı olacaktır.

Yukarıda adı geçen pazarlar, Buğday Derneği’nin danışmanlığını yaptığı %100 Ekolojik Pazarlar’dır. Adı geçmeyen pazarlara ilişkin bilgiyi, ilgili belediyelere sorabilirsiniz. Bulunduğunuz il ya da ilçede de %100 Ekolojik Pazar açılmasını istiyorsanız, bu talebinizi yine ilgili belediyenize iletebilirsiniz.

19 Şub

Organik Tarım: İklim krizine karşı en güçlü kozumuz

Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Uygun Aksoy, dünyada ve Türkiye’de tarım sisteminin dönüşümünü ele aldığı yazısında, organik tarım uygulamalarının iklim krizi ile mücadeledeki önemine ve Türkiye’nin tarım stratejilerindeki eksikliklere dikkat çekti.


Yazı: Prof. Dr. Uygun Aksoy – Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği Yönetim Kurulu Başkanı

İklim değişiklikleri özellikle son yıllarda yaşamımızı derinden etkilemektedir. Günümüzde, iklim değişikliğinin yanında birçok tehdit ile karşı karşıya olan tarım, vazgeçilmez ve stratejik bir sektördür.

Çevreye olan etkileri ve iklim değişikliği açısından bakıldığında; tarım ve gıda üretiminde fosil yakıt, gübre ve pestisit kullanımı, girdilerin ve gıdanın üretim yerinden kullanıcıya kadar olan taşınması ve dağıtımı gibi süreçler de dâhil edildiğinde, tarımsal faaliyetlerin sera gazı emisyonlarındaki payı %30 civarında. Ancak ekolojik uygulamalara dayalı olarak yapılan tarım, iklim değişikliğine adaptasyon ve uzun vadedeki hedeflere erişim noktasında çözüm olarak ortaya çıkmaktadır. Ekolojik yönetim modelleri, bir yandan emisyon azalışı sağlarken diğer yandan artan karbon bağlama kapasitesi ile iklim krizine çift yönlü katkı sağlamaktadır.

Bakanlık organik tarımı göz ardı ediyor

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanan “Türkiye İklim Değişikliği Stratejisi 2010-2023” belgesinde, sera gazlarının kısa vadeli kontrolüne yönelik organik tarım, arazi kullanımı ve tarım ve ormancılık alanında önerilen uygulamalar arasında yer alıyorken; son yıllarda Tarım ve Orman Bakanlığı’nın organik tarımı öncelikleri arasından çıkardığı görülmektedir.

Türkiye Organik Tarım Stratejik Planı”nın 2016’dan sonra yenilenmemesi, desteklerin sürekli değişkenlik göstermesi ve yetersiz kalması; karşı çabaların organik tarımı temelsiz biçimde sorgulaması ile birlikte, beklenen katkıların sağlanamamasına neden olmuştur.

Gıda ithalatı çözüm değil, sorun yaratıyor

Sorulan sorulara doğru cevap alabilmek için organik tarımın neden ve nasıl geliştiği, bugünkü durumu ile gelecek stratejilerini ve bununla birlikte tarımda yaşanan sorunların gerçek nedenlerini iyi anlamak gerekir.

Birçok ülkede hızla artan nüfusu doyuracak, ucuz gıda temin etme telaşı ile 1950’lerde başlayan tarımda yoğunlaşma; daha fazla fosil yakıt, su ve sentetik girdi kullanımını ve endüstrileşmeyi beraberinde getirmiştir. Türkiye ve benzeri gelişmekte olan ülkelerde 1970’li yıllarda hissedilmeye başlayan bu etki, pazarın daha da fazla küreselleşmesi ile ülkelerin ekonomik açıdan ‘avantajlı’ oldukları ürünleri çok geniş alanlarda tek ürün (monokültür) halinde yetiştirmeleriyle sonuçlanmıştır. Fakat sadece doğadaki değil, tarımdaki çeşitlilik de azalmıştır. Türkiye gibi ithalatı çözüm olarak gören ülkeler hem ekolojik hem sosyo-ekonomik sorunlarla uğraşır hale gelmiştir.

