Kategori: Ürün

25 May

“Doğal” teriminin gıda etiketlerinde pazarlama malzemesi olarak kullanılması yasaklansın!

Gerçekten doğal mı?

GDO’lu yemlerle beslenen hayvanların sütünden elde edilen yoğurt paketlerinin üzerine “doğal” yazılmasını ya da üretiminde Dünya Sağlık Örgütü tarafından ”muhtemel kanserojen” olarak rapor edilmiş glifosat kullanılan sebze ve meyvelerin “doğal” kabul edilmesini istemiyoruz.

Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği çerçevesinde hazırlanmış olan “Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği Hakkında Kılavuz”un içeriğindeki “doğal” ve aynı anlama gelen “tabii”, “natürel” ve “natural” terimlerinin izin verilen kullanım esasları, tüketicide sağlıklı, müdahale edilmemiş ürün algısı yaratarak tüketiciyi yanıltabilecek ve organik tarım açısından haksız rekabete yol açabilecek koşullar içeriyor.

Kılavuz, pastörize süt, UHT süt, siyah çay, bitki çayları, yumurta, bal, kahve ile taze, kurutulmuş ve dondurulmuş meyve-sebze, yoğurt gibi ürünlerde “doğal” ifadesinin kullanılmasına izin veriyor.

Türk Dil Kurumu’na göre “doğal”; doğada olan, doğada bulunan, doğada rastlandığı gibi, doğaya uygun olan, doğa güçlerine, kurallarına uyan, tabii, natürel, kendiliğinden olan, insan eliyle yapılmamış, yapay karşıtı anlamlarına geliyor. Tüketici algısına daha yakın olan bu tanıma göre, endüstriyel koşullarda üretilmiş hiçbir gıdanın “doğal” olması mümkün değil ve bu şekilde etiketlenmiş gıdalar tüketicide sağlıklı, müdahale edilmemiş, hatta organik ürün algısı yaratabiliyor.

“Doğal” teriminin mevcut teknik tanımı ile halk arasındaki “doğal” algısı ve TDK’daki “doğal” tanımı arasındaki fark, tüketici hakları ve rekabet açısından sıkıntıya yol açıyor ve bu durum ilgili yönetmelik ve kılavuzun amaç ve ilkeleriyle de örtüşmüyor.
Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği’nin ilk maddesinde “Bu Yönetmeliğin amacı, algı farklılıkları ve bilgi gereksinimleri dâhil gıda hakkında bilgilendirme açısından tüketicilerin üst düzeyde korunmasına ilişkin kuralları belirlemektir” deniliyor.

İlgili kılavuzun genel uygulama esaslarında ise “Gıdalar, tüketiciyi yanıltmayacak şekilde ve satın alacak kişinin bilinçli bir seçim yapabilmesini sağlayacak biçimde etiketlenmeli ve tanıtılmalıdır. Gıdanın etiketlenmesi, tanıtımı ve reklamı bu doğrultuda açık ve bilgilendirici olmalıdır,” deniliyor.

Buna karşın, “doğal” kelimesinin tanımı üzerinde üretici firmalar ve tüketiciler arasında ortak bir algıdan söz edilemediği için, etiket üzerinde kullanımı tüketicinin korunması açısından sakıncalar doğuruyor.

Yönetmeliğin, amacına hizmet etmesi, haksız rekabetin önüne geçilmesi ve tüketici haklarının korunması açısından ilgili Kılavuz’da ve gerekiyorsa yönetmelikte bir an önce değişiklik yapılmasını öneriyoruz.

Önerdiğimiz değişiklikler şöyle:

  • Bölüm 1 Madde 5 ve Bölüm 2 Madde 1’in yeniden düzenlenmesini, “doğal” kelimesinin kullanımına hiçbir şekilde müsaade edilmemesini,
  • “Doğal” kelimesinin gıda etiketlerinde pazarlama malzemesi olarak kullanımının yasaklanmasını,
  • Genel Uygulama Esasları Madde 3’e göre bir etiketin veya tanımlamanın yanıltıcı olarak kabul edilip edilmeyeceği değerlendirilirken gıdanın etiketlenmesi, tanıtımı, sunumu ve reklamının bir bütün olarak ele alınması gerektiğinden, “doğal” çağrışımı yapacak görsel malzeme kullanımına (örneğin, konvansiyonel süt ve süt ürünleri ambalaj ve reklamlarında kapalı sistemde yetiştirilen inek yerine, merada otlayan inek görseli kullanılarak yanıltıcı biçimde doğal algısı yaratılması) izin verilmemesini talep ediyoruz.

