Kategori: Denetimler ve Tüketici Güvencesi

25 May

BUĞDAY DERNEĞİ SAĞLIKLI VE GÜVENİLİR GIDA İÇİN ÇALIŞMALARINI SÜRDÜRÜYOR: LİMON ANALİZLERİ

Buğday Derneği işbirliğindeki Kartal, Şişli, Beylikdüzü, Bakırköy, İzmit ve dönemsel olarak açılan Kayseri Kocasinan %100 Ekolojik Pazarlar’da Belediye ve sivil toplum örgütlerinin rutin denetimleri dışında Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı teşkilatlarınca da denetimler yapılmaktadır. Belge ve ürün miktarına dayanan bu denetimlerin yanı sıra sıklıkla da ilgili kurumlarca ürünlerden numune alınarak, bu numuneler akredite laboratuvarlara gönderilmektedir.

Son bir buçuk ay içinde İstanbul’da ilgili bakanlık ilçe müdürlüklerince alınan, bir üreticiye ait havuç, bir üreticiye ait pazı ve diğer bir üreticiye ait elma numunelerinin hepsi temiz çıkmıştır.

Buğday Derneği tarafından alınan 7 limon numunesinde bir üreticiye ait ürünlerde kalıntı çıkmıştır. Konu sadece üreticinin kontrol ve sertifika kuruluşu ile paylaşılmış; kontrol ve sertifika kuruluşu hemen ertesi hafta İstanbul’a gelmiş; üreticinin o hafta gönderdiği kargodan – henüz %100 Ekolojik Pazar’da tezgah sahibi aracı/pazarcı firma ürünü almadan – numune almıştır. Kontrol ve sertifika kuruluşunun aldığı numunede de kalıntı çıkmış olması sorumlunun aracılık yapan firma değil, üretici olduğunu göstermiş olup, üreticinin sertifikası iptal edilmiştir.

%100 Ekolojik Pazarlar’da hem tüketicinin hem de dürüst üreticilerin haklarını korumak adına düzenli denetimler ve analizler, açıldığı günden beri sürdürülmektedir. Benzer hassasiyet ve denetimler ilgili Bakanlık teşkilatı ve kontrol ve sertifikasyon şirketleri tarafından da arazilerde, depolarda, pazarlama noktalarında düzenli ve baskın şekillerde yapılmaktadır. Denetimler sadece analizlerle sınırlı olmayıp her bir üreticinin kullandığı tohumdan, gübreye, zirai mücadele yönteminden, toprağı korumak için yaptığı münavebeye kadar her şey kontrol altında tutulmakta, kayıt altına alınmaktadır. Her bir üreticinin her ürün için hasat miktarı kayıt altına alınmakta, satış miktarları bu miktarlardan düşülerek stok takibi yapılmaktadır. Bu sebeple %100 Ekolojik Pazarlar’a gelen her ürüne ait mali belge ve miktar bilgileri, haftalık olarak kontrol ve sertifika kuruluşlarına bildirilmektedir.

Sağlıklı, güvenilir gıda herkesin hakkıdır. Buğday Derneği sağlıklı ve güvenilir gıda için çalışmalarını sürdürmeye devam edecektir.

25 May

“Doğal” teriminin gıda etiketlerinde pazarlama malzemesi olarak kullanılması yasaklansın!

Gerçekten doğal mı?

GDO’lu yemlerle beslenen hayvanların sütünden elde edilen yoğurt paketlerinin üzerine “doğal” yazılmasını ya da üretiminde Dünya Sağlık Örgütü tarafından ”muhtemel kanserojen” olarak rapor edilmiş glifosat kullanılan sebze ve meyvelerin “doğal” kabul edilmesini istemiyoruz.

Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği çerçevesinde hazırlanmış olan “Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği Hakkında Kılavuz”un içeriğindeki “doğal” ve aynı anlama gelen “tabii”, “natürel” ve “natural” terimlerinin izin verilen kullanım esasları, tüketicide sağlıklı, müdahale edilmemiş ürün algısı yaratarak tüketiciyi yanıltabilecek ve organik tarım açısından haksız rekabete yol açabilecek koşullar içeriyor.

Kılavuz, pastörize süt, UHT süt, siyah çay, bitki çayları, yumurta, bal, kahve ile taze, kurutulmuş ve dondurulmuş meyve-sebze, yoğurt gibi ürünlerde “doğal” ifadesinin kullanılmasına izin veriyor.

Türk Dil Kurumu’na göre “doğal”; doğada olan, doğada bulunan, doğada rastlandığı gibi, doğaya uygun olan, doğa güçlerine, kurallarına uyan, tabii, natürel, kendiliğinden olan, insan eliyle yapılmamış, yapay karşıtı anlamlarına geliyor. Tüketici algısına daha yakın olan bu tanıma göre, endüstriyel koşullarda üretilmiş hiçbir gıdanın “doğal” olması mümkün değil ve bu şekilde etiketlenmiş gıdalar tüketicide sağlıklı, müdahale edilmemiş, hatta organik ürün algısı yaratabiliyor.

“Doğal” teriminin mevcut teknik tanımı ile halk arasındaki “doğal” algısı ve TDK’daki “doğal” tanımı arasındaki fark, tüketici hakları ve rekabet açısından sıkıntıya yol açıyor ve bu durum ilgili yönetmelik ve kılavuzun amaç ve ilkeleriyle de örtüşmüyor.
Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği’nin ilk maddesinde “Bu Yönetmeliğin amacı, algı farklılıkları ve bilgi gereksinimleri dâhil gıda hakkında bilgilendirme açısından tüketicilerin üst düzeyde korunmasına ilişkin kuralları belirlemektir” deniliyor.

İlgili kılavuzun genel uygulama esaslarında ise “Gıdalar, tüketiciyi yanıltmayacak şekilde ve satın alacak kişinin bilinçli bir seçim yapabilmesini sağlayacak biçimde etiketlenmeli ve tanıtılmalıdır. Gıdanın etiketlenmesi, tanıtımı ve reklamı bu doğrultuda açık ve bilgilendirici olmalıdır,” deniliyor.

