Kategori: Denetimler ve Tüketici Güvencesi

05 May

Her parlak elma Pamuk Prenses’in yediği elma mıdır?

Elmalardaki parlaklık parafini mi işaret ediyor? Organik elma üstündeki yağlı tabaka parafin olabilir mi? Elma ve diğer bazı meyvelerin kabuk yüzeyinden bıçak ve benzeri aletlerle sıyırarak elde ettiğimiz kısım her zaman parafin midir? Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği olarak sizlerden yani organik ürün müşterilerinden de endişeler, sorular gelmeye başlayınca biz de bilenlere danıştık.

Eğirdir Meyvecilik Araştırma Enstitüsü’nden alınan bilgilere göre; meyvelerin en dış katmanında yer alan hücrelerin yüzeyi su ve hava geçirgenliği düşük bir yağsı madde ile kaplı durumdadır. Bu madde hücreler tarafından salgılanarak hücrelerin dış hava ile olan temasını engelliyor. Kutikula denen bu dış katman, kütin ve epikutikular mum olmak üzere iki bileşenden oluşuyor. Elmalarda bu kabuk üstü yapının kalınlığı yaklaşık 3 mikron kalınlığında olsa da bu tabakanın yapısı ve kalınlığı çeşide, yetiştiği çevre ve iklim koşullarına göre değişebiliyor.

Elmalarda kabukta bulunan bu doğal mum tabakası özellikle hasattan sonra uzun depolama süresince de artmaya devam eder. Özellikle yağlanma, yaşlanma ile ilişkili bir fizyolojik bozukluktur. Meyvelerin geç hasat edilmiş olması, uzun süre depolama yapılması ve depolama sırasında ortam koşullarının optimum ayarlanmadığı durumlarda daha belirgin bir şekilde ortaya çıkıyor.

Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nden Doç. Dr. Fatih Şen’in de belirttiği üzere; meyve tarafından sentezlenen epikütikular mum (vaks), yüzeyden olan su kaybını sınırlayıcı bir tabakadır. Meyve tarafından sentezlenen bu mumların kalınlığı, bileşimi ve fiziksel özellikleri, meyvelerin hasat edildikten sonra daha uzun süre dayanmasını sağlar. Bu mum tabakasının bulunduğu kutikula özellikle meyvelerde kalındır. Örneğin elma, armut, erik, kiraz, üzüm, portakal. Tür, çeşit, ekoloji ve bakım işlemleri elma yüzeyindeki mum oluşumunu etkiler.

Görüldüğü üzere elma ve benzeri meyvelerde, nem ve benzeri özelliklerin kaybını azaltmak için kendi bünyelerinde doğal bir mum tabakası bulunmaktadır.

Doç. Dr. Fatih Şen’in basında çıkan bilimsel bir altyapıya dayanmayan haberlerden sonra bir market zincirinin talebi üzerine market tarafından verilen elmalar (konvansiyonel elmalar ) üzerine hazırladığı raporda; “Elma meyvelerinin kabuk yüzeyinden bıçak ve benzeri aletlerle sıyrılarak elde ettiğimiz kısım, meyve tarafından sentezlenen mumdur.” deniliyor. Eğirdir Meyvecilik Araştırma Enstitüsü’nden yazılı olarak aldığımız raporda “Fiziksel olarak meyvenin dış kabuğunun kazınması ile çıkan beyazımsı mum tabakası hem mumlama yapılmamış hem de mumlama yapılmış elmalarda görülmektedir. Bu nedenle mumlama yapılmış meyvenin tespiti ancak laboratuvar koşullarında belirlenebilecektir.” deniliyor.

Doç. Dr. Fatih Şen’in hazırladığı rapor bize %100 garanti vermemekle birlikte bazı ipuçları da sunmakta. Örneğin tesislerde sentetik olarak mumlanan meyvelerde elmaların sap çukuru dahil hiçbir kirin bulunmaması, mum uygulanan meyvelerin tümünün ve meyvelerin tüm kısımlarının aynı parlaklıkta olması gerekmekte.

Mumlanan meyvelerde, mumlama sonrası boylama işlemi yapıldığından meyve iriliklerinin birbirine yakın olması gerekiyor. Ancak Eğirdir Meyvecilik Araştırma Enstitüsü’nce de belirtildiği üzere, elma ve benzer meyvelerin üzerindeki mumun doğal mı sentetik mi olduğundan yüzde yüz emin olmak sadece laboratuvar koşullarında yapılacak kimyasal analizlerle mümkün.

Elbette sentetik mumlama ile elde edilen parlaklık aynı zamanda işin cazibesi, tüketiciye yönelik bir algı yönetimi, işin albenisi. Oysa o parlaklığın altında onlarca zehir var. Birçok araştırmaya göre elma, zirai ilaçlar açısından en tehlikeli ürünlerden bir tanesi. ABD Tarım Bakanlığı 2014 araştırma verilerine göre, alınan 177 elma numunesinden sadece %4.50 sinde herhangi bir zirai ilaca rastlanmamış. Elmaların %74′ ünde 3 veya daha fazla zirai ilaca, %29.50 ‘sinde ise 5 veya daha fazla zirai ilaca rastlamış.

05 May

GÜVENLİ ALIŞVERİŞİN ADRESİ: %100 EKOLOJİK PAZARLAR

Gıda konusunda bilgi kirliliği ve eksikliği had safhada. Oysa ki ne yersek oyuz ve en temel ihtiyacımız olan gıda konusunda seçimlerimizi daha dikkatli yapabiliriz. Gerçek, sağlıklı gıdanın adresi %100 Ekolojik Pazarlar, her hafta, İstanbulluları, İzmitlileri ve temmuz-kasım ayları arasında Kayserilileri, doğa dostu yöntemlerle, küçük ölçeklerde üretmeye devam eden üreticilerle bir araya getiriyor. Buğday Derneği ve yerel yönetimler işbirliğiyle açılan %100 Ekolojik Pazarlar’da, Buğday Derneği ve Belediyelerin yaptığı denetimlerin yanı sıra, Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl ve İlçe Müdürlükleri de rutin veya şikayetler üzerine denetimler, zirai ilaç kalıntı analizleri yapmakta; bazen kendi üreticilerini kontrol etmek için kontrol ve sertifika kuruluşları da %100 Ekolojik Pazarlar’a baskın denetimler yapmakta.

Eylül, Ekim aylarında Şişli ve Bakırköy Gıda, Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürlüklerinin yaptıkları denetimlerde 4 üretici ve tezgah sahibinden zirai ilaç analizine tabi tutulmak üzere numuneler alınmış olup, bunların tamamı temiz çıkmıştır. Aynı dönemde Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının yetkilendirdiği kontrol ve sertifika kuruluşlarından ORSER’in Şişli %100 Ekolojik Pazar’da habersiz yaptığı denetimler esnasında kendisi ile sözleşmesi olan 4 üreticiden aldığı ürünlere dair zirai ilaç kalıntı analizlerinin de tamamının temiz çıktığını öğrenmiş bulunuyoruz. Bu üreticiler diğer %100 Ekolojik Pazarlar’a da katılmakta veya ürün göndermektedir.

Organik tarım sadece tarımsal girdilerin, arazilerin denetimi değil bir ürünün tohumdan müşteriye ulaşıncaya kadarki tüm süreçlerinin denetimini, izlenebilirliği ve kayıt altına alınmasını gerektiren bir tarım şekli. Dolayısı ile organik ürünlerin sadece tarlalarda değil organik pazarlarda, perakende zincirlerde, elektronik ticaret sitelerinde, dükkanlarda ve manavlarda da denetimlerinin yapılması gerekiyor ve yapılıyor. Organik tarımda her bir üreticinin hangi üründen ne miktarda hasat edeceği veya depoladığı kayıt altında. Üreticinin pazarlara veya diğer marketlere satış miktarının, hasat ve depodaki stok miktarlarından düşümü yapılarak kayıt dışı, üretim dışı ürünlerin satışı engellenmekte. Bunun yanında habersiz denetimler, üretim alanları, pazarlama alanları, depolardan alınan numuneler ile konvansiyonel ürün karıştırılma riski/olasığı en alt düzeylere çekiliyor.

Sağlıklı, ekolojik ürünlere ulaşmak için sivil toplumun, yerel yönetimlerin işbirliği içinde çalışıp denetlediği, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ve yetkili kontrol ve sertifika kuruluşlarınca da denetlenen %100 Ekolojik Pazarlar güvenli alışverişin adresi olmayı sürdürüyor.

05 May

GÜVENLİ ALIŞVERİŞİN ADRESİ: % 100 EKOLOJİK PAZARLAR

Gıda konusunda çok fazla bilgi eksikliği ve kirliliği var. Oysa ki ne yersek o’yuz ve en temel ihtiyacımız olan gıda konusunda seçimlerimizi daha dikkatli yapabiliriz. Gerçek, sağlıklı gıdanın adresi % 100 Ekolojik Pazarlar, her hafta, İstanbulluları, İzmitlileri ve Kayserilileri doğa dostu yöntemlerle küçük ölçeklerde üretim yapmaya devam eden çiftçilerle bir araya getiriyor. Buğday Derneği ve yerel yönetimler işbirliğiyle açılan %100 Ekolojik Pazarlar’da, Buğday Derneği ve belediyelerin işbirliği içinde, Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl ve İlçe Müdürlüklerinin rutin veya şikayetler üzerine yaptığı denetimler ve zirai ilaç kalıntı analizleri dışında, bazen kendi üreticilerini kontrol etmek için kontrol ve sertifika kuruluşları da %100 Ekolojik Pazarlar’a baskın denetimler yapmakta.

Eylül ayı sonunda Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın yetkilendirdiği kontrol ve sertifika kuruluşlarından ORSER’in Şişli %100 Ekolojik Pazar’da habersiz yaptığı denetimler esnasında kendisi ile sözleşmesi olan 4 üreticiden aldığı ürünlere dair zirai ilaç kalıntı analizlerinin hepsinin temiz çıktığını öğrenmiş bulunuyoruz.

Organik tarım sadece tarımsal girdilerin, arazilerin denetimi değil bir ürünün tohumdan müşteriye ulaşıncaya kadarki tüm süreçlerinin denetimini, izlenebilirliği ve kayıt altına alınmasını gerektiren bir tarım şekli. Dolayısı ile organik ürünlerin sadece tarlalarda değil organik pazarlarda, perakende zincirlerde, elektronik ticaret sitelerinde, dükkanlarda ve manavlarda da denetimlerinin yapılması gerekiyor ve yapılıyor. Organik tarımda her bir üreticinin hangi üründen ne miktarda hasat edeceği veya depoladığı kayıt altında. Üreticinin pazarlarda veya diğer marketlere satış miktarı hasat ve depodaki stok miktarlarından düşümü yapılarak kayıt dışı, üretim dışı ürünlerin satışı engellenmekte. Bunun yanında habersiz denetimler, üretim alanları, pazarlama alanları, depolardan alınan numuneler ile konvansiyonel ürün karıştırılma riski/olasığı en alt düzeylere çekiliyor.

Sağlıklı, ekolojik ürünlere ulaşmak için sivil toplumun, yerel yönetimlerin işbirliği içinde çalışıp denetlediği Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ve yetkili kontrol ve sertifika kuruluşlarınca da denetlenen %100 Ekolojik Pazarlar güvenli alışverişin adresi olmayı sürdürüyor.

26 Nis

Gıdanızın sorumluluğunu alın, kendi %100 Ekolojik Pazarınızın yöneticisi olun!

Buğday Derneği sizi sadece “tüketici” olmamaya, sofranıza gelen gıdanız için sorumluluk almaya, “türetici” olmaya çağırıyor.

%100 Ekolojik Pazarlar’ın en önemli paydaşlarından biri de sizlersiniz. Pazarların işleyişi ve geleceği hakkında alınacak kararlara sizin katılımınız, kendi gıdanız konusunda sorumluluk almanız Türkiye’deki organik üretimin gelişebilmesi için büyük önem taşıyor.

%100 Ekolojik Pazarlar’da “Türetici Komisyonları” kuruluyor. Ekolojik Pazar müşterileri olarak kurulacak olan Türetici Komisyonları’na katılıp hem pazarların işleyişi ve yönetiminde söz sahibi olabilir hem de pazarların her anlamda geliştirilmesi ve kalitesinin arttırılması konusunda sorumluluk alabilirsiniz; Buğday Derneği, pazar esnafı ve üreticiler, yerel yönetim temsilcilerinden oluşacak Ekolojik Pazar Komisyonu’na temsilci göndererek Ekolojik Pazarlar’ın idaresi ve geleceği hakkında karar verebilirsiniz. Tüketici olmanın ötesine geçerek bir “türetici” olarak kendi gıdanızın ve pazarınızın sorumluluğunu alabilirsiniz.

Komisyonların toplanma tarihleri ve yerleri ayrıca her pazar için duyurulacaktır.

Türetici Komisyonları’na katılın, ekolojik pazarınıza sahip çıkın!

26 Nis

Yüksek oranda radyasyon bulunduğu iddiasıyla geçtiğimiz aylarda gündeme gelen Kisir ile ilgili belirsizlik ve ilgisizlik, halk sağlığı açısından endişe yaratıyor

Aydın, Söke’ye bağlı Kisir Mahallesi’nde yaşayanların son yıllarda sıkça yakalandığı söylenen kanser hastalığının, bölgedeki eski uranyum madeninden kaynaklanan radyasyonla ilişkili olduğuna dair iddialarla ilgili olarak yetkili kurumlar tarafından henüz net bir açıklama yapılmadı. Gündeme gelen birbirinden farklı araştırma sonuçları ise halk sağlığı açısından duyulan endişeyi daha da artırıyor.

Kisir ile ilgili ilk iddia 2014’te dile getirildi

Evrensel Gazetesi’nde 7 Mart 2014 tarihinde yer alan Özer Akdemir’in haberinde1 3 farklı bilim insanı tarafından yapılan ölçümler sonucunda Kisir’de normalden 450 kat fazla radyasyon tespit edildiği açıklandı. Habere göre üç farklı ülkeden bilim insanları üç farklı cihaz ile ölçümleri gerçekleştirdi.

Kisir’in yaylası Osmankuyu’da, 1958 yılında İngilizler tarafından açılan uranyum sondajı alanlarında yapılan ölçümlerde en yüksek değer olarak 56,1 mikro sievert tespit edildi. Haberde verilen bilgiye göre bu değer yıllık güvenli dozun 450 katına denk geliyor.

Üç yıl sonra aynı iddia tekrar gündemde

Hürriyet Gazetesi, 14 Mayıs 2017 tarihli haberinde2, Evrensel’in haberinde geçen araştırma sonuçlarını tekrar gündeme taşıdı. Haberde ayrıca Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nun (TAEK) da bölgede incelemelerde bulunduğu, ancak bu incelemelerin sonuçlarını açıklamadığı ifade edildi.

Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’na göre tehlike yok

Haberin yayınlanmasının ardından TAEK bir basın açıklaması yaparak 24 Ağustos 2015 ve 22 Ekim 2015 tarihlerinde yaptıkları incelemelerin sonuçlarını3 duyurdu. TAEK’in açıklamasına göre, elde edilen sonuçlar halk sağlığını tehdit edecek herhangi bir tehlikeli durum olmadığı yönünde. Sadece sondaj alanının olduğu Yusufağalar bölgesinde değerler biraz yüksek, ama TAEK’e göre bu değerler güvenli sınırlar içerisinde.

TAEK’in açıklamasında, gıda ve suda da inceleme yapıldığı, ancak elde edilen değerlerin normal düzeyde olduğu ve herhangi bir tehlike taşımadığı belirtiliyor. Suda yapılan incelemeler sonucunda elde edilen değerler de Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından belirlenen limitin altında. Ceviz, mısır ve zeytinde yapılan inceleme sonuçları da WHO’nun belirlediği limitlere göre normal değerlerde seyrediyor.

İnceleme sonuçları neden farklılık gösteriyor?

Medyada yer alan haberlerde geçen inceleme sonuçları ve TAEK’in açıkladığı veriler ciddi farklılıklar gösteriyor. Böyle önemli bir konuda bilim insanları ve kurumlar tarafından bilimsel verilerle farklı açıklamalar yapılması güven soununu beraberinde getiriyor.

Buğday Derneği olarak yaptığımız görüşme ve araştırmalar sonucunda, bilimsel sonuçların farklılık göstermesinin verilerdeki eksikliklerden kaynaklandığı sonucuna vardık.

Evrensel’de yer alan haberde yapılmış olan radyoaktivite incelemeleri anlık olarak ve yalnızca sondaj alanında ölçülen değerler. Oysa radyoaktivitenin normal değerden 450 kat fazla olduğunu söyleyebilmek için uzun süreli bir inceleme yapılması ve bu incelemelerin ortalamasının alınması gerekiyor. Bu yüzden anlık ölçümlerde TAEK’in ve diğer bilim adamlarının farklı değerler elde etmeleri şaşırtıcı değil.

Net sonuçlara ulaşmak için portatif cihazlar yerine daha sistematik, gelişmiş aletlerle incelemelerin yapılması gerekiyor. TAEK’in basın açıklamasında bölgeye bir Radyasyon Erken Uyarı Sistemi Ağı (RESA) kurularak radyasyon ölçümünün saat başı gerçekleştirilmesinin planlandığı belirtiliyor. Ancak mevcut ağa4 bakıldığında Kisir’e henüz RESA yerleştirilmiş değil. Kaldı ki, RESA sadece ani gelişebilecek bir radyasyon tehdidi için kullanılmakta, bu yüzden yerleştirilse bile Kisir açısından yeterli ve uygun bir yöntem olmaktan çok uzak.

Ayrıca TAEK’in araştırmasında, bölgede uranyum madeni olması, dolayısıyla asıl tehdidi oluşturanın bu izotop olmasına rağmen, uranyuma dair veriler bulunmuyor. TAEK’in hem toprak analizi sonuçlarında hem de gıda analizi sonuçlarında uranyum kalıntıları ile ilgili bir veri yok.

Köprübaşı örneği

Manisa’nın Köprübaşı ilçesi de, Kisir gibi uranyum maden yatağı. Köprübaşı ile ilgili de birçok bilim insanı ve kurum tarafından bireysel ölçümler yapıldı ve yüksek miktarda radyasyon tespit edildi. Bunun ardından TAEK yine bölgede incelemelerde bulunarak, aynen Kisir’de olduğu gibi, Köprübaşı için de herhangi bir tehlikeli değere rastlamadığını açıkladı5. Ama Köprübaşı raporu, Kisir gibi benzer bölgelerde nasıl araştırma yapılması ve nelerin incelenmesi gerektiğine dair örnek bir çalışma niteliği taşıyor.

Prof.Dr. Ahmet Şaşmaz tarafından Kanada’daki bir laboratuvar ile ortak yürütülen bir projeyle Köprübaşı uranyum yatağı çevresinde toprak, su ve bitki örneklerinde uranyum düzeyleri ve olası çevre etkilerinin belirlenmesi amaçlanmış. Bir yıl süren proje ve ölçümlerin ardından sonuçlar yazılı hale getirilerek ilgili makamlar ve kamuyou ile paylaşılmış. Araştırma sonucunda toprak, su ve bitkilerde elde edilen yüksek uranyum değerleri ile ilgili olarak Şaşmaz şunları söylüyor:

”Çalışma alanındaki toprak, su ve bitkilere ait uranyum analiz sonuçları, özellikle belli alanlarda kirlenme potansiyelinin yüksek olduğunu gösteriyor. Bu alanlar başlıca Kasar, Topallı, Killik, Kemhallı ve Taşharman bölgeleri. Bu yörelerde mostra vermiş veya gömülü halde uranyum yatakları gözleniyor. Bu uranyumlu kütleler, yöredeki topraklarının, yüzey-yeraltısularının ve bölgede yetişen bitkilerin değişik oranlarda kirlenmelerine neden oluyor.”

Şaşmaz’ın çalışması, en azından araştırma düzeyinde nelerin incelenmesi yönünde örnek olsa da, bu araştırmanın yayımlandığı 2008 yılından bu yana bölgede yetkililer tarafından herhangi bir önlem alınmış ya da sonrasında benzer bir araştırma yapılmış değil.

Radyasyon Acil Eylem Planı hazırlanmalı

Geçmişte uranyum maden alanı olarak kullanılan Kisir ve Köprübaşı için şu ana kadar TAEK’in yapmış olduğu incelemeler ve açıklamalar yeterli değil. Radyasyon çok önemli bir halk sağlığı sorunu. Bu konudaki ufak bir şüphe bile detaylı bir şekilde incelenmeli, gerekli önlemler alınmalı ve gerçekler bir an önce açıklanmalı.

Zaman kaybetmeden öncelikle Kisir’de uzun erimli, toprağı, suyu ve gıda maddelerini içeren bir analiz çalışması yapılmalı, uranyum kalıntıları da bu çalışmalara dahil edilmelidir. Bu çalışmaları yütütecek kurulun konuyla ilgili tüm disiplinleri(nükleer fizik, jeoloji, halk sağlığı…) kapsayan bir nitelikte olması, halkın vicdanını rahatlatacak sonuçlara ulaşabilmek için zorunludur. Bu araştırmalar düzenli olarak kamuoyu ile paylaşılmalı, bu esnada bölgede yaşayan halk için gerekli önlemler alınmalı ve zaman kaybetmeden kamuoyunu ikna edecek, güven telkin edecek bir eylem planı hazırlanmalı.

Köprübaşı için 2008 yılında gerçekleştirilen araştırma sonuçları dikkate alınmalı, güncel araştırmalarla bu veriler kontrol edilmeli, yine bu esnada bölgede yaşayan halkın sağlığı için gerekli önlemler alınarak, sonuçlar kamuyou ile paylaşılmalıdır.

Halkın sağlığı korunmalı!

Mesele, bazı çevrelerin ön plana çıkarmaya çalıştığı gibi bölgede organik tarımın yapılıp yapılmaması meselesi değil. Bölgede yapılan küçük ölçekli organik zeytincilikten elde edilen ürünler yaptığımız araştırmaya göre iç pazara bile sürülmemiş durumda. Ancak sorunun bizi ilgilendiren kısmı, sadece bölgede yetişen ürünün soframıza gelip gelmemesi değil; konunun halk sağlığını, yaban hayatını ve gıda güvenliğini nasıl etkilediğidir.

Organik tarım sertifikası konusunda da şuna açıklık getirilmelidir. Organik olsun, iyi tarım olsun, helal gıda olsun, hiçbir standardı, yönetmeliği ve bağımsız denetimi olmadan kendine doğal damgası vuranlar olsun, TAEK gibi kurumların uzun ölçekli olarak yapması gereken yüksek bütçeli bilimsel çalışmalar ve analizlerin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş sertifika kuruluşlarınca veya bireysel çabalarla yapılması mümkün değildir, yanıltıcı olabilir. Kontrol ve sertifika kuruluşunun yasal sorumluluğu üreticinin tarımsal üretim faaliyeti ve pazarlamasını denetlemektir. Tarımsal üretim ve pazarlama kapsamına girmeyen tıpkı Çernobil faciasında olduğu gibi çevre felaketi veya genel halk sağlığını ilgilendiren konular, ilgili bakanlıklar ve hükümetin müdahalesi kapsamındadır.  Bu konuda organik tarım sektör paydaşları, ilgili sivil toplum kuruluşlarına düşen, yetkili makamların gerekli ölçümleri yapmasını, tedbirleri almasını sağlamak için konuyu gündemde tutmak ve baskı unsuru olmaktır. Bu sayede organik tüketen veya tüketmeyen hiçbir vatandaşımızın, ama su ama gıda içerikli, radyasyondan zarar görmemesini sağlamaktır. Yetkili kurumların gıda üstünde yaptıkları ölçümlerde halk sağlığına etki eden tespitler söz konusu ise konu elbette Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na da bildirilmeli ve ilgili bakanlık da organik olsun veya olmasın bu ürünlerin o bölgede üretimi ve satışını durdurmalıdır.

Bölgede yaşayan insanların uranyuma ne kadar maruz kaldıklarının; bölgede sıklıkla görüldüğü iddia edilen kanser hastalığının uranyumla ilişkisinin olup olmadığının; suda, toprakta ve burada yetiştirilen gıdalardaki uranyum miktarının tehlikeli olup olmadığının yetkili makamlar tarafından acilen tespit edilip açıklanması gerekiyor.

Buğday Derneği olarak konunun takipçisi olmayı, konuyla ilgili gelişmeleri kamuyou ile paylaşmayı sürdüreceğiz.

 

1 https://www.evrensel.net/haber/80354/kanser-koyde-olumu-olctuler

2http://www.hurriyet.com.tr/kanser-koyun-haykirisi-biz-oluyoruz-40456882

3http://www.taek.gov.tr/sss-2/1639-basin-aciklamasi-aydin-ili-soke-ilcesi-kisir-mahallesinde-yuksek-radyasyon-olcumu-ve-kanser-hastaligi-ile-ilgili-basinda-yer-alan-haberler.html

4http://www.taek.gov.tr/uygulama/resa_doz/tum_iller.php

5http://www.taek.gov.tr/basin-aciklamalari/339-2014/1258-basin-aciklamasi-04-2014-koprubasi-manisa-3.html

25 mRH

%100 Ekolojik Pazarlar düzenli olarak denetleniyor!

Sağlıklı gıdaya ulaşmanın en güvenli yolu olan %100 Ekolojik Pazarlar’daki ürünler düzenli olarak denetleniyor.

Buğday Derneği işbirliğindeki Bakırköy, K.Çekmece, Beylikdüzü, Şişli ve Kartal %100 Ekolojik Pazarları 22 Ocak-15 Nisan tarihleri arasında 16 kez denetlendi. Bu denetlemeler İstanbul İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ve İlçe Müdürlüklerince gerçekleşti. Yapılan bu denetimlerde sertifikalar, mali belgeler ve etiketler kontrol edildi. Ayrıca denetimlerin 14’ünde zirai ilaç analizine gönderilmek üzere farklı tezgahlardan çeşitli üreticilere ait 35 ürün örneği toplandı.

Buğday Derneği olarak sonuçları takip ediyor ve ilgili belediyelere aktarıyoruz.

Son olarak 15 Nisan Pazar günü K.Çekmece %100 Ekolojik Pazarı’nda yapılan denetim esnasında, Ekolojik Pazarlar’da görevli olan ziraat mühendislerimizden Duygu Yavuz da her zamanki gibi oradaydı.

Denetimle ilgili olarak ilgili müdürlüğün açıklamasını buradan okuyabilirsiniz: http://istanbul.tarim.gov.tr/…/Organik-Pazar-Denetimleri-Ar…

25 mRH

İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlükleri denetimleri

22 ve 29 Ocak Pazar Küçükçekmece %100 Ekolojik Pazarı, 4 Şubat Şişli %100 Ekolojik Pazarı, 5 Şubat’ta ise Kartal %100 Ekolojik Pazarı’nın, İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüklerince denetlenmesi sonucu; tezgâh sahiplerine bırakılan evraklarda herhangi bir uygunsuzluğa rastlanmadığı belirtildi.

Bulunan tek uygunsuzluk, bir üreticimizin sertifika kuruluşunca onaylanan ancak çiftçi kayıt sistemine eklenmediği için geciken ürünü ile ilgiliydi, ki ilgili ürün ilçe teşkilatınca çiftçi kayıt sistemine eklenerek ürün sertifikası hazırlandı. Üç pazarda farklı üreticilerin 10 farklı ürününden İlçe Müdürlüklerince numune alındı.

25 mRH

Üretici arazi ziyaretleri ve kalıntı analizlerimiz devam ediyor

%100 Ekolojik Pazarlar’da Buğday Derneği, ilgili belediyeler ve Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı zirai ilaç kalıntı analizlerini sürdürüyor.

Şişli Belediyesi tarafından iki hafta önce, üç üreticiye ait ürünlerden alınan numunelerde kalıntı tespit edilmemiştir. 22 Ocak 2017 Pazar günü de Küçükçekmece %100 Ekolojik Pazar’daki 4 üreticiden, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı İlçe Müdürlüğü numune almıştır. Dernek olarak üretici arazi ziyaretlerimizi de sürdürüyoruz.

Üreticilerden Erdal Arslan’ın arazi ziyaretlerine dair fotoğraflarını sizlerle paylaşıyoruz.

%100 Ekolojik Pazarlar’da denetimler hakkında bilgi, analiz sonuçlarını ve sertifikaları incelemek için www.ekolojikpazarlar.org adresini ziyaret edebilirsiniz.

10 Kas

Buğday Derneği olarak üretici arazi ziyaretlerine devam ediyoruz

Buğday Derneği ve yerel yönetimler işbirliğiyle açılan %100 Ekolojik Pazarlar’da Buğday Derneği’nin düzenli olarak yaptığı zirai ilaç kalıntı analiz çalışmalarının yanında İstanbul Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl ve İlçe Müdürlüklerinin denetimleri ve analiz çalışmaları da devam ediyor.

Buğday Derneği olarak hem organik ürüne güveni sağlamak ve tüketicinin hakkını savunmak, hem de üreticiler arası haksız rekabetin önüne geçmek için %100 Ekolojik Pazarlar’da 2016 yazında aldığımız son numunelerle birlikte bugüne kadar 149 analizde; 110 farklı üreticinin, 240 farklı ürünü zirai ilaç kalıntı analizine tabi tutulmuş olduk. Kontrol ve sertifika kuruluşları ile de sürekli iletişim halinde olup şüpheli durumlarda baskın arazi denetimleri talep edilmekte sonuçları takip edilmektedir. Bizler de ziraat mühendislerimiz vasıtası ile arazi ziyaretlerini sürdürmekteyiz. Bugüne kadar 54 üreticinin arazileri kritik dönemlerde sizler için ziyaret edilmiş olup, pazarlarımıza gelen ürünler ve miktarları ile arazideki durum mukayese edilmiştir. Ziraat Mühendisimiz Sakine Önalan’ın yaptığı son arazi ziyaretlerinden fotoğrafları da inceleyebilirsiniz.

20160727_10251720160727_10245520160727_10114720160727_121430

%100 Ekolojik Pazarlar düzenli olarak Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı İl ve İlçe teşkilatları tarafından da denetlenmektedir. Bu güne kadar teşkilatın aldığı numunelerde herhangi bir kalıntıya rastlanmamış, herhangi bir işlem yapılmamıştır.

Bugüne kadar pazar içinde yaptığımız denetimler, aldığımız kayıtlar, çektiğimiz fotoğraflar ve tutulan tutanaklar, şüpheli durum ve ürünler ile ilgili sertifika kuruluşlarına yaptığımız uyarılar, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı İl ve İlçe Müdürlükleri organik tarım birimlerine yaptığımız ihbarlar, Bakanlık Organik Tarım Komitesine sunduğumuz dosyalar, analizler ve arazi, depo ziyaretlerimiz sayesinde bazı üreticiler ve aracılar sertifika kuruluşları, belediyeler ve bakanlıkça tespit edilen durum özelinde ve yasalar çerçevesinde, sektörden ihraç edilmiş, para cezası almış, ekolojik pazarlardan men edilmiş veya uyarı/ihtar almış veya bulaşma ve komşuluk sorunu tespit edilen belirli araziler organik tarım sistemi dışına çıkarılmıştır.

13 qV_

Buğday Derneği: %100 Ekolojik Pazarlar son dönem zirai ilaç analiz sonuçları

Sayın %100 Ekolojik Pazar Müdavimleri, Buğday Derneği Dostları,

%100 Ekolojik Pazarlar’da, Buğday Derneği ve Belediyeler tarafından, son 1.5 ay içinde; 10 üreticiye ait 3 karışık sera ürünleri, 4 kiraz, 1 şeftali, 1 yazlık hıyar ve 1 karışık yazlık ürün analizi yapıldı. Sonuçları %100 Ekolojik Pazarlar halkla ilişkiler tezgahlarında inceleyebilirsiniz. Bugüne kadar sizler için %100 Ekolojik Pazarlar’da 138 analizde, 106 farklı üreticinin 224 farklı ürünü zirai ilaç kalıntı analizine tabi tutulmuştur.

Ayrıca Kartal Tarım İlçe Müdürlüğünün bir üreticimizin kayısısından aldığı numune temiz çıkmıştır. Bu son analizle birlikte Tarım İlçe Müdürlüklerinin son bir sene içinde aldığı 16 numunenin tamamının analiz sonucu temiz çıkmıştır.

100_8493