 

Ek: Konuyla ilgili Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin detaylı açıklamasına buradan ulaşabilirsiniz.

Not: Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na bağlı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü’ne Buğday Derneği olarak yukarıdaki taleplerimiz ile ilgili yazdığımız dilekçeye Müdürlük tarafından yapılan geri dönüşte, “Yönetmelik ve Kılavuzun esas amacı, dilekçenizde belirtildiği gibi tüketicilerin doğru bilgilendirilmesi olup, Kılavuzun revizyon çalışmalarında ”doğal” ifadesinin kullanımına ilişkin görüşleriniz değerlendirmeye alınacaktır” cevabını aldık. Bu konuda, sizlerin de desteği ile gerekli hassasiyetin gösterilip, gerekli değişikliklerin yapılacağına inanıyoruz.

25 May

Çocukların sevgilisi çilek market ve pazarda yerini aldı! Peki çilekte asıl sakınmamız gereken hormon mu yoksa zirai zehirler mi?

Çocukların sevgilisi çilek market ve pazarda yerini aldı!

Peki çilekte asıl sakınmamız gereken hormon mu yoksa zirai zehirler mi?

EWG (Environmental Working Group)’nin ABD Tarım Bakanlığı verilerinden hareketle derlediği habere göre çilek sakınmamız gereken zehirli sebze ve meyveler listesinde birinci sırada. Bu sebeple EWG, tüketicileri organik çilek almaya çağırıyor.

Çilekte hormon olması ise gıdada doğru bildiğimiz yanlışlar listesinde herhalde ilk sıralarda olsa gerek…

EWG’nin analizine göre, ABD Tarım Bakanlığı’na bağlı bilim adamlarının 2015-2016 yıllarında yapmış oldukları testlerde, diğer tüm ürünlerde her bir numune ortalama 2.1 farklı pestisit kalıntısı içerirken, bu oran çileklerde 7.8 olarak tespit edildi.

ABD Tarım Bakanlığı’nın yapmış olduğu bu testler, çileğin, tarlada toplandıktan sonra ve yemeden önce yıkansalar bile, pestisit kalıntılarından arınmadığını gösteriyor ki günümüzde kullanılan nerede ise tüm zirai zehirler artık sistemik, yani meyvenin bünyesine giren zehirler.

Ocak 2015-Ekim 2016 tarihleri arasında ABD Tarım Bakanlığı 1174 konvansiyonel çileği test etti. Bu testlerin sonuçları özetle şöyle:

-Hemen hemen tüm örneklerde (%99) en az bir pestisit türü kalıntısı tespit edildi.

-% 20’sinde 10 veya daha fazla pestisit türü kalıntısı tespit edildi.

-Bu örneklerin en kirlisinde 22 farklı pestisit kalıntısı vardı.

-Çilek örneklerinin tamamında çeşitli kombinasyonlarda 81 farklı pestisit kalıntısı tespit edildi.

Çileklerde tespit edilen pestisitler ne kadar tehlikeli?

Tespit edilen pestisitlerin bazıları insan sağlığı açısından tehlikesiz. Ancak bazıları kanser, üreme ve gelişimsel hasar, hormon bozukluğu ve nörolojik problemlerle bağlantılıdır.

Pestisitlerden kaçınmak isteyenler için, EWG her zaman organik olarak yetiştirilen meyveleri tüketmelerini tavsiye ediyor.