Buna karşın, “doğal” kelimesinin tanımı üzerinde üretici firmalar ve tüketiciler arasında ortak bir algıdan söz edilemediği için, etiket üzerinde kullanımı tüketicinin korunması açısından sakıncalar doğuruyor.

Yönetmeliğin, amacına hizmet etmesi, haksız rekabetin önüne geçilmesi ve tüketici haklarının korunması açısından ilgili Kılavuz’da ve gerekiyorsa yönetmelikte bir an önce değişiklik yapılmasını öneriyoruz.

Önerdiğimiz değişiklikler şöyle:

  • Bölüm 1 Madde 5 ve Bölüm 2 Madde 1’in yeniden düzenlenmesini, “doğal” kelimesinin kullanımına hiçbir şekilde müsaade edilmemesini,
  • “Doğal” kelimesinin gıda etiketlerinde pazarlama malzemesi olarak kullanımının yasaklanmasını,
  • Genel Uygulama Esasları Madde 3’e göre bir etiketin veya tanımlamanın yanıltıcı olarak kabul edilip edilmeyeceği değerlendirilirken gıdanın etiketlenmesi, tanıtımı, sunumu ve reklamının bir bütün olarak ele alınması gerektiğinden, “doğal” çağrışımı yapacak görsel malzeme kullanımına (örneğin, konvansiyonel süt ve süt ürünleri ambalaj ve reklamlarında kapalı sistemde yetiştirilen inek yerine, merada otlayan inek görseli kullanılarak yanıltıcı biçimde doğal algısı yaratılması) izin verilmemesini talep ediyoruz.

 

Ek: Konuyla ilgili Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin detaylı açıklamasına buradan ulaşabilirsiniz.

Not: Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na bağlı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü’ne Buğday Derneği olarak yukarıdaki taleplerimiz ile ilgili yazdığımız dilekçeye Müdürlük tarafından yapılan geri dönüşte, “Yönetmelik ve Kılavuzun esas amacı, dilekçenizde belirtildiği gibi tüketicilerin doğru bilgilendirilmesi olup, Kılavuzun revizyon çalışmalarında ”doğal” ifadesinin kullanımına ilişkin görüşleriniz değerlendirmeye alınacaktır” cevabını aldık. Bu konuda, sizlerin de desteği ile gerekli hassasiyetin gösterilip, gerekli değişikliklerin yapılacağına inanıyoruz.

25 May

Beylikdüzü %100 Ekolojik Pazar’da başkanla kahvaltı ve yeni adımlar

Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Buğday Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Leyla Aslan Ünlübay, üreticiler, müşteriler ve Beylikdüzü Belediyesi çalışanları ile Beylikdüzü %100 Ekolojik Pazar’da hep birlikte kahvaltı ettik ve pazarımızı nasıl geliştireceğimizi konuştuk.

Sağlıklı gıdaya erişimin en kısa yolu olan pazarımızı daha bilinir kılmak ve pazarımızın kapasitesini artırmak için tüm %100 Ekolojik Pazar bileşenleri olarak hep birlikte daha çok çalışma sözü verdik.

Belediye aynı dönemde iki mühendisini ve bir BEYAŞ personelini pazar projesinde görevlendirdi ve Buğday Derneği’nden gerekli eğitimi almalarını sağladı.

25 May

ORGANİK PAZAR ÇALIŞTAYI VE ORGANİK PAZARLARDA SON DURUM

Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen “Organik Pazar Çalıştayı” 4-5 Nisan 2018 tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleşti.

Organik Pazar Çalıştayı’na Buğday Derneği ile birlikte birçok sivil toplum kuruluşu, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü Tarım Ürünleri Ticareti Dairesi Başkanlığı, bilim insanları, üreticiler, organik pazar esnafı, İstanbul %100 Ekolojik Pazar müşteri temsilcileri, kontrol ve sertifika kuruluşu temsilcileri, organik pazarların açıldığı belediye temsilcileri ile aynı bölgelerin Gıda ,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı İl ve İlçe teşkilatı temsilcileri katıldı.

Çalıştay’da, İyi Tarım Uygulamaları ve Organik Tarım Daire Başkanlığı tarafından organik pazarlar ile ilgili hazırlanan yönerge katılımcıların görüşüne sunuldu; organik pazar deneyimleri paylaşıldı, üretici ve esnafın sorunları, organik pazarların yaygınlaştırılması değerlendirildi.

Organik Pazar Çalıştayı’nın ilk günü Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği Genel Müdürü Batur Şehirlioğlu’nun yapmış olduğu “Organik Semt Pazarlarına İlişkin Sivil Toplum Kuruluşu Deneyiminin Paylaşılması” konulu sunum, tüm katılımcılardan büyük ilgi görmüş; sunumda organik pazarların, üretici ve esnafların, organik tarım sektörünün sorunlarına değinilmiş, çözüm önerileri getirilmiştir.

Çalıştayın ikinci günü organik ürünlerde izlenebilirlik ve denetimler, üretici ve esnaf sorunları, organik pazarların geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması başlıkları altında oturumlar düzenlenmiş, organik pazar yönerge taslağı üzerine çalışılmıştır.

Organik pazarların bugünkü durumu

İlki 2006 yılında Buğday Derneği projesi olarak Şişli Belediyesi ortaklığı ile açılan organik pazarların sayısı bugün 18’e ulaşmış durumda. 2010 yılında 5957 sayılı “Sebze ve meyveler ile yeterli arz ve talep derinliği bulunan diğer malların ticaretinin düzenlenmesi hakkında kanun” ve 2012 yılında “Pazar Yerleri Hakkında Yönetmelik” Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca çıkartıldı. Bu kanun ve yönetmelik ile belediyelerin münhasıran organik ürünler satılan pazarlar açabileceği hükme bağlandı ve organik pazarlar birkaç madde ile sınırlı olsa da bu yönetmelikte yer aldı. Ancak organik pazarları, denetimler başta olmak üzere, diğer semt pazarlarından ayıran birçok husus organik pazarlara ait ayrı bir mevzuatı gerektiriyor.

