Kategori: Anasayfa-Haberler

25 May

Organik dünyanın kapısını birlikte aralayalım mı?

Yeni İnsan Yayınevi ve Buğday Derneği’nin düzenlediği EkolojiKitap Günleri kapsamında, “Organik Gerçeği” kitabının yazarı Gürkan Akgüneş, 26 Mayıs Cumartesi Şişli %100 Ekolojik Pazar’da bir söyleşi gerçekleştirecek.

“Cadının Elmasını Yemeyin” başlıklı söyleşi saat 11.00’de…

Ekolojiyle ilgili bilginin ve ekolojik yaşam alışkanlıklarının yaygınlaşması amacıyla gerçekleştirdiğimiz EkolojiKitap Günleri’nde buluşmak üzere….

25 May

BUĞDAY DERNEĞİ SAĞLIKLI VE GÜVENİLİR GIDA İÇİN ÇALIŞMALARINI SÜRDÜRÜYOR: LİMON ANALİZLERİ

Buğday Derneği işbirliğindeki Kartal, Şişli, Beylikdüzü, Bakırköy, İzmit ve dönemsel olarak açılan Kayseri Kocasinan %100 Ekolojik Pazarlar’da Belediye ve sivil toplum örgütlerinin rutin denetimleri dışında Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı teşkilatlarınca da denetimler yapılmaktadır. Belge ve ürün miktarına dayanan bu denetimlerin yanı sıra sıklıkla da ilgili kurumlarca ürünlerden numune alınarak, bu numuneler akredite laboratuvarlara gönderilmektedir.

Son bir buçuk ay içinde İstanbul’da ilgili bakanlık ilçe müdürlüklerince alınan, bir üreticiye ait havuç, bir üreticiye ait pazı ve diğer bir üreticiye ait elma numunelerinin hepsi temiz çıkmıştır.

Buğday Derneği tarafından alınan 7 limon numunesinde bir üreticiye ait ürünlerde kalıntı çıkmıştır. Konu sadece üreticinin kontrol ve sertifika kuruluşu ile paylaşılmış; kontrol ve sertifika kuruluşu hemen ertesi hafta İstanbul’a gelmiş; üreticinin o hafta gönderdiği kargodan – henüz %100 Ekolojik Pazar’da tezgah sahibi aracı/pazarcı firma ürünü almadan – numune almıştır. Kontrol ve sertifika kuruluşunun aldığı numunede de kalıntı çıkmış olması sorumlunun aracılık yapan firma değil, üretici olduğunu göstermiş olup, üreticinin sertifikası iptal edilmiştir.

%100 Ekolojik Pazarlar’da hem tüketicinin hem de dürüst üreticilerin haklarını korumak adına düzenli denetimler ve analizler, açıldığı günden beri sürdürülmektedir. Benzer hassasiyet ve denetimler ilgili Bakanlık teşkilatı ve kontrol ve sertifikasyon şirketleri tarafından da arazilerde, depolarda, pazarlama noktalarında düzenli ve baskın şekillerde yapılmaktadır. Denetimler sadece analizlerle sınırlı olmayıp her bir üreticinin kullandığı tohumdan, gübreye, zirai mücadele yönteminden, toprağı korumak için yaptığı münavebeye kadar her şey kontrol altında tutulmakta, kayıt altına alınmaktadır. Her bir üreticinin her ürün için hasat miktarı kayıt altına alınmakta, satış miktarları bu miktarlardan düşülerek stok takibi yapılmaktadır. Bu sebeple %100 Ekolojik Pazarlar’a gelen her ürüne ait mali belge ve miktar bilgileri, haftalık olarak kontrol ve sertifika kuruluşlarına bildirilmektedir.

Sağlıklı, güvenilir gıda herkesin hakkıdır. Buğday Derneği sağlıklı ve güvenilir gıda için çalışmalarını sürdürmeye devam edecektir.

25 May

%100 EKOLOJİK PAZARLAR’DA EKOLOJİKİTAP GÜNLERİ

%100 Ekolojik Pazarlar, EkolojiKitap Günleri’ne ev sahipliği yapıyor. 26 Mayıs Cumartesi günü Şişli %100 Ekolojik Pazar, 27 Mayıs Pazar günü ise Kartal %100 Ekolojik Pazar’da ekolojik bilgelik okurla buluşacak.