Organik çilek bulabileceğiniz %100 Ekolojik Pazar adreslerini buradan görebilirsiniz: http://ekolojikpazarlar.org/

Doğru bildiğimiz yanlış: Çilekteki hormon…

Çilekte hormon kullanımı “gıdada doğru bildiğimiz yanlışlar” listesinde herhalde ilk sıralarda yer alıyor. Çilekte ne ürünü döllemek için ne de irilik için hormon kullanılmıyor. Çilek kendini dölleyen bir meyve. İriliğin sebebi ise çileğin çeşidi ile ilgili. Son yıllarda kullanılan çilek çeşitleri ise ihracat başta uzun mesafelere dayanıklı olabilmesi için üretilen çoğu ABD kaynaklı çeşitler. Bu çeşitlerin iriliği hormon değil ırksal olan bir özellik. Çilekte iriliğin ikinci bir sebebi ise hasat yılı ile ilgili. İlk yıl ekilen çilekler ilk sene iri taneler yaparken, ikinci ve üçüncü yıllarında daha küçük ürünler vermekte. Hem iri ürün alabilmek için hem de çilekte görülen kökte gelişen hastalıklar sebebi ile çilekler özellikle güney bölgelerimizde her yıl sökülüp yeni fideler dikilmekte ve dolayısı ile tüketici pazarda, markette iri çileklerle karşılaşmakta.

25 May

SİYEZ BUĞDAYI %100 EKOLOJİK PAZARLAR’DA

Güvenilir gıdaya ulaşmanın en kolay yolu olan, yerel çeşitler için bir vaha özelliği taşıyan %100 Ekolojik Pazarlar’da 20 farklı siyez ürünü bulmak mümkün.

Siyezli ürünler:

  • Erişte
  • Domatesli erişte
  • Bulgur
  • Makarna
  • Tel şehriye
  • Arpa şehriye
  • Çiçek şehriye
  • Kuskus
  • Buğday dövmesi
  • Buğday ezmesi
  • Un
  • Tam un
  • Cevizli ekmek
  • Zeytinli ekmek
  • Köy ekmeği
  • Ekşi mayalı antik siyez ekmeği
  • Bazlama
  • Tereyağlı simit
  • Sade poğaça
  • Grissini

 

Modern buğday çeşitlerinin atası olan siyez buğdayı yüksek protein, potasyum, B6 vitamini, lutein, fosfor, esansiyel yağ asitleri ve betakaroten içerir.

Siyez buğdayının modern buğdaydan farkları

  • Tanesi daha küçüktür.
  • Daha az ve kaliteli gluten içerir.
  • Kanser gibi hastalıkları önleyen karetonoidlerden fazlaca bulundurur.
  • 2 kat fazla A vitamini içerir.
  • 3-4 kat fazla lutein içerir.
  • 4-5 kat fazla riboflavin içerir.

Siyez buğdayı hakkında daha fazla bilgi almak için Ziraat Yüksek Mühendisi Neslihan Şimşek ile gerçekleştirdiğimiz söyleşimizi buradan okuyabilirsiniz.

05 May

Her parlak elma Pamuk Prenses’in yediği elma mıdır?

Elmalardaki parlaklık parafini mi işaret ediyor? Organik elma üstündeki yağlı tabaka parafin olabilir mi? Elma ve diğer bazı meyvelerin kabuk yüzeyinden bıçak ve benzeri aletlerle sıyırarak elde ettiğimiz kısım her zaman parafin midir? Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği olarak sizlerden yani organik ürün müşterilerinden de endişeler, sorular gelmeye başlayınca biz de bilenlere danıştık.

Eğirdir Meyvecilik Araştırma Enstitüsü’nden alınan bilgilere göre; meyvelerin en dış katmanında yer alan hücrelerin yüzeyi su ve hava geçirgenliği düşük bir yağsı madde ile kaplı durumdadır. Bu madde hücreler tarafından salgılanarak hücrelerin dış hava ile olan temasını engelliyor. Kutikula denen bu dış katman, kütin ve epikutikular mum olmak üzere iki bileşenden oluşuyor. Elmalarda bu kabuk üstü yapının kalınlığı yaklaşık 3 mikron kalınlığında olsa da bu tabakanın yapısı ve kalınlığı çeşide, yetiştiği çevre ve iklim koşullarına göre değişebiliyor.