Organik tarım sektörünün öncüsü %100 Ekolojik Pazarlar*

2006 yılında 45 tezgâhta 25 üretici ve esnafla başlayan Şişli %100 Ekolojik Pazar’da, 2018’e gelindiğinde 80 üretici ve esnaf, ekolojik ürünleri 340 tezgâhta alıcısıyla buluşturuyor. Şişli’de ilk yıl 3-5 ton civarında olan haftalık taze sebze-meyve satışları bugün, haftalık ortalama 15 ton, yılda 750 ton civarında. Pazar, her cumartesi günü, perakende müşterileri haricinde 30’un üstünde dükkân, e-ticaret sitesi ve diğer organik pazarların esnafına da ürün tedarik kanalı oluyor. %100 Ekolojik Pazarlar ve diğer organik pazarlar sayesinde bugüne kadar 600’e yakın organik taze sebze ve meyve üreticisinin ürünü alıcısıyla buluştu.

Türkiye’ye organik ürünü tanıtan, ekolojik ürün üreticisiyle, kullanıcısını buluşturan ekolojik pazarlar, bir yanda 2006’ya kadar ihracat odaklı olan organik ürün sektöründe iç pazarın gelişmesini sağlarken diğer yanda organik ürün iç pazarında mevzuat eksikliklerinin giderilmesini ve tarladan tezgâha izleme ve hassas kontrol mekanizmalarındaki eksiklerin ortaya çıkmasını da sağlayarak, organik ürün sektörünün izlenebilirlik konusunda kendisini yenilemesine ön ayak oldu. Üreticiden tüketiciye sunulan hizmet sayesinde belgenin de ötesinde bir güvence sunarken organik ürün fiyatlarının da daha makul seviyelere inmesini sağladı. İç pazara yönelik ürün çeşitliliği arttı. Türkiye, organik süt türevi ürünler başta olmak üzere, birçok ürünle organik pazarlar sayesinde tanıştı. Organik pazarlar üreticinin bir araya gelmesini ve örgütlenmesini sağladı. Son on yılda birçok organik tarım derneğinin kurulmasına vesile oldu.

Bugün altısı %100 Ekolojik Pazar olmak üzere ve ikisi mevsimlik 18 organik pazar hizmet vermekte. Bunlar İzmit, Kayseri Kocasinan (mevsimlik), Şişli, Kartal, Bakırköy ve Beylikdüzü %100 Ekolojik Pazarları, Bursa Nilüfer, İzmir Bostanlı ve Balçova, Eskişehir Tepebaşı, Burhaniye (mevsimlik), Ankara Ayrancı ve Çayyolu, Adana Çukurova, Konya Meram, Eyüp, K.Çekmece ve Kadıköy organik pazarları. Ayrıca Sürmeli köyü Samsun da kurulan pazardan organik bitkisel ürünlere ulaşmak mümkün.

Ekolojik Pazarlar hakkında daha detaylı bilgiyi buradan edinebilirsiniz: www.ekolojikpazarlar.org

Ekolojik üretimin gelişmesi için neler yapılmalı?

Bugün gelinen noktada organik tarım iç pazarının gelişebilmesi için artık organik tarımın bir hükümet politikası haline gelmesi gerekiyor. Milli tarım politikamızın Türk milletinin de sağlıklı organik ürünler yiyebilmesinin önünü açacak şekilde stratejiler içeriyor olması gerekiyor. Organik tarımın ihracat odaklı yapıdan çıkartılması gerekiyor.

Türkiye’de organik üretim yapan 70.000’e yakın üreticinin sadece 600 kadarı yani %86’sı iç pazara, organik pazarlara ürün tedarik ediyor. Bu sebeple bu üreticilere yönelik pazarlama şartlarından tarımsal desteklemelere ve mevzuatta pozitif ayrımcılık yapılması gerekiyor.

Sayısı 18 olan, üreticiden tüketiciye pazarlama anlamına gelen organik pazarların sağlıklı, güvenilir bir yapı ile yaygınlaştırılması, geliştirilmesi ve desteklenmesi gerekiyor. Bugüne kadar ne yazık ki 11 organik pazar kapandı. Mevcut 18 pazarın ise 8’ine katılan üretici veya esnaf sayısı 2 ila 7 arasında. Geriye kalan 10 pazardan ikisi de mevsimlik yani yaz sezonunda 3 ay açık kalan pazarlar. Bu sebeple bugüne kadar organik ürünlerin ülke içinde yaygınlaşması ve tanıtımına en büyük katkıyı sağlamış organik pazarlara yönelik, ilgili bakanlıklarca çıkarılacak mevzuatlarda pozitif ayrımcılık yapılması gerekiyor.

Daha çok kişinin daha uygun fiyatlara organik ürünlere ulaşabilmesi ancak bu üreticilerin ve organik pazarların desteklenmesi ile mümkün. Ulaşılabilirlik sorununun önüne geçilebilmesi için Kayseri, Adana, Konya gibi illerde Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca yürütülen Organik Tarımın Geliştirilmesi ve Yaygınlaştırılması projelerinin diğer illerde de yaygınlaştırılması gerekiyor.

Organik tarım üreticisinin tohumdan fideye, organik mücadele malzemelerinden organik sertifikalı gübreye kadar girdi sorununun ARGE projeleri ile desteklenmesi gerekiyor. Bu konuda TÜBİTAK’tan TAGEM’e, üniversitelerimizden, enstitülerimize tüm kurumlara ve özel sektöre büyük sorumluluklar düşüyor. Organik tarım konusunda girdi üretimine yönelen kamu ve özel kurumlara araştırma ve yatırımları için daha fazla destek verilmesi gerekiyor.

Tüketicinin tüketim alışkanlıklarında sağlıklı ekolojik ürünler yönünde köklü değişikliklerin yapılabilmesi için organik tarımın ne olduğu ve ne olmadığının kamuoyuna, ilgili bakanlık, sivil toplum örgütleri, bilim insanları, odalar ve üretici birliklerince çok iyi anlatılması, belediyelerin organik pazarlara sadece organik ürün satılan bir alan değil, sosyal ve kültürel anlamda da bir dönüşüm alanı olarak bakması, belediyelerce organik pazarların yönetimi için üretici ve tüketicinin de içinde olduğu katılımcı yapılar kurulması, siyaset alanından sanat dünyasına toplumda öncü ve marka olmuş kişilerin bu konuya destek vermesi gerekiyor.

25 May

STK’LARDAN ORTAK AÇIKLAMA: KAZIK DEĞİL, GÜVENİLİR GIDA!