Felix Guattari ekolojiyi tanımlarken onun üç çehresinden söz eder. Toplumsallık hiç de ilk akla gelmeyen oysa ekolojistlerin bütün toplaşmalarında birbirlerine hatırlattıkları en köktenci kavramlarından biridir.

%100 Ekolojik Pazarlar on yıllardır belki de bu toplumsal bir araya gelişin en şenlikli mekanlarından birini oluşturuyor. Bir pazar yerinden çok bir agora. Çünkü misafirlerinin çoğu apar topar ve aceleyle alış veriş yapıp orayı terk etmeyi düşünmüyor. Oturuyor, kahvaltı yapıyor, arkadaşlarına rastlıyor ya da yeni insanlarla tanışma olağanı buluyor. Bu nedenle pazar yeri değil de birer agora her biri.

Bu şenlikli buluşmaya bu yıl üçüncüsü eklenen ekolojik kitaplar günü de ayrı bir renk katıyor. Konvansiyonel tarım nasıl niteliğe değil de niceliğe önem veriyorsa, ana akım da bize okumak yerine izlemeyi öğütlüyor. Gözlerimizin önünden yinelenen görüntüleri gözün hissetmeyeceği hızda geçiriyor ve bilincimizi, daha açık bir söyleyişle alışveriş alışkanlıklarımızı, kendi istediği yönde örgütlemeyi planlıyor. Çoğunlukla başarıyor da.

Ne güzel ki kitaplar leylalı bir evren misali çekiciliğini güzel kokusuna, şaşırtan fikirlere ve ayaklarımızı yerden kesen hayal gücüne teslim olmamız için okuru bekliyor.

Bu kez bir internet sitesinde değil, kitabevinin raflarında değil, kütüphanelerin uzak bir köşesinde değil, %100 Ekolojik Pazar’da meyvelerin sebzelerin yanı başında bekliyor.

Niceliğe değil, niteliğe önem verenleri, ana akımın peşinden gidenlere değil, alternatife ilgi duyanları bekliyor. Belki de hayatında bu sularda hiç yüzmeyenleri, bu çiçekleri hiç koklamayanları bekliyor. Daha fazla bekletmeyin, siz de %100 Ekolojik Pazar’da, ekolojik kitapların sayfalarını çevirmeye başlayın. Okumak özgürleştirir ve ayaklarınızı yerden keser. Ayağınıza gelen bu olanağı kaçırmayın.

Bunlara ek olarak Şişli %100 Ekolojik Pazar’da, Organik Gerçeği kitabının yazarı Gürkan Akgüneş “Cadının Elmasını Yemeyin” başlığıyla bir söyleşi gerçekleştirecek.

Buğday Derneği ve Yeni İnsan Yayınevi’nin birlikte organize ettiği EkolojiKitap Günleri’ne bekliyoruz.

Söyleşi: Cadının Elmasını Yemeyin: Gürkan Akgüneş – Organik Gerçeği Kitabının Yazarı

26 Mayıs Cumartesi, Saat: 11:00-12:00, Yer: Şişli %100 Ekolojik Pazar

Şişli %100 Ekolojik Pazar Cumhuriyet Mah. Gökkuşağı Lala Şahin Sok. Feriköy-Şişli.  Eski Tekel bira fabrikasının alt sokağında

Kartal %100 Ekolojik Pazar Hükümet Konağı Caddesi, Kartal meydanı, Kartalbaba geçidi yanı

25 May

%100 Ekolojik Pazarlar’da yeni döneme adım adım. Şişli’de Hayri İnönü ile kahvaltı

Buğday Derneği öncülüğünde 2006 yılında açılan Şişli %100 Ekolojik Pazar, artık daha katılımcı, şeffaf bir yönetime sahip. 2017 yılında kurulan Türetici ve Üretici Komisyonları ile pazarın işleyişi ve yönetimine pazar müşterileri, üreticiler, Belediye ve Buğday Derneği birlikte karar veriyorlar.

12 Mayıs Cumartesi günü Şişli %100 Ekolojik Pazar’a ziyarete gelen Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü, komisyon üyeleri ile tanışarak birlikte kahvaltı etti ve pazarla ilgili komisyon üyelerinin düşüncelerini ve isteklerini dinledi. Pazarın sıkıntılarını ve çözüm önerilerini konuşmak üzere en yakın zamanda komisyonların ve Hayri İnönü’nün katılacağı bir toplantı yapılmasına karar verildi.

25 May

“Doğal” teriminin gıda etiketlerinde pazarlama malzemesi olarak kullanılması yasaklansın!

Gerçekten doğal mı?

GDO’lu yemlerle beslenen hayvanların sütünden elde edilen yoğurt paketlerinin üzerine “doğal” yazılmasını ya da üretiminde Dünya Sağlık Örgütü tarafından ”muhtemel kanserojen” olarak rapor edilmiş glifosat kullanılan sebze ve meyvelerin “doğal” kabul edilmesini istemiyoruz.

Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği çerçevesinde hazırlanmış olan “Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği Hakkında Kılavuz”un içeriğindeki “doğal” ve aynı anlama gelen “tabii”, “natürel” ve “natural” terimlerinin izin verilen kullanım esasları, tüketicide sağlıklı, müdahale edilmemiş ürün algısı yaratarak tüketiciyi yanıltabilecek ve organik tarım açısından haksız rekabete yol açabilecek koşullar içeriyor.

Kılavuz, pastörize süt, UHT süt, siyah çay, bitki çayları, yumurta, bal, kahve ile taze, kurutulmuş ve dondurulmuş meyve-sebze, yoğurt gibi ürünlerde “doğal” ifadesinin kullanılmasına izin veriyor.

Türk Dil Kurumu’na göre “doğal”; doğada olan, doğada bulunan, doğada rastlandığı gibi, doğaya uygun olan, doğa güçlerine, kurallarına uyan, tabii, natürel, kendiliğinden olan, insan eliyle yapılmamış, yapay karşıtı anlamlarına geliyor. Tüketici algısına daha yakın olan bu tanıma göre, endüstriyel koşullarda üretilmiş hiçbir gıdanın “doğal” olması mümkün değil ve bu şekilde etiketlenmiş gıdalar tüketicide sağlıklı, müdahale edilmemiş, hatta organik ürün algısı yaratabiliyor.

“Doğal” teriminin mevcut teknik tanımı ile halk arasındaki “doğal” algısı ve TDK’daki “doğal” tanımı arasındaki fark, tüketici hakları ve rekabet açısından sıkıntıya yol açıyor ve bu durum ilgili yönetmelik ve kılavuzun amaç ve ilkeleriyle de örtüşmüyor.
Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği’nin ilk maddesinde “Bu Yönetmeliğin amacı, algı farklılıkları ve bilgi gereksinimleri dâhil gıda hakkında bilgilendirme açısından tüketicilerin üst düzeyde korunmasına ilişkin kuralları belirlemektir” deniliyor.

İlgili kılavuzun genel uygulama esaslarında ise “Gıdalar, tüketiciyi yanıltmayacak şekilde ve satın alacak kişinin bilinçli bir seçim yapabilmesini sağlayacak biçimde etiketlenmeli ve tanıtılmalıdır. Gıdanın etiketlenmesi, tanıtımı ve reklamı bu doğrultuda açık ve bilgilendirici olmalıdır,” deniliyor.

Buna karşın, “doğal” kelimesinin tanımı üzerinde üretici firmalar ve tüketiciler arasında ortak bir algıdan söz edilemediği için, etiket üzerinde kullanımı tüketicinin korunması açısından sakıncalar doğuruyor.

Yönetmeliğin, amacına hizmet etmesi, haksız rekabetin önüne geçilmesi ve tüketici haklarının korunması açısından ilgili Kılavuz’da ve gerekiyorsa yönetmelikte bir an önce değişiklik yapılmasını öneriyoruz.

Önerdiğimiz değişiklikler şöyle:

  • Bölüm 1 Madde 5 ve Bölüm 2 Madde 1’in yeniden düzenlenmesini, “doğal” kelimesinin kullanımına hiçbir şekilde müsaade edilmemesini,
  • “Doğal” kelimesinin gıda etiketlerinde pazarlama malzemesi olarak kullanımının yasaklanmasını,
  • Genel Uygulama Esasları Madde 3’e göre bir etiketin veya tanımlamanın yanıltıcı olarak kabul edilip edilmeyeceği değerlendirilirken gıdanın etiketlenmesi, tanıtımı, sunumu ve reklamının bir bütün olarak ele alınması gerektiğinden, “doğal” çağrışımı yapacak görsel malzeme kullanımına (örneğin, konvansiyonel süt ve süt ürünleri ambalaj ve reklamlarında kapalı sistemde yetiştirilen inek yerine, merada otlayan inek görseli kullanılarak yanıltıcı biçimde doğal algısı yaratılması) izin verilmemesini talep ediyoruz.

 

Ek: Konuyla ilgili Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin detaylı açıklamasına buradan ulaşabilirsiniz.

Not: Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na bağlı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü’ne Buğday Derneği olarak yukarıdaki taleplerimiz ile ilgili yazdığımız dilekçeye Müdürlük tarafından yapılan geri dönüşte, “Yönetmelik ve Kılavuzun esas amacı, dilekçenizde belirtildiği gibi tüketicilerin doğru bilgilendirilmesi olup, Kılavuzun revizyon çalışmalarında ”doğal” ifadesinin kullanımına ilişkin görüşleriniz değerlendirmeye alınacaktır” cevabını aldık. Bu konuda, sizlerin de desteği ile gerekli hassasiyetin gösterilip, gerekli değişikliklerin yapılacağına inanıyoruz.

25 May

Beylikdüzü %100 Ekolojik Pazar’da başkanla kahvaltı ve yeni adımlar

Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Buğday Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Leyla Aslan Ünlübay, üreticiler, müşteriler ve Beylikdüzü Belediyesi çalışanları ile Beylikdüzü %100 Ekolojik Pazar’da hep birlikte kahvaltı ettik ve pazarımızı nasıl geliştireceğimizi konuştuk.

Sağlıklı gıdaya erişimin en kısa yolu olan pazarımızı daha bilinir kılmak ve pazarımızın kapasitesini artırmak için tüm %100 Ekolojik Pazar bileşenleri olarak hep birlikte daha çok çalışma sözü verdik.

Belediye aynı dönemde iki mühendisini ve bir BEYAŞ personelini pazar projesinde görevlendirdi ve Buğday Derneği’nden gerekli eğitimi almalarını sağladı.

25 May

Çocukların sevgilisi çilek market ve pazarda yerini aldı! Peki çilekte asıl sakınmamız gereken hormon mu yoksa zirai zehirler mi?

Çocukların sevgilisi çilek market ve pazarda yerini aldı!

Peki çilekte asıl sakınmamız gereken hormon mu yoksa zirai zehirler mi?

EWG (Environmental Working Group)’nin ABD Tarım Bakanlığı verilerinden hareketle derlediği habere göre çilek sakınmamız gereken zehirli sebze ve meyveler listesinde birinci sırada. Bu sebeple EWG, tüketicileri organik çilek almaya çağırıyor.

Çilekte hormon olması ise gıdada doğru bildiğimiz yanlışlar listesinde herhalde ilk sıralarda olsa gerek…

EWG’nin analizine göre, ABD Tarım Bakanlığı’na bağlı bilim adamlarının 2015-2016 yıllarında yapmış oldukları testlerde, diğer tüm ürünlerde her bir numune ortalama 2.1 farklı pestisit kalıntısı içerirken, bu oran çileklerde 7.8 olarak tespit edildi.

ABD Tarım Bakanlığı’nın yapmış olduğu bu testler, çileğin, tarlada toplandıktan sonra ve yemeden önce yıkansalar bile, pestisit kalıntılarından arınmadığını gösteriyor ki günümüzde kullanılan nerede ise tüm zirai zehirler artık sistemik, yani meyvenin bünyesine giren zehirler.

Ocak 2015-Ekim 2016 tarihleri arasında ABD Tarım Bakanlığı 1174 konvansiyonel çileği test etti. Bu testlerin sonuçları özetle şöyle:

-Hemen hemen tüm örneklerde (%99) en az bir pestisit türü kalıntısı tespit edildi.

-% 20’sinde 10 veya daha fazla pestisit türü kalıntısı tespit edildi.

-Bu örneklerin en kirlisinde 22 farklı pestisit kalıntısı vardı.

-Çilek örneklerinin tamamında çeşitli kombinasyonlarda 81 farklı pestisit kalıntısı tespit edildi.

Çileklerde tespit edilen pestisitler ne kadar tehlikeli?

Tespit edilen pestisitlerin bazıları insan sağlığı açısından tehlikesiz. Ancak bazıları kanser, üreme ve gelişimsel hasar, hormon bozukluğu ve nörolojik problemlerle bağlantılıdır.

Pestisitlerden kaçınmak isteyenler için, EWG her zaman organik olarak yetiştirilen meyveleri tüketmelerini tavsiye ediyor.

Organik çilek bulabileceğiniz %100 Ekolojik Pazar adreslerini buradan görebilirsiniz: http://ekolojikpazarlar.org/

Doğru bildiğimiz yanlış: Çilekteki hormon…

Çilekte hormon kullanımı “gıdada doğru bildiğimiz yanlışlar” listesinde herhalde ilk sıralarda yer alıyor. Çilekte ne ürünü döllemek için ne de irilik için hormon kullanılmıyor. Çilek kendini dölleyen bir meyve. İriliğin sebebi ise çileğin çeşidi ile ilgili. Son yıllarda kullanılan çilek çeşitleri ise ihracat başta uzun mesafelere dayanıklı olabilmesi için üretilen çoğu ABD kaynaklı çeşitler. Bu çeşitlerin iriliği hormon değil ırksal olan bir özellik. Çilekte iriliğin ikinci bir sebebi ise hasat yılı ile ilgili. İlk yıl ekilen çilekler ilk sene iri taneler yaparken, ikinci ve üçüncü yıllarında daha küçük ürünler vermekte. Hem iri ürün alabilmek için hem de çilekte görülen kökte gelişen hastalıklar sebebi ile çilekler özellikle güney bölgelerimizde her yıl sökülüp yeni fideler dikilmekte ve dolayısı ile tüketici pazarda, markette iri çileklerle karşılaşmakta.

25 May

Araştırmalar kanıtlıyor: Organik tarım dünyayı doyurabilir! Genel Müdürümüz Batur Şehirlioğlu TEB Kobi TV’ye konuk oldu…

Araştırmalar kanıtlıyor: Organik tarım dünyayı doyurabilir!
Genel Müdürümüz Batur Şehirlioğlu TEB Kobi TV’ye konuk oldu…

Araştırmalar kanıtlıyor: Organik tarım dünyayı doyurabilir!

Araştırmalar kanıtlıyor: Organik tarım dünyayı doyurabilir!Genel Müdürümüz Batur Şehirlioğlu TEB Kobi TV'ye konuk oldu…

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği paylaştı: 22 Nisan 2018 Pazar

 

25 May

ORGANİK TARIMLA İLGİLİ ÖNYARGILARDAN KURTULALIM!

Organik tarım ve üreticileri sürekli önyargıların kurbanı olmakta ve yeterli bilgi, belge olmadan, yeterli donanıma sahip olmayan kişilerce eleştirilmektedir. Halk, böyle bir bilgi kirliliği içerisinde, sağlıklı gıdayı bırakın, doğru bilgiye ulaşmakta bile zorluk yaşıyor.

Organik tarım bugün uluslararası boyuta ulaşmış ve sektör haline gelmiş olabilir, ancak hala Türkiye gibi ülkelerde organik tarım yapan üreticilerin büyük çoğunluğunu küçük üreticiler oluşturuyor. Türkiye’de 70.000’e yakın organik tarım üreticisi bulunuyor. Ama bunların çoğu ihracat amaçlı fındık, incir, kayısı, çekirdeksiz üzüm vs yetiştiren üreticiler. Buğday Derneği veri tabanına göre ise iç pazara yönelik, ağırlıklı olarak ürünleri organik pazarlarda veya dükkanlarda müşteriler ile buluşan taze sebze meyve üreticisi sayısı 600 civarında; yani %1’in altında. Ve bu %1 ağırlıklı olarak küçük üreticilerden oluşuyor.

İşte haksız yere, yeterli donanıma sahip olmadan yapılan bu karalamalar, önyargılı ithamlar ve bilgi kirliliği ile birleşince bundan etkilenen, zarar gören Türkiye olarak el birliği ile sahip çıkmamız gereken bu 600 üretici oluyor; yoksa ihracat yapan büyük çoğunluk bundan hiç etkilenmiyor.

Gelin önyargıları bırakalım, organik pazarlara, üreticilerin arazilerine gidelim, onlara konuk olalım. Hangi tohumları kullanıyorlar, nasıl zirai mücadele yapıyorlar, üretim maliyetleri ne, bu haksız karalamaları okuduklarında neler hissediyorlar, hangi şartlarda üretim yapıyorlar, ürünlerinin hepsini pazarlayabiliyorlar mı, onlardan dinleyelim.

Çeşitli zamanlarda çekmiş olduğumuz, bir kısmını daha önce yayımlamadığımız aşağıdaki videoları izleyerek sizi onlara kulak vermeye davet ediyoruz. Üreticilerimizi ise kendi sorunlarını anlattıkları benzer videoları bize göndermeye davet ediyoruz.

Yerel tohumlar, toplum destekli ekolojik tarım projeleri, iç pazar için emek veren organik tarım üreticileri ve ekolojik yaşam kültürünün her hanede, her çocuğun zihninde filizlenmesi için çalışmaya devam edeceğiz.


Erdal Ersöz, patateste tek bir zararlı ile ekolojik yöntemlerle mücadelede yetersiz kaldığı için her sene organik patateslerinde ciddi kayıplara uğruyor. Zaten suni gübre kullanmadıkları için yaşadıkları verim kaybına bu da eklenince, üretim maliyetleri yükseliyor. Dünyada en çok kullanılan zirai zehir olan ot ilaçlarını kullanmayıp sürekli çapa için verilen işçilik de maliyetlerini artırıyor. Oysa onlar da sağda solda haksız yere itham edildikleri gibi, Monsanto’nun meşhur ot ilacı glifosatı kullanabilirlerdi, değil mi? Ama buna mevzuattan önce vicdanları izin vermiyor. Her hafta Afyon Başmakçı’dan kendi araçları ile İstanbul Şişli %100 Ekolojik Pazarı’na gelip gitme maliyeti de buna eklenince, organik patatesi 5-6 TL’nin altında satmak imkansız hale geliyor.
 
https://youtu.be/D8XnheypBdU,
 

Necmi Nacak Beypazarı’nda organik tarım yapıyor. Bu videoyu çekmeden birkaç yıl önce 40 dönüm kavunlarını, tek bir kelebek çeşidi zararlısı ile ekolojik yöntemlerle mücadele edemedikleri için tarlada bıraktı ve kavun üretiminden vazgeçti.

Diğer videolar için sitemizde videolar bölümüne bakabilirsiniz.

25 May

ORGANİK PAZAR ÇALIŞTAYI VE ORGANİK PAZARLARDA SON DURUM

Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen “Organik Pazar Çalıştayı” 4-5 Nisan 2018 tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleşti.

Organik Pazar Çalıştayı’na Buğday Derneği ile birlikte birçok sivil toplum kuruluşu, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü Tarım Ürünleri Ticareti Dairesi Başkanlığı, bilim insanları, üreticiler, organik pazar esnafı, İstanbul %100 Ekolojik Pazar müşteri temsilcileri, kontrol ve sertifika kuruluşu temsilcileri, organik pazarların açıldığı belediye temsilcileri ile aynı bölgelerin Gıda ,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı İl ve İlçe teşkilatı temsilcileri katıldı.

Çalıştay’da, İyi Tarım Uygulamaları ve Organik Tarım Daire Başkanlığı tarafından organik pazarlar ile ilgili hazırlanan yönerge katılımcıların görüşüne sunuldu; organik pazar deneyimleri paylaşıldı, üretici ve esnafın sorunları, organik pazarların yaygınlaştırılması değerlendirildi.

Organik Pazar Çalıştayı’nın ilk günü Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği Genel Müdürü Batur Şehirlioğlu’nun yapmış olduğu “Organik Semt Pazarlarına İlişkin Sivil Toplum Kuruluşu Deneyiminin Paylaşılması” konulu sunum, tüm katılımcılardan büyük ilgi görmüş; sunumda organik pazarların, üretici ve esnafların, organik tarım sektörünün sorunlarına değinilmiş, çözüm önerileri getirilmiştir.

Çalıştayın ikinci günü organik ürünlerde izlenebilirlik ve denetimler, üretici ve esnaf sorunları, organik pazarların geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması başlıkları altında oturumlar düzenlenmiş, organik pazar yönerge taslağı üzerine çalışılmıştır.

Organik pazarların bugünkü durumu

İlki 2006 yılında Buğday Derneği projesi olarak Şişli Belediyesi ortaklığı ile açılan organik pazarların sayısı bugün 18’e ulaşmış durumda. 2010 yılında 5957 sayılı “Sebze ve meyveler ile yeterli arz ve talep derinliği bulunan diğer malların ticaretinin düzenlenmesi hakkında kanun” ve 2012 yılında “Pazar Yerleri Hakkında Yönetmelik” Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca çıkartıldı. Bu kanun ve yönetmelik ile belediyelerin münhasıran organik ürünler satılan pazarlar açabileceği hükme bağlandı ve organik pazarlar birkaç madde ile sınırlı olsa da bu yönetmelikte yer aldı. Ancak organik pazarları, denetimler başta olmak üzere, diğer semt pazarlarından ayıran birçok husus organik pazarlara ait ayrı bir mevzuatı gerektiriyor.

Organik tarım sektörünün öncüsü %100 Ekolojik Pazarlar*

2006 yılında 45 tezgâhta 25 üretici ve esnafla başlayan Şişli %100 Ekolojik Pazar’da, 2018’e gelindiğinde 80 üretici ve esnaf, ekolojik ürünleri 340 tezgâhta alıcısıyla buluşturuyor. Şişli’de ilk yıl 3-5 ton civarında olan haftalık taze sebze-meyve satışları bugün, haftalık ortalama 15 ton, yılda 750 ton civarında. Pazar, her cumartesi günü, perakende müşterileri haricinde 30’un üstünde dükkân, e-ticaret sitesi ve diğer organik pazarların esnafına da ürün tedarik kanalı oluyor. %100 Ekolojik Pazarlar ve diğer organik pazarlar sayesinde bugüne kadar 600’e yakın organik taze sebze ve meyve üreticisinin ürünü alıcısıyla buluştu.

Türkiye’ye organik ürünü tanıtan, ekolojik ürün üreticisiyle, kullanıcısını buluşturan ekolojik pazarlar, bir yanda 2006’ya kadar ihracat odaklı olan organik ürün sektöründe iç pazarın gelişmesini sağlarken diğer yanda organik ürün iç pazarında mevzuat eksikliklerinin giderilmesini ve tarladan tezgâha izleme ve hassas kontrol mekanizmalarındaki eksiklerin ortaya çıkmasını da sağlayarak, organik ürün sektörünün izlenebilirlik konusunda kendisini yenilemesine ön ayak oldu. Üreticiden tüketiciye sunulan hizmet sayesinde belgenin de ötesinde bir güvence sunarken organik ürün fiyatlarının da daha makul seviyelere inmesini sağladı. İç pazara yönelik ürün çeşitliliği arttı. Türkiye, organik süt türevi ürünler başta olmak üzere, birçok ürünle organik pazarlar sayesinde tanıştı. Organik pazarlar üreticinin bir araya gelmesini ve örgütlenmesini sağladı. Son on yılda birçok organik tarım derneğinin kurulmasına vesile oldu.

Bugün altısı %100 Ekolojik Pazar olmak üzere ve ikisi mevsimlik 18 organik pazar hizmet vermekte. Bunlar İzmit, Kayseri Kocasinan (mevsimlik), Şişli, Kartal, Bakırköy ve Beylikdüzü %100 Ekolojik Pazarları, Bursa Nilüfer, İzmir Bostanlı ve Balçova, Eskişehir Tepebaşı, Burhaniye (mevsimlik), Ankara Ayrancı ve Çayyolu, Adana Çukurova, Konya Meram, Eyüp, K.Çekmece ve Kadıköy organik pazarları. Ayrıca Sürmeli köyü Samsun da kurulan pazardan organik bitkisel ürünlere ulaşmak mümkün.

Ekolojik Pazarlar hakkında daha detaylı bilgiyi buradan edinebilirsiniz: www.ekolojikpazarlar.org

Ekolojik üretimin gelişmesi için neler yapılmalı?

Bugün gelinen noktada organik tarım iç pazarının gelişebilmesi için artık organik tarımın bir hükümet politikası haline gelmesi gerekiyor. Milli tarım politikamızın Türk milletinin de sağlıklı organik ürünler yiyebilmesinin önünü açacak şekilde stratejiler içeriyor olması gerekiyor. Organik tarımın ihracat odaklı yapıdan çıkartılması gerekiyor.

Türkiye’de organik üretim yapan 70.000’e yakın üreticinin sadece 600 kadarı yani %86’sı iç pazara, organik pazarlara ürün tedarik ediyor. Bu sebeple bu üreticilere yönelik pazarlama şartlarından tarımsal desteklemelere ve mevzuatta pozitif ayrımcılık yapılması gerekiyor.

Sayısı 18 olan, üreticiden tüketiciye pazarlama anlamına gelen organik pazarların sağlıklı, güvenilir bir yapı ile yaygınlaştırılması, geliştirilmesi ve desteklenmesi gerekiyor. Bugüne kadar ne yazık ki 11 organik pazar kapandı. Mevcut 18 pazarın ise 8’ine katılan üretici veya esnaf sayısı 2 ila 7 arasında. Geriye kalan 10 pazardan ikisi de mevsimlik yani yaz sezonunda 3 ay açık kalan pazarlar. Bu sebeple bugüne kadar organik ürünlerin ülke içinde yaygınlaşması ve tanıtımına en büyük katkıyı sağlamış organik pazarlara yönelik, ilgili bakanlıklarca çıkarılacak mevzuatlarda pozitif ayrımcılık yapılması gerekiyor.

Daha çok kişinin daha uygun fiyatlara organik ürünlere ulaşabilmesi ancak bu üreticilerin ve organik pazarların desteklenmesi ile mümkün. Ulaşılabilirlik sorununun önüne geçilebilmesi için Kayseri, Adana, Konya gibi illerde Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca yürütülen Organik Tarımın Geliştirilmesi ve Yaygınlaştırılması projelerinin diğer illerde de yaygınlaştırılması gerekiyor.

Organik tarım üreticisinin tohumdan fideye, organik mücadele malzemelerinden organik sertifikalı gübreye kadar girdi sorununun ARGE projeleri ile desteklenmesi gerekiyor. Bu konuda TÜBİTAK’tan TAGEM’e, üniversitelerimizden, enstitülerimize tüm kurumlara ve özel sektöre büyük sorumluluklar düşüyor. Organik tarım konusunda girdi üretimine yönelen kamu ve özel kurumlara araştırma ve yatırımları için daha fazla destek verilmesi gerekiyor.

Tüketicinin tüketim alışkanlıklarında sağlıklı ekolojik ürünler yönünde köklü değişikliklerin yapılabilmesi için organik tarımın ne olduğu ve ne olmadığının kamuoyuna, ilgili bakanlık, sivil toplum örgütleri, bilim insanları, odalar ve üretici birliklerince çok iyi anlatılması, belediyelerin organik pazarlara sadece organik ürün satılan bir alan değil, sosyal ve kültürel anlamda da bir dönüşüm alanı olarak bakması, belediyelerce organik pazarların yönetimi için üretici ve tüketicinin de içinde olduğu katılımcı yapılar kurulması, siyaset alanından sanat dünyasına toplumda öncü ve marka olmuş kişilerin bu konuya destek vermesi gerekiyor.