Elmalarda kabukta bulunan bu doğal mum tabakası özellikle hasattan sonra uzun depolama süresince de artmaya devam eder. Özellikle yağlanma, yaşlanma ile ilişkili bir fizyolojik bozukluktur. Meyvelerin geç hasat edilmiş olması, uzun süre depolama yapılması ve depolama sırasında ortam koşullarının optimum ayarlanmadığı durumlarda daha belirgin bir şekilde ortaya çıkıyor.

Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nden Doç. Dr. Fatih Şen’in de belirttiği üzere; meyve tarafından sentezlenen epikütikular mum (vaks), yüzeyden olan su kaybını sınırlayıcı bir tabakadır. Meyve tarafından sentezlenen bu mumların kalınlığı, bileşimi ve fiziksel özellikleri, meyvelerin hasat edildikten sonra daha uzun süre dayanmasını sağlar. Bu mum tabakasının bulunduğu kutikula özellikle meyvelerde kalındır. Örneğin elma, armut, erik, kiraz, üzüm, portakal. Tür, çeşit, ekoloji ve bakım işlemleri elma yüzeyindeki mum oluşumunu etkiler.

Görüldüğü üzere elma ve benzeri meyvelerde, nem ve benzeri özelliklerin kaybını azaltmak için kendi bünyelerinde doğal bir mum tabakası bulunmaktadır.

Doç. Dr. Fatih Şen’in basında çıkan bilimsel bir altyapıya dayanmayan haberlerden sonra bir market zincirinin talebi üzerine market tarafından verilen elmalar (konvansiyonel elmalar ) üzerine hazırladığı raporda; “Elma meyvelerinin kabuk yüzeyinden bıçak ve benzeri aletlerle sıyrılarak elde ettiğimiz kısım, meyve tarafından sentezlenen mumdur.” deniliyor. Eğirdir Meyvecilik Araştırma Enstitüsü’nden yazılı olarak aldığımız raporda “Fiziksel olarak meyvenin dış kabuğunun kazınması ile çıkan beyazımsı mum tabakası hem mumlama yapılmamış hem de mumlama yapılmış elmalarda görülmektedir. Bu nedenle mumlama yapılmış meyvenin tespiti ancak laboratuvar koşullarında belirlenebilecektir.” deniliyor.

Doç. Dr. Fatih Şen’in hazırladığı rapor bize %100 garanti vermemekle birlikte bazı ipuçları da sunmakta. Örneğin tesislerde sentetik olarak mumlanan meyvelerde elmaların sap çukuru dahil hiçbir kirin bulunmaması, mum uygulanan meyvelerin tümünün ve meyvelerin tüm kısımlarının aynı parlaklıkta olması gerekmekte.

Mumlanan meyvelerde, mumlama sonrası boylama işlemi yapıldığından meyve iriliklerinin birbirine yakın olması gerekiyor. Ancak Eğirdir Meyvecilik Araştırma Enstitüsü’nce de belirtildiği üzere, elma ve benzer meyvelerin üzerindeki mumun doğal mı sentetik mi olduğundan yüzde yüz emin olmak sadece laboratuvar koşullarında yapılacak kimyasal analizlerle mümkün.

Elbette sentetik mumlama ile elde edilen parlaklık aynı zamanda işin cazibesi, tüketiciye yönelik bir algı yönetimi, işin albenisi. Oysa o parlaklığın altında onlarca zehir var. Birçok araştırmaya göre elma, zirai ilaçlar açısından en tehlikeli ürünlerden bir tanesi. ABD Tarım Bakanlığı 2014 araştırma verilerine göre, alınan 177 elma numunesinden sadece %4.50 sinde herhangi bir zirai ilaca rastlanmamış. Elmaların %74′ ünde 3 veya daha fazla zirai ilaca, %29.50 ‘sinde ise 5 veya daha fazla zirai ilaca rastlamış.

25 mRH

Organik çiğ süt %100 Ekolojik Pazarlar’da!