Temel gıda maddelerinin üretim ve ticaretinde birkaç gelişmiş ülkenin pazara hakim olduğu görülmektedir. Ürün pazarındaki benzer gelişme tohum, gübre, tarım zehirleri, sulama sistemleri gibi üretim girdilerinin küreselleşmesine ve az sayıdaki uluslararası şirketin egemen olmasına yol açmıştır. Endüstriyel tarım ve gıda sisteminin çevre, sağlık, toplum hizmetleri ve gıda egemenliği üzerindeki olumsuz etkileri ise dikkate alınmamıştır. Ancak, yaratılan olumsuzlukların topluma yönelik gerçek maliyetleri son yıllara kadar gizli kaldığından sistem devam edegelmiştir.

 

Krizler zehirli kimyasallara dayalı tarım sistemini dönüştürüyor

Günümüzde, bir yandan dışa bağlı gıda ve gıda dışı ürün pazarındaki fiyat artışları veya Covid-19 gibi ani gelişen bir tehdit sonucu uygulanan kısıtlar, diğer yandan iklim değişikliğinin doğrudan etkilerinin hissedilmesi sürdürülebilir tarım sistemlerini tartışmaların odağına getirmiştir.

Organik tarım, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından sürdürülebilir beş tarım sisteminden biri olarak kabul edilmiştir. Avrupa Birliği ise karbon nötr olma ve iklim değişikliği, biyoçeşitliliğin yok olması, gıda güvenliği sorunlarının çözüm odağına organik tarımı almıştır. Avrupa Komisyonu tarafından yayımlanan Çiftlikten Çatala (F2F) ve Biyoçeşitlilik (BDS) strateji dokümanları ile 2030 yılına dek, halen AB üyesi ülkelerde %8.5 (%2.5-24.0 arasında değişmektedir) düzeyinde olan organik tarım arazilerinin %25’e çıkarılmasını; pestisitlerin genel kullanımının ve yüksek derecede tehlikeli pestisit kullanımının %50 azaltılmasını ve pestisitlerin agroekolojik uygulamalarla değiştirilmesini hedeflemektedir.

Topraktan sofraya izlenebilirlik

Peki, organik tarım ve uygulamaları nasıl çözüm olabilir? Öncelikle, ‘Organik 3.0’ olarak belirlenen stratejinin hedeflerinden biri, tüm tarım sistemlerinde doğru sonuç vermiş ve başarılı olmuş uygulamaların ortaya konarak, organik tarıma veya diğer bir tarım sistemine uyarlanmasıdır. Bu açıdan, organik tarımın temel ilkelerine dayalı tarım işletmelerinin ve etik ticaret sistemlerinin kurulması önemlidir.

Organik tarım, işletmenin dışarıdan sağlanan girdiler yerine işletme içinde döngülerin tesis edilerek, olabildiğince kapalı bir sistem biçiminde yönetilmesini hedefler. Her tarımsal ekosistem, ekolojik, sosyal ve ekonomik açıdan kendine özgü koşulları içerir. Yönetim sistemi ise, bu koşullar irdelenerek geliştirilir ve topraktan sofraya kadar izlenebilirlik sağlanır.

Organik tarım toprak, bitki, hayvan, insan ve yeryüzünün sağlığının ayrılmaz bir bütün olduğunu kabul eder. Buna bağlı olarak, kullanılan girdiler ve yöntemler yarattıkları risklere göre değerlendirilerek kılavuzlar hazırlanır. Yasal düzenlemeler ve özel standartlar ile üretim sürecinin uygunluğunun değerlendirilerek sertifikalandırılması 1990’lı yıllardan sonra pazarın genişlemesi sonucu ortaya çıkmıştır. Bu standartlar etiketlenerek pazara sunulan ürünün üretilmesi sırasındaki minimum koşulları belirler.