TBMM’de verilen soru önergesi, organik tarım sektöründe yapılan denetimlerin ciddiyetini ortaya koydu.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, organik ürünlerin satışının yapıldığı dükkân, süpermarket/hipermarket vb. mağazalar ile semt pazarlarında yapılan denetimler sonucunda son üç yılda organik tarım mevzuatına aykırı davrandığı tespit edilen, organik ürün üreten ve pazarlayanlara 509 bin TL idari para cezası uygulandığını açıkladı. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in organik ürün satışı yapılan yerlere ve ürün satışının denetimine ilişkin soru önergesini yanıtlamak üzere yapılan açıklamada denetimlerin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı İl Müdürlükleri kontrol görevlilerince yapıldığı belirtildi.

Verilen para cezası ne ifade ediyor?

Denetimler sonucu verilen para cezalarının bir bölümü, organik tarım ile ilgisi olmayan, organik ürünlerin popülerliğinden faydalanarak tüketiciyi yanıltmaya çalışan, organik adı altında konvansiyonel ürün pazarlayan kişi veya firmalara kesildi. Söz konusu cezaların bir kısmı ise sadece sahtekarlık ve hile yapan üretici veya pazarlamacılara değil, belgelendirme ve bildirim gibi konularda çeşitli kusurlara yönelik verilen cezalardı.

Bakanlıkça yapılan denetimler sonucu kesilen cezalar, gıdada kontrol ve denetim mekanizmalarının ne denli gerekli olduğunu ve organik sektöründeki denetimlerin ciddiyetini ortaya koyuyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı verilerine göre, 2011 – 2016 yılları arasında İl Müdürlüklerince organik tarım mevzuatları çerçevesinde çiftçi, firma, pazar ve satış yerlerinde 30 bin 80 ayrı denetim yapıldı. Bu sayı yılda ortalama 5 bin denetim anlamına geliyor. Sonuç olarak son üç yılda yapılan yaklaşık 15 bin denetimde kesilen toplam cezanın 509 bin lira olması, cezaların yüksek meblağlar olduğu göz önüne alındığında, sahtecilik yapan veya kusurlu bulunan üretici ve satış noktasının az olduğunu ortaya koyuyor.

Haksız yargılar!

Fakıbaba’nın yanıtının, bazı medya kuruluşları tarafından organik üretimin güvenilir olmadığı şeklinde yorumlanıp, “organik kazık” başlıklarıyla yansıtılması da tüketiciyi yanlış yönlendirip kafa karışıklığına neden oluyor. Oysa şu sorulara vereceğimiz yanıtlar, haksız yargıları ve kafa karışıklığını giderebilir: Hiçbir denetimin yapılmadığı ya da hiçbir cezanın kesilmediği bir gıda sektörü mü daha güven verici, yoksa İl müdürlükleri tarafından hem üreticilere, hem pazarlama noktalarına yönelik yapılan habersiz denetimlerde hile yapanların tespit edilip cezalandırıldığı bir gıda sektörü mü?

Yapılan denetimlerde kesilen cezaların bir bölümünün organikle ilgisi olmayan ve organiğin adını kullanan sahtecilere yönelik olması, tüketicilere de sorumluluk yüklüyor. Alışverişlerde her organik denilene kanmamak, ambalajlı ürünlerdeki etikette bakanlığın organik tarım logosu ile sertifika firmasının logosunu aramak, taze sebze meyve gibi tezgahtan satılan ürünlerde ise organik sertifikayı ve faturasını sormak gerekiyor.

Denetimler nasıl yapılıyor?

Ekolojik (organik, biyolojik) tarım -en basit tabiriyle- üretiminde ve işlenmesinde insan ve çevre sağlığına zararlı kimyasallar, işlemler ve yöntemler kullanılmayan üretim şeklidir. Türkiye’de ekolojik tarım sektörüne yönelik uygulamalar ve kurallar, 5262 sayılı “Organik Tarım Kanunu” ve “Organik Tarımın Esasları ve Uygulamasına İlişkin Yönetmelik” ile belirlenmiştir. Ülkemizde organik tarım yapmak isteyen gerçek ve tüzel kişiler bu yönetmelik hükümlerine uymak zorundadır. Bu konudaki denetimler, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca yetkilendirilmiş kontrol ve sertifika kuruluşlarınca ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na bağlı İl ve İlçe Müdürlükleri tarafından haberli/habersiz şekilde gerçekleştirilmektedir.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş, sayısı 30’u aşan kontrol ve sertifikasyon kuruluşu, çiftliklerde ve üretimin her aşamasında haberli ve habersiz denetimler yaptıktan, ürünlerden numune alarak laboratuvar analizleri yaparak ekolojik ürünlerde yönetmeliğe aykırı herhangi bir maddenin kullanılmadığından emin olduktan sonra ekolojik ürün sertifikasını veriyor. Her üreticinin üretimine yönelik tohum, fide, yetiştirme teknikleri, kullanılan organik sertifikalı gübreler ve preparatlar, arazi, depo, hasat ve stok verileri kayıt altında tutuluyor; her bir parti satış çiftlikten satış noktasına kadar ayrıca belgelendirilerek tam bir izlenebilirlik sistemi uygulanıyor. Tüm ekolojik ürünlerin bu sıfat ile işlenmesi, taşınması, depolanması, etiketlenmesi ve pazarlanabilmesi için süresi geçerli organik ürün sertifikasının bulunması gerekiyor.

Organik üreticiler zorlu şartlara rağmen vazgeçmiyor

Denetimlerde kesilen cezaları, organik sektörün güvenilir olmadığı şeklinde yorumlamak, her geçen gün yaygınlaşan bütün bir organik ürün sektörünü ve sayısı 70 bine yaklaşan dürüst organik tarım üreticisini zan altında bırakıyor. Aynı zamanda üreticilerin maddi-manevi zarara uğramasına neden oluyor.

Ayrıca, organik üretimin yaygınlaşması ve herkesin sağlıklı gıdaya ulaşabilmesi için çabalayan, bu konuda farkındalık yaratmaya çalışan sivil toplum örgütlerinin ve organik pazar açarak vatandaşları sağlıklı ürünlerle buluşturan yerel yönetimlerin emeğini değersizleştiriyor.

Olumsuz örnekler sektöre mal edilmemeli!

Her üretim ve hizmet sektöründe kötüye kullanmalar, hatalar, kusurlar, gözden kaçanlar vardır. Ama birkaç kişi veya kurum yüzünden koskaca bir sektörü hedef almak, birçok insanın sağlıklı beslenmesinin güvencesi olan bu ürünlere yönelik güveni sarsmak, sektöre, dürüst üreticilere ve sağlıklı beslenmek isteyen tüketiciye zarar verir. Üstelik gerçek ve sağlıklı gıdaya ulaşmak bu kadar zorken, piyasada pek çok ürünün nereden geldiği, içeriğindeki katkı maddeleri, GDO’lu olup olmadığı tartışılırken, tezgâhlar tonlarca zirai ilaç kullanılan ürünlerle doluyken, limiti aşan kimyasal kalıntılar nedeniyle yurt dışından iade edilen ürünler söz konusuyken, gıda ürünlerinde tağşiş bu kadar yaygınken; talep eden herkesi kapsayacak bir alternatif sunmadan, ekosisteme, toprak, su ve canlı sağlığına verilen desteği, insanlarda haksız yere şüphe yaratarak engellemek, doğa dostu üretim ve kullanım yolunda verilen çabalara zarar veriyor.

Ekolojik tarım sektörünün gelişimi ve yaygınlaşması gelecek kuşaklara da yaşanabilir bir dünya, ekosistem, toprak ve su kaynağı bırakmak anlamına geliyor. Gerçek belge ve bilgilere dayanarak ve bunları tarafsızca sorgulayıp yorumlayarak yapacağımız tercihler, gelecek nesillerin hayatı demektir.

BUĞDAY EKOLOJİK YAŞAMI DESTEKLEME DERNEĞİ

ANKARA ORGANİK ÜRETİCİLER ve MÜTEŞEBBİSLER DERNEĞİ

ÇUKUROVA ORGANİK TARIM DERNEĞİ

DOĞU ANADOLU TARIMSAL ÜRETİCİLER ve BESİCİLER DERNEĞİ

EKOLOJİK TARIM ORGANİZASYONU DERNEĞİ

EKOLOJİK YAŞAM DERNEĞİ – BURSA

ERZURUM ORGANİK GÜVENİLİR GIDA ÜRETİCİLERİ DERNEĞİ

GAP ORGANİK KÜME DERNEĞİ

KAPADOKYA ORGANİK TARIM ÜRETİCİLERİ BİRLİĞİ DERNEĞİ

KİRAZLI EKOLOJİK YAŞAM DERNEĞİ

KOCAELİ EKOLOJİK YAŞAM DERNEĞİ

KONTROL ve SERTİFİKASYON KURULUŞLARI DERNEĞİ

KONYA ORGANİK TARIM DERNEĞİ

MERSİN ORGANİK MUZ ÜRETİCİLERİ BİRLİĞİ

NİKSAR ORGANİK MEYVE ÜRETİCİLERİ BİRLİĞİ

ORGANİK SÜRDÜRÜLEBİLİR ve İYİ TARIM ORGANİZASYONU DERNEĞİ

ORGANİK ÜRÜN ÜRETİCİLERİ ve SANAYİCİLERİ DERNEĞİ

ORGANİK YAŞAM DERNEĞİ

SÜRMELİ MAHALLESİ DERNEĞİ ORGANİK ÜRETİCİLERİ

ULUPINAR ÇEVRE KORUMA, GELİŞTİRME ve İŞLETME KOOPERATİFİ ORGANİK ÜRETİCİLERİ

YERYÜZÜ DERNEĞİ

25 May

BUĞDAY DERNEĞİ, KÜÇÜKÇEKMECE ORGANİK PAZARDAN ÇEKİLDİ

2014 yılında, Küçükçekmece Belediyesi ve Arenapark AVM işbirliğiyle kurulan, Buğday Derneği’nin destek ve danışmanlık verdiği organik pazarda, artık %100 Ekolojik Pazar markasının güvencesi olmayacak.

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği, kendi desteği ve danışmanlığında Küçükçekmece Belediyesi ve Aranepark AVM işbirliğiyle, Nisan 2014’te kurulan ve Derneğin oluşturduğu %100 Ekolojik Pazar marka ve standartları güvencesiyle hizmet veren Küçükçekmece organik pazardan çekilme kararı aldı.

İlgili pazarda artık %100 Ekolojik Pazar markası kullanılamayacağı gibi, %100 Ekolojik Pazar standartlarında denetim de söz konusu olamayacak. İlgili organik pazarda yapılan satışların güvenilirliği konusunda, 9 Aralık 2017 tarihinden itibaren Buğday Derneği’nin sorumluluğu ve garantisi bulunmuyor.

%100 Ekolojik Pazarlar, güvenilir gıdanın adresi

İnsanların doğayla uyum içerisinde ve doğal varlıklara zarar vermeden yaşayacağı bir toplum umuduyla 15 yıldır çalışmalar yürüten Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin, bu amaçla oluşturduğu %100 Ekolojik Pazar modeli, sağlıklı ve güvenilir gıdaya ulaşmak isteyen tüketicilerle, ekolojik, doğa dostu ürün yetiştiren üreticileri buluşturan bir platform oldu. Bu anlamda ülkemizde organik sektörünün gelişimine önemli katkılar sağladı.

Buğday Derneği ile özel ve kamu kurumları işbirliğinde ilk %100 Ekolojik Pazar, Şişli Belediyesi ortaklığıyla 2006 yılında kuruldu ve o tarihten bu yana, güvenilir gıdaya ulaşmak isteyenlerin adresi oldu. 12 yılda %100 Ekolojik Pazar markası, gıda konusunda güvenilirliğin simgesi haline geldi ve Şişli’yi Kartal, Beylikdüzü, Bakırköy, Küçükçekmece, Kayseri, İzmit, Antalya, Samsun, Seferihisar, Konya %100 Ekolojik Pazarları izledi.

%100 Ekolojik Pazarlar marka ve standartlarıyla kurulan ve halen devam eden Şişli, Kartal, Bakırköy, Beylikdüzü, Kayseri ve İzmit organik pazarları, insan sağlığına ve doğaya zararlı kimyasal girdilerin yasak olduğu organik üretimin gelişmesine katkıda bulunmaya devam ediyor.

Buğday Derneği,
Küçükçekmece organik pazarından neden çekildi?

Belediye, başta denetim olmak üzere, üzerine düşen görev ve sorumlulukları yerine getirmedi.

İlgili protokolde, Belediye’nin bir ziraat veya gıda mühendisini iki gün, organik pazar konusunda denetim, veri kayıt, belge vs işlemleri için görevlendirmesi gerektiği maddesi olmasına ve bu konu Buğday Derneği tarafından ilgili Belediye ve AVM’ye defalarca hatırlatılmasına rağmen, 25 Kasım 2017 tarihine kadar Belediye, pazarın denetimleri konusunda bir mühendis görevlendirmedi; denetim konusunda tüm sorumluluk, destekçi ve danışman pozisyonundaki Buğday Derneği’nin üstünde kaldı.

Aynı protokolde reklam-tanıtım konusunda Belediye’nin taahhütü söz konusu iken, 25 Kasım 2017 tarihine kadar Belediye projenin reklam ve tanıtımı için gözle görünür bir çalışma yapmadı. Tüm reklam tanıtım çalışmaları AVM ve Buğday Derneği tarafından gerçekleştirildi. Aynı şekilde pazarda tüm halkla ilişkiler görevini tek başına Buğday Derneği gerçekleştirdi.

Pazarın katılımcı bir yapıya ulaşması sağlanamadı.

Küçükçekmece Belediyesi ve Arenapark AVM’ye Buğday Derneği tarafından yeni bir sözleşme teklifinde bulunuldu. İki taraf da teklifi olumlu karşıladı ve AVM ile Derneğin mutabık olduğu yeni sözleşmeler Belediye’ye gönderildi. Yeni sözleşmelerde %100 Ekolojik Pazarlar’ın daha katılımcı ve şeffaf olmasını sağlamak amacıyla esnaf, üretici ve müşterilerin de olduğu bir komisyon kurulması önerildi. Ancak sözleşme konusunda Belediye’nin Buğday Derneği’ne olumsuz dönüşü nedeniyle, pazarın daha katılımcı ve şeffaf bir yapı kazanması sağlanamadı.

Kalıntı tespit edilen üretici konusunda etik olmayan uygulama yapıldı.

Son bir aya kadar pazarda, ürünlerinde kalıntı bulunan üreticilerin Küçükçekmece Belediyesi tarafından yer tahsisleri iptal edildi, ilgili üreticiler veya esnafın organik pazarda satışı durduruldu.

Ancak Küçükçekmece İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nce ürününde kalıntı bulunan bir üreticiye cezai yaptırım uygulanmasına, kontrol ve sertifika kuruluşunun üreticinin sertifikasındaki organik statüsünü kaldırmasına, Belediye tarafından tezgâhı iptal edilmesine rağmen, daha sonra yine Belediye tarafından bir başka kişiye tahsis yapılarak, aynı üreticinin pazarda başka bir sertifika ile ürün satışının önü açıldı. Her ne kadar başka bir şahsa yapılan yeni tezgâh tahsisi usüllere uygun olsa da, ürün satışı yapan gene fiziki olarak aynı üretici. Buğday Derneği, yapılan işlemin -yasal olsa da- müşteriler, diğer üreticiler ve tahsis sahipleri açısından etik olmadığı görüşünde.

Pazar esnafı tarafından konu hakkında müşterilere bilgi verilmesi ve konu hakkında müşterilerden Belediye Başkanlığı’na gönderilecek bir toplu dilekçe Belediye Zabıtası’nca engellendi. Ayrıca ilgili esnafın müşterilere konu hakkında bilgi verip imza toplaması durumunda tezgâhlarının iptal edileceği, belediye yetkilisince sözlü olarak belirtildi.

Uygulamalar, etik değerler açısından Buğday Derneği’nin ilkeleriyle örtüşmüyor.

Buğday Derneği’nin %100 Ekolojik Pazar standartları ve markası altında danışmanlık ve destek hizmeti verdiği organik pazarlar bir bütünlük arz ediyor. Bu nedenle yapılan denetimler ve uygulamalar tek bir standart altında değerlendiriliyor.

Diğer %100 Ekolojik Pazarlar’da ilgili üreticinin tezgâhları Belediyeler tarafından iptal edilirken, Küçükçekmece’de Belediye tarafından iptal işlemi gerçekleştirildikten sonra yasalara uygun olsa dahi, etik değerler açısından tartışmalı uygulama yapılması, kurumumuzun değerleri ile ters düşüyor.

Tüm diğer %100 Ekolojik Pazarlar’da katılımcı ve şeffaf bir yapı kurulurken, aynı marka altındaki bir pazarda tersi uygulamaların söz konusu olması; bunun yanı sıra personel ve denetim konusunda yaşanan tıkanıklıklar, Buğday Derneği’nin Küçükçekmece organik pazarından, %100 Ekolojik Pazar markasını çekme kararında etkili oldu.

Belediye ile yaşanan bu olumsuzluklara rağmen bugüne kadar üzerine düşen tüm sorumlulukları yerine getiren Arenapark AVM’ye destekleri için teşekkür ederiz.

Yaklaşık 12 yıldır %100 Ekolojik Pazar standartları ve markası ile güven veren Buğday Derneği artık Küçükçekmece organik pazarda bu hizmeti, güveni ve garantiyi sunmayacak.

05 May

Her parlak elma Pamuk Prenses’in yediği elma mıdır?

Elmalardaki parlaklık parafini mi işaret ediyor? Organik elma üstündeki yağlı tabaka parafin olabilir mi? Elma ve diğer bazı meyvelerin kabuk yüzeyinden bıçak ve benzeri aletlerle sıyırarak elde ettiğimiz kısım her zaman parafin midir? Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği olarak sizlerden yani organik ürün müşterilerinden de endişeler, sorular gelmeye başlayınca biz de bilenlere danıştık.

Eğirdir Meyvecilik Araştırma Enstitüsü’nden alınan bilgilere göre; meyvelerin en dış katmanında yer alan hücrelerin yüzeyi su ve hava geçirgenliği düşük bir yağsı madde ile kaplı durumdadır. Bu madde hücreler tarafından salgılanarak hücrelerin dış hava ile olan temasını engelliyor. Kutikula denen bu dış katman, kütin ve epikutikular mum olmak üzere iki bileşenden oluşuyor. Elmalarda bu kabuk üstü yapının kalınlığı yaklaşık 3 mikron kalınlığında olsa da bu tabakanın yapısı ve kalınlığı çeşide, yetiştiği çevre ve iklim koşullarına göre değişebiliyor.

Elmalarda kabukta bulunan bu doğal mum tabakası özellikle hasattan sonra uzun depolama süresince de artmaya devam eder. Özellikle yağlanma, yaşlanma ile ilişkili bir fizyolojik bozukluktur. Meyvelerin geç hasat edilmiş olması, uzun süre depolama yapılması ve depolama sırasında ortam koşullarının optimum ayarlanmadığı durumlarda daha belirgin bir şekilde ortaya çıkıyor.

Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nden Doç. Dr. Fatih Şen’in de belirttiği üzere; meyve tarafından sentezlenen epikütikular mum (vaks), yüzeyden olan su kaybını sınırlayıcı bir tabakadır. Meyve tarafından sentezlenen bu mumların kalınlığı, bileşimi ve fiziksel özellikleri, meyvelerin hasat edildikten sonra daha uzun süre dayanmasını sağlar. Bu mum tabakasının bulunduğu kutikula özellikle meyvelerde kalındır. Örneğin elma, armut, erik, kiraz, üzüm, portakal. Tür, çeşit, ekoloji ve bakım işlemleri elma yüzeyindeki mum oluşumunu etkiler.

Görüldüğü üzere elma ve benzeri meyvelerde, nem ve benzeri özelliklerin kaybını azaltmak için kendi bünyelerinde doğal bir mum tabakası bulunmaktadır.

Doç. Dr. Fatih Şen’in basında çıkan bilimsel bir altyapıya dayanmayan haberlerden sonra bir market zincirinin talebi üzerine market tarafından verilen elmalar (konvansiyonel elmalar ) üzerine hazırladığı raporda; “Elma meyvelerinin kabuk yüzeyinden bıçak ve benzeri aletlerle sıyrılarak elde ettiğimiz kısım, meyve tarafından sentezlenen mumdur.” deniliyor. Eğirdir Meyvecilik Araştırma Enstitüsü’nden yazılı olarak aldığımız raporda “Fiziksel olarak meyvenin dış kabuğunun kazınması ile çıkan beyazımsı mum tabakası hem mumlama yapılmamış hem de mumlama yapılmış elmalarda görülmektedir. Bu nedenle mumlama yapılmış meyvenin tespiti ancak laboratuvar koşullarında belirlenebilecektir.” deniliyor.

Doç. Dr. Fatih Şen’in hazırladığı rapor bize %100 garanti vermemekle birlikte bazı ipuçları da sunmakta. Örneğin tesislerde sentetik olarak mumlanan meyvelerde elmaların sap çukuru dahil hiçbir kirin bulunmaması, mum uygulanan meyvelerin tümünün ve meyvelerin tüm kısımlarının aynı parlaklıkta olması gerekmekte.

Mumlanan meyvelerde, mumlama sonrası boylama işlemi yapıldığından meyve iriliklerinin birbirine yakın olması gerekiyor. Ancak Eğirdir Meyvecilik Araştırma Enstitüsü’nce de belirtildiği üzere, elma ve benzer meyvelerin üzerindeki mumun doğal mı sentetik mi olduğundan yüzde yüz emin olmak sadece laboratuvar koşullarında yapılacak kimyasal analizlerle mümkün.

Elbette sentetik mumlama ile elde edilen parlaklık aynı zamanda işin cazibesi, tüketiciye yönelik bir algı yönetimi, işin albenisi. Oysa o parlaklığın altında onlarca zehir var. Birçok araştırmaya göre elma, zirai ilaçlar açısından en tehlikeli ürünlerden bir tanesi. ABD Tarım Bakanlığı 2014 araştırma verilerine göre, alınan 177 elma numunesinden sadece %4.50 sinde herhangi bir zirai ilaca rastlanmamış. Elmaların %74′ ünde 3 veya daha fazla zirai ilaca, %29.50 ‘sinde ise 5 veya daha fazla zirai ilaca rastlamış.

05 May

GÜVENLİ ALIŞVERİŞİN ADRESİ: %100 EKOLOJİK PAZARLAR

Gıda konusunda bilgi kirliliği ve eksikliği had safhada. Oysa ki ne yersek oyuz ve en temel ihtiyacımız olan gıda konusunda seçimlerimizi daha dikkatli yapabiliriz. Gerçek, sağlıklı gıdanın adresi %100 Ekolojik Pazarlar, her hafta, İstanbulluları, İzmitlileri ve temmuz-kasım ayları arasında Kayserilileri, doğa dostu yöntemlerle, küçük ölçeklerde üretmeye devam eden üreticilerle bir araya getiriyor. Buğday Derneği ve yerel yönetimler işbirliğiyle açılan %100 Ekolojik Pazarlar’da, Buğday Derneği ve Belediyelerin yaptığı denetimlerin yanı sıra, Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl ve İlçe Müdürlükleri de rutin veya şikayetler üzerine denetimler, zirai ilaç kalıntı analizleri yapmakta; bazen kendi üreticilerini kontrol etmek için kontrol ve sertifika kuruluşları da %100 Ekolojik Pazarlar’a baskın denetimler yapmakta.

Eylül, Ekim aylarında Şişli ve Bakırköy Gıda, Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürlüklerinin yaptıkları denetimlerde 4 üretici ve tezgah sahibinden zirai ilaç analizine tabi tutulmak üzere numuneler alınmış olup, bunların tamamı temiz çıkmıştır. Aynı dönemde Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının yetkilendirdiği kontrol ve sertifika kuruluşlarından ORSER’in Şişli %100 Ekolojik Pazar’da habersiz yaptığı denetimler esnasında kendisi ile sözleşmesi olan 4 üreticiden aldığı ürünlere dair zirai ilaç kalıntı analizlerinin de tamamının temiz çıktığını öğrenmiş bulunuyoruz. Bu üreticiler diğer %100 Ekolojik Pazarlar’a da katılmakta veya ürün göndermektedir.

Organik tarım sadece tarımsal girdilerin, arazilerin denetimi değil bir ürünün tohumdan müşteriye ulaşıncaya kadarki tüm süreçlerinin denetimini, izlenebilirliği ve kayıt altına alınmasını gerektiren bir tarım şekli. Dolayısı ile organik ürünlerin sadece tarlalarda değil organik pazarlarda, perakende zincirlerde, elektronik ticaret sitelerinde, dükkanlarda ve manavlarda da denetimlerinin yapılması gerekiyor ve yapılıyor. Organik tarımda her bir üreticinin hangi üründen ne miktarda hasat edeceği veya depoladığı kayıt altında. Üreticinin pazarlara veya diğer marketlere satış miktarının, hasat ve depodaki stok miktarlarından düşümü yapılarak kayıt dışı, üretim dışı ürünlerin satışı engellenmekte. Bunun yanında habersiz denetimler, üretim alanları, pazarlama alanları, depolardan alınan numuneler ile konvansiyonel ürün karıştırılma riski/olasığı en alt düzeylere çekiliyor.

Sağlıklı, ekolojik ürünlere ulaşmak için sivil toplumun, yerel yönetimlerin işbirliği içinde çalışıp denetlediği, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ve yetkili kontrol ve sertifika kuruluşlarınca da denetlenen %100 Ekolojik Pazarlar güvenli alışverişin adresi olmayı sürdürüyor.

05 May

GÜVENLİ ALIŞVERİŞİN ADRESİ: % 100 EKOLOJİK PAZARLAR

Gıda konusunda çok fazla bilgi eksikliği ve kirliliği var. Oysa ki ne yersek o’yuz ve en temel ihtiyacımız olan gıda konusunda seçimlerimizi daha dikkatli yapabiliriz. Gerçek, sağlıklı gıdanın adresi % 100 Ekolojik Pazarlar, her hafta, İstanbulluları, İzmitlileri ve Kayserilileri doğa dostu yöntemlerle küçük ölçeklerde üretim yapmaya devam eden çiftçilerle bir araya getiriyor. Buğday Derneği ve yerel yönetimler işbirliğiyle açılan %100 Ekolojik Pazarlar’da, Buğday Derneği ve belediyelerin işbirliği içinde, Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl ve İlçe Müdürlüklerinin rutin veya şikayetler üzerine yaptığı denetimler ve zirai ilaç kalıntı analizleri dışında, bazen kendi üreticilerini kontrol etmek için kontrol ve sertifika kuruluşları da %100 Ekolojik Pazarlar’a baskın denetimler yapmakta.

Eylül ayı sonunda Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın yetkilendirdiği kontrol ve sertifika kuruluşlarından ORSER’in Şişli %100 Ekolojik Pazar’da habersiz yaptığı denetimler esnasında kendisi ile sözleşmesi olan 4 üreticiden aldığı ürünlere dair zirai ilaç kalıntı analizlerinin hepsinin temiz çıktığını öğrenmiş bulunuyoruz.

Organik tarım sadece tarımsal girdilerin, arazilerin denetimi değil bir ürünün tohumdan müşteriye ulaşıncaya kadarki tüm süreçlerinin denetimini, izlenebilirliği ve kayıt altına alınmasını gerektiren bir tarım şekli. Dolayısı ile organik ürünlerin sadece tarlalarda değil organik pazarlarda, perakende zincirlerde, elektronik ticaret sitelerinde, dükkanlarda ve manavlarda da denetimlerinin yapılması gerekiyor ve yapılıyor. Organik tarımda her bir üreticinin hangi üründen ne miktarda hasat edeceği veya depoladığı kayıt altında. Üreticinin pazarlarda veya diğer marketlere satış miktarı hasat ve depodaki stok miktarlarından düşümü yapılarak kayıt dışı, üretim dışı ürünlerin satışı engellenmekte. Bunun yanında habersiz denetimler, üretim alanları, pazarlama alanları, depolardan alınan numuneler ile konvansiyonel ürün karıştırılma riski/olasığı en alt düzeylere çekiliyor.

Sağlıklı, ekolojik ürünlere ulaşmak için sivil toplumun, yerel yönetimlerin işbirliği içinde çalışıp denetlediği Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ve yetkili kontrol ve sertifika kuruluşlarınca da denetlenen %100 Ekolojik Pazarlar güvenli alışverişin adresi olmayı sürdürüyor.

26 Nis

Gıdanızın sorumluluğunu alın, kendi %100 Ekolojik Pazarınızın yöneticisi olun!

Buğday Derneği sizi sadece “tüketici” olmamaya, sofranıza gelen gıdanız için sorumluluk almaya, “türetici” olmaya çağırıyor.

%100 Ekolojik Pazarlar’ın en önemli paydaşlarından biri de sizlersiniz. Pazarların işleyişi ve geleceği hakkında alınacak kararlara sizin katılımınız, kendi gıdanız konusunda sorumluluk almanız Türkiye’deki organik üretimin gelişebilmesi için büyük önem taşıyor.

%100 Ekolojik Pazarlar’da “Türetici Komisyonları” kuruluyor. Ekolojik Pazar müşterileri olarak kurulacak olan Türetici Komisyonları’na katılıp hem pazarların işleyişi ve yönetiminde söz sahibi olabilir hem de pazarların her anlamda geliştirilmesi ve kalitesinin arttırılması konusunda sorumluluk alabilirsiniz; Buğday Derneği, pazar esnafı ve üreticiler, yerel yönetim temsilcilerinden oluşacak Ekolojik Pazar Komisyonu’na temsilci göndererek Ekolojik Pazarlar’ın idaresi ve geleceği hakkında karar verebilirsiniz. Tüketici olmanın ötesine geçerek bir “türetici” olarak kendi gıdanızın ve pazarınızın sorumluluğunu alabilirsiniz.

Komisyonların toplanma tarihleri ve yerleri ayrıca her pazar için duyurulacaktır.

Türetici Komisyonları’na katılın, ekolojik pazarınıza sahip çıkın!