“Hastalıktan Ari” ve “Organik Hayvancılık” sertifikalarına sahip organik çiğ süt Şişli ve Kartal %100 Ekolojik Pazarlar’da satılmaya başlandı.

Organik hayvancılıkta ve süt üretiminde kullanılan yemler genetiği ile oynanmamış yani GDO’suz tohumlardan ve organik tarım mevzuatına uygun yetiştirilen yemlerdir. Bu üretimin sonunda besleyici, kalitesi ve değeri en yüksek organik çiğ süt elde edilir.

Organik çiğ süt, üretiminin her aşamasında denetim ve sertifikasyon şirketleri tarafından denetlenmekte ve yerel üretimle soğuk zinciri kırmadan hiçbir ısıl işleme (UHT) veya pastörizasyona tabi tutulmadan sağılmaktadır.

Organik çiğ sütün nereden geldiği ve kalitesi bilimsel laboratuvar çalışmaları ile belirlenmiş ve yine kanunlar çerçevesinde ilgili resmi kurumlarca denetlenmektedir. Çiğ süt üretimi için organik tarım sertifikası dışında “hastalıktan ari” belgesi alınması gerekmektedir. Bu belge sığır tüberkülozu, sığır, koyun, keçi brusellozu ile etkin mücadele eden, sürdürülebilir hayvancılığı sağlayan ve hayvanlardan insanlara bulaşabilen bu hastalıklardan halk sağlığını koruyan işletmelere veriliyor.

Her iki belgeye de (Organik Hayvancılık ve Hastalıktan Ari) sahip organik çiğ süte Şişli ve Kartal %100 Ekolojik Pazarlar’dan ulaşabilirsiniz.

13 qV_

Bioice da artık % 100 Ekolojik Pazarlar’da!

Çocukluğumuzun vazgeçilmez lezzeti, yaz aylarında ellerimizden düşmeyen meyveli buz, katkı maddesiz, % 100 organik olarak hazırlandı. BioIce, şimdilik Şişli ve Küçükçekmece’de, birkaç haftaya kadar da tüm % 100 Ekolojik Pazarlar’da; serinlerken nostalji yaşamak isteyen sizleri ve lezzetinden mahrum kalmasını istemeyeceğinizi düşündüğümüz çocuklarınızı bekliyor!

bioice

12 May

”Organik balık da olur muymuş?” demeyin.

Artık organik çipuralar da %100 Ekolojik Pazarlarda!
Peki bu organik kültür balıklarının diğerlerinden farkı nedir?
En önemli farkı balık yemi. Mevzuatlara göre yemin bitkisel kökenli kısmı organik üretimden, su ürünlerinden gelen kısmı ise sürdürülebilir balıkçılıktan gelmek zorunda. Üretici firma olan Kılıç Deniz’in ise kullandığı tüm yem, Danimarka’dan ”Aller Aqua” markalı organik yem.

balık 2
Organik yemler diğerlerinden ayrı stoklanmakta ve yem ithalatı süreci de kontrol ve sertifikasyon sürecine tabi. Yemler GDO’suz olduğu gibi, her parti yemin pestisit analizleri yapılıyor ve sertifikalanıyor.
Gene organik tüm hayvansal ürünlerde olduğu gibi hormon kullanımı yasak. Kafeslerde balık başı birim alan konvansiyonel üretime göre daha fazla, ki bu da balıkların daha çok strese girmelerine ve yaralanmalarına engel olarak hastalanma risklerini azaltıyor. Böylece mevzuatlarda belirlenen ve konvansiyonel üretime göre daha sınırlı olan antibiyotik uygulamasına da bu sayede daha az gerek duyuluyor, ki firmanın bu sene hiç antibiyotik kullanmasına gerek kalmamış.

balık 1

12 May

%100 Ekolojik Pazarlar’da Şimdi Ekolojik Çilek Zamanı

%100 Ekolojik Pazarlara Türkiye’nin dört bir yanından çilek gelmeye başladı bile. Mersin, İzmir, Nevşehir (örtü altı) derken yakında Zonguldak, Konya, İskilip, Bursa ile % 100 Ekolojik Pazarlar’da Kasım ayına kadar çilek var.
Aslında hiç olmayan hormondan korksak da çilekte asıl sorun zirai ilaçlar. ABD Tarım Bakanlığı 2014 araştırma verilerine göre ürünlerde zirai ilaç/zehir kalıntı tespitinde konvansiyonel çilek birinci sırada. Bakanlığın 2014 yılı içinde aldığı 176 numune çilekte 32 çeşit zirai ilaç tespit edilmiş. Çilek numunelerinin %83.50 sinde 5 veya fazlası zirai ilaç tespit edilmiş olup tüm ürünler içinde rekor kalıntı 17 zirai ilaçla gene çilekte. Bu listede yer alan birçok zirai ilaç ne yazık ki Türkiye’de de kullanılıyor. Organik çilek tercih etmemiz için bir diğer sebep ise konvansiyonel üretimde kullanılan suni gübreler.

çilek


Çilekte hormon kullanımı ”gıdada yanlış bildiğimiz şeyler” listesinde herhalde ilk sıralarda yer alıyor. Çilekte ürünü döllemek için de irilik için de hormon kullanılmıyor. Çünkü çilek kendini dölleyen bir meyve.


Çileklerin iriliğinin bellibaşlı iki sebebi var: İhracat başta uzun mesafelere dayanıklı olabilmesi için geliştirilmiş çeşitler. Bu çeşitlerin iriliğinin sebebi ırksal özelliktir, hormon alımı değil. Çilekte iriliğin ikinci bir sebebi de hasat yılıyla ilgili. İlk yıl ekilen çilekler ilk sene iri taneler yaparken, ikinci ve üçüncü yıllarında daha küçük ürünler vermekte. Hem bu sebeple hem de çilekte görülen, kökte gelişen hastalıklar sebebiyle çilekler özellikle güney bölgelerimizde her yıl sökülüp yeni fideler dikilmekte ve dolayısıyla tüketici pazarda, markette iri çileklerle karşılaşmakta.


İşte bu yüzden %100 Ekolojik Pazarlar’da zirai ilaç/zehirler başta konvansiyonel üretimden uzak, ekolojik çilekleri gönül rahatlığıyla tezgahtan evinize götürebilir, afiyetle yiyebilirsiniz.

06 May

Siyez de % 100 Ekolojik Pazarlar’da!

Siyez de % 100 Ekolojik Pazarlar’da!

Kurulduğundan bu yana organik tarım sektörünün öncü girişimlerinden olan Şişli %100 Ekolojik Pazar bugüne kadar birçok organik ürünün de sektöre ilk tanıtıldığı mecra oldu. Süt türevi ürünler, istiridye mantarı, ketçap, safran, helva derken bunlara siyez buğdayı, unu, ezmesi ve %40 siyez buğdayı içeren ekmeği de eklendi.
Bu ürünleri bulabileceğiniz tezgâhları pazardaki Buğday Derneği ve Belediye yetkililerine sorabilirsiniz.
Hititler’in ‘’zız’’ dediği bu buğday; tok tutma özelliği, lif bakımından zenginliği ve içerdiği vitaminlerle sağlıklı ve güvenle tüketebileceğiniz önemli bir gıda maddesidir. Siyez ezmesini kahvaltılarda ve öğün aralarında meyvelerle veya yoğurtla, siyez ununu da başta ekmek yapımında olmak üzere yemeklerinizde kullanabilirsiniz.

siyez

06 May

Her parlak elma parafini mi işaret ediyor?

Her parlak elma parafini mi işaret ediyor? Elma ve diğer bazı meyvelerin kabuk yüzeyinden bıçak ve benzeri aletlerle sıyırarak elde ettiğimiz kısım her zaman parafin midir?

Eğirdir Meyvecilik Araştırma Enstitüsü’nden aldığımız bilgilere göre; meyvelerin en dış katmanında yer alan hücrelerin yüzeyi su ve hava geçirgenliği düşük bir yağsı madde ile kaplı durumdadır. Bu madde hücreler tarafından salgılanarak hücrelerin dış hava ile olan temasını engellemektedir. Bu dış katmana ‘’kutikula’’ adı verilmektedir. Kutikula tabakası kütin ve epikutikular mum olmak üzere ikibileşenden oluşmaktadır. Elmalarda bu kabuk üstü yapının kalınlığı yaklaşık 3 mikron kalınlığındadır. Fakat bu tabakanın yapısı ve kalınlığı çeşide, yetiştiği çevre ve iklim koşullarına göre değişebilmektedir.

Elma_yüksek_04

Elmalarda kabukta bulunan bu doğal mum tabakası özellikle hasattan sonra uzun depolama süresince de artmaya devam eder. Özellikle yağlanma, yaşlanma ile ilişkili bir fizyolojik bozukluktur. Meyvelerin geç hasat edilmiş olması, uzun süre depolamayapılması ve depolama sırasında ortam koşullarının optimum ayarlanmadığı durumlarda daha belirgin bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nden Doç. Dr. Fatih Şen’in de belirttiği üzere; meyve tarafından sentezlenen epikütikular mum (vaks), yüzeyden olan su kaybını sınırlayıcı bir tabakadır. Meyve tarafından sentezlenen bu mumların kalınlığı, bileşimi ve fiziksel özellikleri, meyvelerin hasat edildikten sonra daha uzun süre dayanmasını sağlar. Bu mum tabakasının bulunduğu kutikula özellikle meyvelerde kalındır. Örneğin elma, armut, erik, kiraz, üzüm, portakal. Tür, çeşit, ekoloji ve bakım işlemleri elma yüzeyindeki mum oluşumunu etkiler.

Görüldüğü üzere elma ve benzeri meyvelerde, nem ve benzeri özelliklerin kaybını azaltmak için kendi bünyelerinde doğal bir mum tabakası bulunmaktadır.

Doç. Dr. Fatih Şen’in basında çıkan bilimsel bir altyapıya dayanmayan haberlerden sonra bir market zincirinin talebi üzerine market tarafından verilen elmalar üzerine hazırladığı raporda; “Elma meyvelerinin kabuk yüzeyinden bıçak ve benzeri aletlerle sıyrılarak elde ettiğimiz kısım, meyve tarafından sentezlenen mumdur.” denilmektedir. Eğirdir Meyvecilik Araştırma Enstitüsü’nden yazılı olarak aldığımız raporda “Fiziksel olarak meyvenin dış kabuğunun kazınması ile çıkan beyazımsı mum tabakası hem mumlama yapılmamış hem de mumlama yapılmış elmalarda görülmektedir. Bu nedenle mumlama yapılmış meyvenin tespiti ancak laboratuvar koşullarında belirlenebilecektir.” denilmektedir.

Pamuk Prensesi öldüren parlak elma’nın içindeki zehir değil mi?

Gıda! Sanki bir kitle imha silahı.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) uzmanlaşmış kanser kuruluşu olan Uluslararası Kanser Araştırmaları Kurumu (International Agency for Research on Cancer- IARC) GDO’lu ürünlerin %80’inde kullanılan ot ilacı (herbisit) etken maddesi olan (Glyphosate) Glifosat’ın insanlarda muhtemelen kanser yaptığını açıkladı. (1) “Muhtemelen” çünkü deneyler elbette insan değil fareler üstünde yapıldı.

AB, bağcılıkta salkım güvesi başta olmak üzere, çeşitli zararlılara karşı kullanılan chlorpyrifos etken maddesinin sofralık üzümde dolayısı ile kuru üzümde de maksimum kalıntı limitini 0.5 ppm’den 0.01 ppm’e düşürme kararı aldı. (2) Peki neden yıllardır bu zehir için verilen kabul edilebilir doz birden bire 50 kat aşağıya çekildi? Yapılan deneyler sonucu, “Farelerde kolinesteraz enzimini engelleyerek kırmızı kan hücrelerini, sinir sistemini olumsuz biçimde etkilediği” tespit edildiği için…

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 2011’den 2014 yılı sonuna kadar tam 177 etken maddenin kullanımını yasakladı.(3) Sayının bu derece yüksek olması AB’ye uyum süreci ile ilgili. Tabii bu durumda ‘‘ya AB’ye uyum süreci devrede olmasaydı?’’sorusu geliyor insanın aklına.

Elbette sentetik mumlama ile elde edilen parlaklık aynı zamanda işin cazibesi, tüketiciye yönelik bir algı yönetimi, işin albenisi. Oysa o parlaklığın altında onlarca zehir var. Belki bugün bu zehirlerin, çeşitli bilimsel araştırmalara dayanarak, hükümetlerce kabul gören belirli limitler içinde tutulduğu için sağlığımıza zararlı olmadığı kabul ediliyor ama bunların çeşitli böcekleri, otları vs zehirleyip öldürdüğünü ve gene bilimsel araştırmalara dayanarak her geçen gün yeni bir etki, yasaklanan yeni bir etken madde veya zirai ilaç, indirilen kalıntı limitleri ile karşı karşıya olduğumuzu da unutmamak gerekiyor. Birçok araştırmaya göre elma, zirai ilaçlar açısından en tehlikeli ürünlerden bir tanesi. ABD Tarım Bakanlığı 2014 araştırma verilerine göre, alınan 177 elma numunesinden sadece %4.50 sinde herhangi bir zirai ilaca rastlanmamış. Elmaların %74!’ ünde 3 veya daha fazla zirai ilaca, %29.50 ‘sinde ise 5 veya daha fazla zirai ilaca rastlamış. (4)

Ama sentetik katkı maddeleri, hormonlar ama zirai ilaçlar, sentetik gübreler…Bütün bunlardan kaçınmanın tek yolu sıfır zirai ilaç, hormon zorunluluğu olan, fenni gübrelerin yasak olduğu ekolojik gıda tüketiminden geçiyor.

Editörün notu:

Öte yandan içinde sentetik parafinin de olduğu değişik mumlar, Amerika Bileşik Devletleri, İspanya gibi ülkemizde de özellikle turunçgil meyvelerine uygulanmaktadır. Meyvelerinde mum uygulamasının yapılması için özel ürün işleme hatlarına ihtiyaç vardır. Meyvelere mum uygulanabilmesi için meyvenin önce su ve fırçalarla yıkanıp toz vb. kirlerin uzaklaştırılması gerekmektedir. Yıkama sonrası mumların meyveye yapışması için yıkanan meyvelerin özel fırın düzeneklerinde kurutulması gerekmektedir. Mum uygulaması, meyveler dönerken püskürtme şeklinde uygulanır, bu sırada meyveler fırçalanarak mumun meyvenin tüm yüzeyine uygulanması sağlanır. Mumlama sonrası tekrar meyveler kurutularak, boylanır ve paketlenir.

Doç. Dr. Fatih Şen’in hazırladığı rapor bize %100 garanti vermemekle birlikte bazı ipuçları da sunmaktadır. Örneğin tesislerde sentetik olarak mumlanan meyvelerde elmaların sap çukuru dahil hiçbir kirin bulunmaması gerekmektedir. Mum uygulanan meyvelerin tümünün ve meyvelerin tüm kısımlarının aynı parlaklıkta olması gerekmektedir. Mumlanan meyvelerde, mumlama sonrası boylama işlemi yapıldığından meyve iriliklerinin birbirine yakın olması gerekmektedir. Ancak Eğirdir Meyvecilik Araştırma Enstitüsü’nce de belirtildiği üzere, elma ve benzer meyvelerin üzerindeki mumun doğal mı sentetik mi olduğundan yüzde yüz emin olmanın yolusadece laboratuvar koşullarında yapılacak kimyasal analizlerdir.

Kaynaklar:

(1) http://www.thelancet.com/journals/lanonc/article/PIIS1470-2045%2815%2970134-8/fulltext

(2) http://www.efsa.europa.eu/en/efsajournal/pub/3640

(3) http://www.tarim.gov.tr/Konu/934/Yasaklanan-Bitki-Koruma-Urunleri-Aktif-Madde-Listesi 

(4) https://www.ams.usda.gov/sites/default/files/media/2014%20PDP%20Annual%20Summary.pdf