 

%20’lik organik madde artışı hektar başına 9 ton CO₂ emisyonu tasarrufuna eşdeğer

Günümüzde tarım ve gıda ürünlerinin yanı sıra kullanılan girdilerin de uzun mesafeli taşınmaları söz konusudur. Organik tarım ilkeleri, gerek işletme dışı girdi kullanımı yerine döngüleri vurgulayarak, gerekse organik uygulamalarda yoğun emisyona neden olan sentetik gübre ve pestisitlere kısıtlamalar getirerek karbon emisyonlarını azaltıcı etki yaratmaktadır.

Toprak sağlığı ve verimliliği organik tarımın birinci hedefidir. Örtüsüz, aşırı işlenmiş veya nadasta çıplak bırakılan toprak, karbon zengini olan üst toprak katmanının erozyonla veya yıkanma ile yok olmasına neden olur. Organik tarımda önerilen toprağın örtülü bırakılması veya hiç ya da az sayıda toprak işleme yapılması karbon emisyonlarını azaltırken, toprağın karbon bağlama kapasitesini de arttırmaktadır.

Toprak işlemesiz, örtü bitkili organik tarım uygulanması durumunda; ilk iki yılda topraktaki organik karbon %9, altı yılda ise %21 oranında artmıştır. Topraktaki organik madde artışı toprak sağlığı, verimlilik ve iklim değişikliklerine karşı en önemli araçlardandır. Topraktaki organik madde içeriğinin %20 artması hektar başına 9 ton karbon emisyonu tasarrufu anlamına gelmektedir.

Tarım alanlarında bağlanan karbonun yaklaşık yarısı toprak üstü aksamı tarafından tutulmaktadır. Bu nedenle yıl içi ekim planlamalarında iki ürün arasında toprağı örtüsüz bırakma yerine, kısa süreli de olsa örtü bitkilerinin ekimi karbon bağlama kapasitesini artırmaktadır. Meyve ağaçları gibi çok yıllık türlerde ise sıra aralarında benzer uygulamalar yapılabilir.

Endüstriyel üretimde azot oksitlerin salımına neden olan sentetik azotlu gübreler karbon emisyonlarının ana etkenlerinin başında gelmektedir. Hızla eriyebilen sentetik azotlu gübreler uygulandıktan hemen sonra topraktaki azot miktarını artırır ancak bunun bir kısmı bitki tarafından alınırken, kalanlar yıkanarak yer altı sularında kirliliğe neden olur veya gaz halinde kaybolur. Böylece her yetiştirme döneminde yeniden sentetik azotlu gübre vermek gerekir.

Organik tarım, sentetik gübre kullanımını yasaklarken; izin verilen hayvan gübresi, yeşil gübreleme, kompost ve benzeri uygulamalarda hektar başına toprağa katılan azot miktarını 170 kilogram ile sınırlamaktadır. Bu uygulamalar topraktaki organik madde miktarını yıldan yıla artırır ancak %25-30 gibi belirli bir kısmı o yılda yarayışlı hale geçer, diğer kısımlar ise sonraki yıla saklanır. Yani organik uygulamalar eklemeli etki yaratıp karbon bağlarken, sentetik azotlu gübrelerin her yıl yeniden eklenmesi zorunlu olduğu için tekrar tekrar karbon salımına yol açar.

Sentetik azotlu gübre uygulamaları ayrıca toprak mikroorganizmalarının solunum sonucu çıkardıkları karbondioksiti tetikler. Sentetik fosforlu gübreler ise bitki kökleri ile simbiyotik yaşayan mikroorganizmaların gelişmelerini baskı altına alarak toprağın karbon bağlama kapasitesini olumsuz etkilemektedir.

Endüstriyel hayvancılık hava kirliliğine yol açıyor

Endüstrileşmiş hayvancılık işletmeleri küresel ölçekte karbondioksitten daha fazla olumsuz etkisi olan metan salımının %37’sine, azot oksitlerin ise %65’ine neden olmaktadır. Organik hayvancılık ise alan bazlı ve kurallara uygun olarak yapılmakta ve böylece endüstrileşmekten kurtularak seyrelme etkisi ile sera gazı emisyonlarını azaltmaktadır.

İlgili yönetmeliklere göre, organik hayvancılıkta sürü büyüklüğü sınırlanmaktadır. Örneğin, organik tavukçulukta her barınakta en fazla 4.800 adet etlik piliç, 3.000 adet yumurta tavuğu bulunabilir. Ayrıca, hayvan başına gerekli en düşük iç ve dış alan belirlenmiş olup hektar başına 2 büyükbaş hayvan birimi ile sınırlandırılmıştır.

Düşük yoğunlukta hayvancılık ile metan ve azot kirliliğini azaltmak mümkündür. İşletme içi gübre ve diğer atıklar kullanılarak yem üretimi döngüsü sağlandığında taşınma ile ortaya çıkan emisyonlar azalırken, karbon bağlama kapasitesi artmakta ve böylece karbon bütçesi olumlu yönde gelişmektedir.

Gaz olarak uygulanan pestisitler iklim için 300 kat daha tehlikeli

Yapılan on yıllık bir araştırmaya göre, kompostlaştırılan inek gübresinin kullanıldığı bir ekim nöbetinde bitkilerin daha iyi gelişmeleri ile yılda hektar başına iki ton karbon bağlandığı hesaplanırken, endüstriyel üretimde karbon emisyonları ortaya çıkmıştır. Pestisitlerin -özellikle gaz olarak uygulananların- gerek üretim gerekse uygulanma aşamasında, karbondioksitten 300 kat daha fazla tehlikeli olan azot oksitlerin emisyonuna yol açtığı belirtilmektedir.

 

Politika desteğiyle organik gıdaya erişmek mümkün

Organik ürün pazarı küreselleşse de temel ilkeleri arasında yerel üretimin yerelde tüketilmesi gelmektedir. İç denetime dayalı katılımcı sertifikasyon uygulamaları birçok ülkede üretici ve tüketici işbirliği ile iç pazar için geliştirilmektedir. Çok sayıda organik ürün tüketicisi, tercihini yerel ürünler yönünde kullanarak bu ürünlerin uzun mesafeli taşınmalarını ve yarattığı sera gazı emisyonlarını azaltmada önemli bir etki yaratmaktadır. Bazı özel organik tarım standartları da aynı gerekçelerle organik ürünlerin uçakla taşınmasına izin vermemekte veya Bioswiss standardında olduğu gibi iç pazardaki ithal ürünlerde logo kullanımına ancak iç üretim yeterli değilse izin vermekte ve aksi halde ise farklı logo kullanılmaktadır.

Onarıcı tarım uygulamaları da organik tarımın temel ilkelerine uygun, başarılı sonuç vermiş uygulama ve yöntemleri bir araya getirerek yaygınlaştırmaya çalışmaktadır.

Sonuç olarak, her ölçekte kendine yeterli ve mevcut ekolojik ve sosyo-ekonomik koşullara göre bilgiyle tasarlanmış, karbon pozitif hedef koyan sistemlerle hem sağlıklı ürün hem de sürdürülebilir kalkınma sağlanabilir. Doğru politikalar ve bilgi paylaşımı ile ekolojik koşulları ve döngüleri esas alan organik sistemlerin geliştirilmesiyle birlikte herkese yeterli, erişilebilir fiyatta sağlıklı gıda ve gıda dışı ürün üretilmesi mümkündür.

 

Kaynaklar:

İlgili Bağlantılar: